Kimlik meselesini aydınlar mı çıkardı?

16 Ağustos 2019, Cuma 08:01
AA

Laik kesimde; bir grup demokrat / solcu aydının, “siyasal İslam”ın peşine takıldığı ve AK Parti iktidarına payanda olduğu yaygın bir kanaattir. Onlara göre, söz konusu aydınlar “sınıf” meselesini unutmuş, bunun yerine “kimlik siyaseti”ni öne çıkarmışlardır.

2010 Anayasa referandumundaki “evet” tercihi, bu bağlamda, sıklıkla hatırlatılır. Daha önce “yetmez ama evet” konusunu yazdım.

Bu kez, “kimlik” meselesi üzerinde durmak istiyorum. Türkiye’yi uzun yıllardır meşgul eden ve çözüm bekleyen iki temel sorun şudur:

1) Dindarlık-laiklik gerilimi, 2) Kürt sorunu. Bu alandaki çözümsüzlük İslamcı, Laik, Türk, Kürt, Alevi kimliklerinin öne çıkmasına sebep oluyor. Bu sorunların siyasi gündemi meşgul etmesinin sebebini de, aydınlara ya da Batı’nın kışkırtmalarına bağlayanlar epey çoğunlukta.

Kimlik meselelerinin bu kadar öne çıkmasını bir kışkırtma ile açıklayabilir miyiz? Bütün bu başlıkların, siyaseti değil sosyolojiyi ilgilendirmesi gerekir. Demokratik ülkelerde bunlar, büyük oranda çözülmüş veya bizdeki kadar gerilim nesnesi olmaktan çıkmışlar.

Örneğin, Alevilerin talepleri yerine getirilmediği, konu bir özgürlük konusu olmaya devam ettiği için siyaset alanında çözüm bekliyor. Benzer bir nedenle Kürt meselesi de siyaset alanına taşınmış durumda.

Dindarlık bir kesim tarafından “tehlike” olarak görüldüğü için, “başörtüsü yasağı” uzun yıllar demokrasi alanının, siyasetin meselesi oldu.

Yasaklar çatışma yarattı

Kimlik kaynaklı tartışmaları bir demokrasi konusu olarak görmek yerine, “asıl mesele sınıfsaldır” diyerek ikincilleştirme eğiliminde olanlar var. Gerçek ise şu: Kimlikler, çözümsüzlüğe terk edildiği için, sonunda kutuplaşmaya ve çatışmalara neden oldular.

Toplumun muhafazakar kesimleri de, bu nedenle siyasi bir örgütlenmeye giriştiler. İktidar da oldular. Ama onlar da, demokratik çözümler üretemediler. Sıkıştılar. Yasakçılık, kimlikleri yok sayma, baskıyla susturma siyaseti meseleleri çözmeye yetmiyor.

Sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor. Cumhuriyet döneminin bu açıdan gözden geçirilmesi bugünleri anlamamıza yardımcı olabilir. Tabii ki kimlik yasakçılığının da sınıfsal bir karakteri bulunuyor.

Egemen kimlik sahipleri, diğer kimlikleri yok sayarken daha üst bir sınıfın temsilcileri olarak hareket ediyorlar. Sorunlarımızı, katılımcı demokrasiyi derinleştirerek çözme yolunda ilerleyebileceğimizi, aksinin hüsran olabileceğini bir kez daha yaşayarak öğreniyoruz.

★ ★ ★

Kitap: Yücel Akyürek, “Yol Boyu” (‘50,’60 ve 70’li yıllar), Yeni İnsan Yayınevi (Türkiye'nin dört bir yanında geçen, çocukluk, öğrencilik, mimarlık yılları. Bir değişim döneminin gözlemleri...)


Sıradaki haber yükleniyor...