M. Aktolga’nın “Hatıralar”ı

11 Ocak 2019, Cuma 08:30
AA

68 olaylarının 50. yılını geride bıraktık. O günlerin 20’li yaşlarındaki ‘isyancı çocukları’ndan hayatta kalanlar, 70’ine geldiler.

Geçmişimizle ciddi bir hesaplaşma yaşamadık. Bazılarımız anılarımızı yazdık, eleştirel gözlemlerimizi ifade ettikse de, bunların 68’i anlamaya yeteceğini sanmıyorum.

Bu yöndeki adımlardan birisini Münir Aktolga attı. “Hatıralar” (Alter Yayıncılık) kitabıyla, bir muhasebeye girişiyor. İlk eleştirilerini cezaevindeyken yapmış, bu nedenle “mahalle” tarafından da dışlanmıştı.

Münir’i genç kuşaklar pek bilmez. O, 68 eylemlerinin tanınmış isimlerindendi. THKP-C’nin kurucularındandı.

Münir, 12 Mart 1971’in ardından birlikte kaldığımız Yıldırım Bölge cezaevinden kaçtı. Sonra yakalandı.

30 Mart 1972’de Kızıldere’de Mahir Çayan ve 9 arkadaşı güvenlik güçlerince öldürüldüler.

Ardından Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan, idam edildiler. Yaşlarımız 20-25 arasındaydı. İki-üç yıla sığan onlarca eylem yaşadık. O dönemin eylemleri, yalnızca devletin acımasızlığı yönüyle ele alındı, eleştiriden geçirilmek yerine “örnek” kahramanlıklara dönüştü.

“Mahalle”nin baskılarına aldırmayan Münir, eleştirilerini yılmadan sürdürdü. 600 sayfalık kitabı bu hesaplaşmanın ürünü...

Münir, 68’deki “devrimci” hareketin temel zaafı olarak; “devletçilik”i ve devleti kurtarmayı üstlenen ‘darbecilik’i görüyor. 60’ların sosyalist hareketi, 27 Mayısçılığın gölgesinde boy verdi. 27 Mayıs’a bir çok solcu “ilerici darbe” gözüyle bakıyordu.

Meclis değil darbe tercihi

Darbeci sol, parlamenter mücadeleyi de reddediyordu.

1965 seçimlerinde TİP 15 sosyalist milletvekiliyle Meclis’e girmişti. Seçim sistemi de oldukça demokratikti. Meclis’te mücadele etmek, seçimlere katılmak daha gerçekçiydi.

Münir, 1973’te cuntanın Cumhurbaşkanı adayı General Faruk Gürler’in seçilememesini dönüm noktası olarak görüyor. AP’li ve CHP’li mebuslar, tankların sardığı Meclis’te Gürler’e oy vermediler. Parlamentonun direnişi cuntanın tasfiye edilmesinde ciddi bir rol oynadı. O çizgi solda etkili olabilseydi, başka bir yerde olabilirdik.

Münir, “silah” ve “şiddet” konusunu masaya yatırsa da fazla irdelemiyor. Bu mesele sol hareket içinde yeterince tartışılmış bir konu değil. Solda şiddeti “meşru” bir “yöntem” olarak gören zihniyet, varlığını koruyor...

1968 gençliği içinde “korunma” gerekçesiyle başlayan silahlanma, sokakta, okullarda farklı görüşteki öğrencilere ve zaman zaman halka- şiddete yöneldi.

Münir, yaşadıklarını, 20’li yaşlarının başlarında bir avuç gözükara gencin, ölümün üzerine gitmesinin öyküsünü anlatıyor.

“Hatıralar”, bu açıdan önemli bir arayış, bir özeleştiri olarak okunabilir.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.