Depresyon kapınızı çalmış olabilir

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Psikiyatri Uzmanı Dr. Sena Güneytepe, depresyonun belirtileri ve nedenleri hakkında merak edilenleri anlatıyor

DEPRESYON NEDİR?

 Kişinin iş, aile ve sosyal yaşamında ciddi sorunlar yaratan, maddi ve manevi kayıplara yol açabilen ciddi bir hastalık. Çökkün duygudurum, hayattan tat alamama, değersizlik, suçluluk hisleri, intihar fikirleri, enerji kaybı, yorgunluk, uyku süresinde artma ya da azalma, iştah ve kilo artışı ya da kaybı, konsantrasyon güçlüğü, kararsızlık, hareketlerde yavaşlama ya da artış (yerinde duramama)... Bu belirtilerden en az 5’inin yaklaşık 2 hafta boyunca hemen her gün yaşanmasını depresyon olarak tanımlıyoruz. Özellikle çökkün duygudurum ve hayattan tat alamama depresyon tanısı için önemli.

DEPRESYONDA OLUP OLMADIĞIMIZI ANLAYABİLİR MİYİZ?

 Kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma dair farkındalığı pek çok etkenle ilişkili. Örneğin karakter özellikleriniz, içinde yaşadığınız sosyoekonomik çevre, kısmen de olsa eğitim durumunuz kendinizi değerlendirmenizi etkiler. Günümüzde pek çok kişi yaşadığı zorlukları depresyonla ilişkilendirebiliyor. Burada en önemli belirteçlerden biri depresif duygudurumun sürekliliğidir. Yani birkaç günlük geçici bir durum depresyon anlamına gelmiyor. Depresif duygudurum bazen geçmişe göre daha tahammülsüz, gergin, sinirli hissetmenize bazen de insanlardan uzaklaşma, içe kapanma, durgunlaşma, dalgınlaşma şeklinde yaşanabilir. 

DEPRESYON HASTALARINDA İNTİHAR RİSKİ YÜKSEK Mİ?

Psikiyatrik bozukluklar arasında depresyon, alkol ve madde kullanım bozuklukları ve psikotik (kişinin gerçeklik algısını değiştiren) bozukluklar intihar riskinin arttığı durumlar olarak biliniyor. Bunların dışında kronik hastalığı olanlarda, dezavantajlı gruplarda (göçmenler, mülteciler, LGBT bireyler), şiddet ve istismar mağdurlarında, yakın zamanda kayıp yaşantısı olanlarda ve izolasyon altındaki kişilerde de intihar riskinin arttığı gösterilmiş. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada her yıl yaklaşık 800 bin insan intihar sonucu ölüyor. Tamamlanmış intiharların yaklaşık yüzde 77’si alt-orta gelir grubundaki ülkelerde gerçekleşiyor.

DEPRESYONUN SEBEPLERİ NELER?

HANGİ YAŞAM OLAYLARI DEPRESYON SEBEBI OLABILIR?

 Depresyon açısından risk faktörlerini şöyle sıralayabiliriz: Zorlu yaşam olayları, kronik hastalıklar, maddi zorluklar, işsizlik, sevilen birinin kaybı, ayrılık, şiddete maruz kalma. Gebelik ve lohusalık, ağır-kronik fiziksel hastalıklar. Birinci derece akrabada depresyon olması. Çocukluk çağı travmaları (ihmal, istismar, çocuklukta ebeveyn kaybı gibi). Ekonomik krizler, savaşlar, toplumsal kriz dönemleri.

DEPRESİF OLMAKLA DEPRESYONDA OLMAK AYNI ŞEY Mİ?

 Mutsuzluk ya da üzgün hissetmek tek başına depresyon değil. Günlük yaşamda çeşitli stres etkenleriyle ortaya çıkan kısa süreli ve düşük şiddetli belirtilerin varlığına “uyum bozukluğu” diyoruz. Bu durum çoğunlukla kısa süreli psikoterapi ile iyileşiyor, nadiren ilaç kullanılıyor. Oysa depresyon kişinin günlük yaşam aktivitelerini çok bozan, iş, okul, kişilerarası ilişkiler gibi birden fazla alanda problemler yaratan ciddi bir psikiyatrik bozukluk. Tüm dünyada iş gücü kaybının önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Öte yandan herkes depresyonu aynı biçimde yaşamıyor. Yani kişilik özellikleriniz, savunma mekanizmalarınız, psikolojik tarihçeleriniz depresyonun görünümünde ve gidişatında belirgin farklılıklara yol açıyor.

İLAÇLAR VE HASTALIKLAR DEPRESYONA SEBEP OLABİLIR Mİ?

 Depresyon belirtilerine benzer yakınmalara yol açan hastalıklar ve ilaçlar var. Tiroid bezi fonksiyonlarının bozulması, anemi, inme, bazı akne ilaçları, bazı hormon ilaçları gibi. 

KADINLARDA DEPRESYON RİSKİ DAHA MI YÜKSEK? 

Yaşam boyu depresyon sıklığı kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla. Yani kadınların hayatları boyunca depresyona girme riski erkeklerin iki katı. Bununla birlikte her iki cinsiyet için de depresyon oranları 10-20’li yaşlarda ve 40-50’li yaşlarda pik yapıyor.

DEPRESYON SIK GÖRÜLEN BİR SORUN MU?

 Bir insanın ömrü boyunca depresyona yakalanma olasılığı yüzde 15-18 arasında. Depresyonun yıllık yaygınlığı ise yüzde 6. Yani 1 yıl içinde nüfusun yüzde 6’sı depresyona yakalanıyor. Yüksek gelir grubuna sahip ülkelerle düşük gelir grubuna sahip ülkeler karşılaştırıldığında bu oran benzer bulunmuş. Yani depresyonun gelişmiş ülkelere özgü bir hastalık olmadığını söyleyebiliriz. İlk depresyon atağı çoğunlukla ergenliğin ortaları ile 40’lı yaşların ortaları arasında yaşanıyor. Ancak vakaların yüzde 40’ı ilk atağını 20 yaşından önce yaşıyor.

Yazarlarımızdan

27 Ekim 2021, Çarşamba 07:01
27 Ekim 2021, Çarşamba 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder