Sol bedelini ödüyor… Sağ ne yapıyor?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Osmanlı’nın çöküş ve dağılma tehlikesiyle yüz yüze gelmesi üzerine başlayan II. Mahmut’tan bu yana yeni bir sistem arayışı sürüyor. II. Mahmut, yüzü Batı’ya dönük bir reformcuydu. Modernleşme ve Batıcılık, bu dönemde başlayarak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e süregeldi. İlk batılı kurumlar II. Mahmut’la birlikte kuruldu. Padişah, ilk posta ve polis örgütünü kurdu, kılık kıyafette düzenlemeler yaptı. Modern okullar (ilkokul, Rüştiye, İdadi, Tıbbiye, Harbiye) açıldı. İlk resmi gazete yayına başladı.

O günden bugüne, iki alternatif yolun rekabeti, iktidar mücadelesi sürüyor. Birinci yol, ana aksı Fransız İhtilali, Sovyet Devrimi gibi radikal çözümleri de kapsayan otoriter-modernist yoldur. 'Sol yol' diye tanımlanması da herhalde yanlış olmaz. Bu yol, öncü bir azınlığın, 'geri toplumu' tepeden inme metotlarla eğitip değiştirme, modernleştirme iddiasıdır. Kökeni ihtilalcidir.

Geçtiğimiz iki yüzyıla, asıl olarak, birinci yol damga vurdu. Toplumu, 'muasır medeniyet' düzeyine çıkartacaklarını söylüyorlardı. Ancak, demokrasinin henüz Türkiye gibi ülkeler için 'lüks' olduğu yönünde bir kanaatleri de vardı. 2000’li yılların başına kadar, devletin ana omurgasını, işte bu çizgi oluşturdu.

Siyaset alanında özellikle çok partili rejime geçişten bu yana seçimlerin çoğunu sağcıların kazanmasına rağmen 'ana iktidar-ordu-yargı-bürokrasi', bu çizginin kumandasındaydı. Belirli ilerlemeler sağlamasına karşın, toplumun refah ve demokrasi beklentisine cevap veremedi.

Sağda muhasebe ihtiyacı 

2002’de başlayan AK Parti iktidarı yeni bir denemeydi. Bu kamplaşmada, ilk kez sağcı bir iktidar geçmişten farklı olarak, adım adım devletin temel kurumları içinde de hegemonya kurdu. Devleti laikmodernist söylem kullanan kesimin elinden alarak, muhafazakarların yönettiği bir sistem denemesine girişti. Laik-modernist-sol seçenek, son yıllarda yoğun eleştirilerle karşılaşıyor.

Bir çözüm üretemediği, betonlaşmış bir zihniyet olduğu söyleniyor. Bir kısmı haklı, bir kısmı haksız suçlamaların hedefi oluyor. Sol içinde modernleşme serüveni birçok yönden masaya yatırıldı, zaafları, haksızlıkları, verdiği zararlar konuşuldu. Tabii sol sözcüğünü burada soyut anlamda kullanıyorum.

Laik-modernist eğilimdekilerin ne kadarı kendisini solcu sayıyor, bu ayrı bir tartışma konusu. 20 yıldır süren muhafazakar-sağ deneme, nasıl bir sonuç verdi? Şimdi sağ muhafazakarlığın iktidar deneyimini değerlendirme zamanı.

Ne vaat edilmişti? Hangi umutlar ve hedefler öngörülmüştü? Muhafazakarlık, yeni bir toplum modeli veya yeni bir sistem ortaya koyabildi mi? Bütün bunları öncelikle muhafazakar kesimin yazarları, çizerleri, düşünürlerinin ele almasında yarar var. Bir ciddi muhasebeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu iktidar tecrübesinin bizzat sağ cenahta, o kesimin aydınlarınca değerlendirilmesi gerekiyor.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder