Sorunun etrafında dolanıyoruz

AA

ABD’liler Suriye’de güvenli bölge kurulması konusunda yeni tekliflerle geldiler. İlk görüşmelerin ardından Dışişleri, “Prensip anlaşmasına vardık” şeklinde kısa bir değerlendirme yaptı.

Çok geçmeden ertesi gün Bakan Çavuşoğlu, Amerika’nın teklifini tatmin edici bulmadıkları söyledi ve “Çözüm üretilemezse biz de gereğini yaparız” diyerek operasyon sinyali verdi. (Doğrusu ilk başta prensip anlaşmasına hangi noktalarda varılmıştı insan merak ediyor.)

Anlaşmazlığın nerede düğümlendiği belli. Türkiye’ye göre “terör örgütü”; ABD, Rusya ve Batılı devletlere göre IŞİD’le mücadele eden “Kürt savaşçıları” şeklinde tanımlanan YPG’den söz ediyoruz.

Bu konuda Ankara’nın bütün çabalarına karşın YPG’yi terör örgütü olarak kabul eden pek yok. ABD, onları bölgedeki silahlı müttefiki olarak görüyor.

Rusya, Moskova’da büro açmak dahil her türlü desteği veriyor. Avrupa’ya göre de onlar, “İslami terör”e karşı seküler bir denge unsuru... S-400 füzeleri, rahip Brunson krizi, güvenli bölge meselesi gibi birçok temel konunun aslı esası YPG’nin nereye konulacağında düğümleniyor.

YPG, -ya da kendi deyimleriyle SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) omurgasını bölge Kürtleri oluşturuyor.

Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte PKK/ YPG güçleri Kuzey Suriye’de özerk kantonlar oluşturdu.

Bunu yaparken farklı eğilimdeki Kürt örgütlerini zor yoluyla tasfiye etti. Yine bu bölgelerde bazı Arap ve Türkmen gruplarıyla da ittifaklar oluşturdu.

YPG Türkiye ilişkisi

Türkiye asıl olarak Kuzey Suriye’de oluşan ve kalıcılaşması mümkün olan YPG hakimiyetini, Türkiye’nin toprak bütünlüğü için bir tehdit olarak algılıyor. Bu nedenle YPG’yi hiçbir görüşmede, müzakerede muhatap olarak kabul etmiyor.

Ancak, bölgede ağırlığı olan başta ABD ve Rusya olmak üzere Şam rejimi dahil, neredeyse bütün ülkeler, YPG’yi “IŞİD'e karşı bir önemli seçenek” olarak kabul ediyor. İşin bir başka boyutu da İsrail.

Arap kuşatması altındaki İsrail, Kürtleri seküler güç ve potansiyel müttefik olarak benimsiyor ve onlarla işbirliğine açık bir çizgi izliyor. ABD’nin açmazı; YPG ile Türkiye arasında bir denge sağlamakta zorlanması.

Türkiye’nin açmazı; YPG’nin terör örgütü sayılması konusunda başta ABD olarak dünyaya laf anlatamaması. Bu durumun da etkisiyle Türkiye Suriye’de ciddi şekilde zorlanıyor.

Abdullah Öcalan’ın, şu sözleri, belki de yeni bir kapı açılması için bir başlangıç olabilir: “Suriye’deki sorunların çatışma kültüründen uzak durularak; Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmalıdır.” Bir yerden başlamak gerekiyor...


Sıradaki haber yükleniyor...