Oral ÇalışlarNuman Kurtulmuş’tan acil çağrı

HABERİ PAYLAŞ

Numan Kurtulmuş’tan acil çağrı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, deneyimli bir siyasetçi olarak son derece önemli ve acil bir çağrı yaptı. Çağrının özü şu: “TBMM Kardeşlik Komisyonu yeni adımlar atmazsa, süreç yarım kalırsa, ortaya çıkacak tehlike çok büyük olabilir.” Kurtulmuş’a göre mesele yalnızca iç politika meselesi değil; Türkiye’nin geleceğiyle, bölgedeki büyük kırılmalarla ve yaklaşan risklerle ilgili. Kurtulmuş, İsrail’in ABD desteğiyle mezhepler arası çatışmaları körüklediğini ve ülkeleri içeriden kırılgan hale getirmeye çalıştığını düşünüyor. Bu nedenle de Türkiye’nin kendi iç cephesini sağlamlaştırması, toplumsal fay hatlarını onarması gerektiğini savunuyor. Türkiye içeride güçlü ve barışçıl bir zemin kuramazsa, dışarıdaki fırtınaların içeride daha yıkıcı sonuçlar doğurması kaçınılmaz hale gelebilir. “Bu iş 2009’a, 2013’e ya da önceki çalışmalara benzemez.

Haberin Devamı

Eğer bu iş başarısız olursa, duvar yıkılırsa, sivil siyaset bu duvarın altında kalır ve Allah korusun, başarısız olduğumuz zaman şartlar 4 Ağustos 2025’tekinden daha vahim bir duruma dönüşebilir.” Numan Kurtulmuş’un “Haydi hızlanalım” çağrısı işte bu yüzden önemli. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın uzun süredir yaptığı bazı vurgular da ayrıca dikkat çekiyor. Kendisinin hukuk ve siyaset ilişkisinde daha dikkatli bir dil kurulması gerektiğini söylemesi önemli. Yıldız’ın, İBB davası etrafındaki tartışmalarda yargılama tarzına dönük itirazları ve “kimse cezası kesinleşmeden suçlu sayılamaz” hatırlatması, kayda değer. Feti Yıldız, İBB duruşmaları sürerken yaptığı açıklamada, “maddi vakalarda ortaya çıkan belirsizliklerin, sanık lehine yorumlanması”na vurgu yapıyor. “Delilsiz ispat maddi vakaya uygun olsa bile zan ve tahminden ibarettir (…) Kesinleşmiş yargı kararı olmadan, kimsenin suçlu sayılamayacağına ilişkin karine, adil yargılama hakkının ana unsurlarından biridir” diyor. Komisyon konusuna dönersek…

Asıl mesele, Türkiye’nin bölgesel fırtınalar karşısında kendi iç barışını tahkim etmesi. Kurtulmuş’un bir başka önemli tespiti, demokratikleşme ile iç barış arasındaki doğrudan bağa ilişkin: Amerika’nın Irak’ı işgaliyle birlikte başlayan süreçte bölgenin etnik ve mezhebi olarak fiilen bölünmeye doğru itildiğini söylüyor. Türkiye’nin bu gidişatı tersine çevirmesi içinse içeride daha kapsayıcı, daha güven verici ve daha demokratik bir siyaset dili üretmesi gerektiğini ifade ediyor. Eğer Türk’üyle Kürt’üyle, Alevisiyle Sünnisiyle, laik ve islamcısıyla, yani bütün farklılıklarıyla yeni ve güçlü bir kardeşlik zemini yaratılabilirse, Türkiye bu badireli dönemi daha sağlam geçirebilir. Atılacak her demokratikleşme ve özgürlük adımı, yalnızca bir reform hamlesi değil, aynı zamanda ülkeyi koruyan bir kalkan işlevi görecek.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder