Panik atakları alkolle yenmeye çalışmayın

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Türkçapar anlatıyor.

Kaygı bozukluklarında alkol kullanımına sık rastlanıyor. Kaygıdan kurtulmak için alkolü çözüm gibi görenlerde soruna bir de bağımlılık ekleniyor.

  • Panik bozukluk hep “beynin yanlış alarm vermesi” benzetmesiyle anlatılır. Alarm neden yanlış çalışıyor? 

İnsan beyninde dış tehdide karşı oluşmuş bir alarm sistemi vardır. Bu sistem çeşitli dış uyaranlarla çalışır ve dış tehdit karşısında hayatımızı sürdürmemize hizmet eder. Beyin yapımızdaki bu sisteme korku sistemi adı da verilir. Aslında korkuyu dış tehlikelere karşı vücudumuzun verdiği doğal bir tepki, doğal bir ilaç gibi düşünebiliriz. Korku, ilaç olarak adlandırılmayı çok hak eder çünkü korku durumunda adrenalin adını verdiğimiz bir madde salgılanır. Adrenalin vücudu hızlandırarak dış tehditten kurtulmayı sağlar. İnsan dış bir tehditten ya kaçarak ya savaşarak ya da donakalarak kurtulur. Korku sistemi ve adrenalin bizi yerine göre bu 3 tepkiye hazırlar. Fakat bazen ortada gerçek bir dış tehdit olmadan ve beynimiz çeşitli iç etkenler (düşünceler, bedensel duyumlar) veya dış etkenlerle (belli ortamlar) sanki tehdit varmış gibi yanlış alarm verir. Örneğin, geçirdiğiniz gribe bağlı ortaya çıkan masum bir bedensel belirtiyi ölümünüze yol açacak bir felaketin işareti olarak yorumlayabilir ve panik atak geçirebilirsiniz. Özellikle de stresli bir dönemden geçiyorsanız ve genetik yatkınlığınız varsa... Daha sonra o belirtiye karşı duyarlı hale gelirsiniz, zihniniz sürekli o belirtiyi tarar, ne zaman o belirtiyi fark ederse panik ataklar başlar.

  • Panik bozukluğu olanlarda alkol ve madde kullanımı bağımlılığı riski yüksek mi? 

Özellikle erkeklerde kaygı bozukluklarında alkol ve madde kullanımı sık görülebilir. Kişiler gerek “Yeni atak gelir mi?” kaygısını, gerekse panik bozukluğun yaygın eşlik edeni olan agorafobinin yarattığı endişeyi azaltmak için bir tür ilaç gibi alkol kullanımına yönelebiliyor. Tabii ki bu tür alkol kullanımı oldukça riskli çünkü çok kolaylıkla bağımlılığa dönüşebiliyor. Kişi panik bozukluğunun yanı sıra bir de üzerine alkol bağımlılığı gibi bir sorunla karşı karşıya kalıyor.

  • Panik atağın en şiddetli derecesi ne olabilir? 

Panik atakta görülen toplam 14 belirtiden en az 4’ü varsa atak tanımını hak eder. Belirtiler 4’ten azsa buna kısmi panik atak denir. Belirtilerin sayısı arttıkça atağın da şiddeti artar. Genelde ataklar kendi haline bırakıldığında önce yavaş yavaş artar, yaklaşık bir 10 dakikada doruk noktasına ulaşır, ardından da kendi kendine azalarak geçer.

  • Birinin panik atak geçirip geçirmediğini nasıl anlarız? 

Panik bozukluk olup panik atak geçiren bir kişide o sırada huzursuzluk, telaş, yüzünde dehşete kapılmış bir ifade olur. Kişi hareket etmek, ortamdan ayrılmak ister, yerinde duramaz. Zaten kendisi de sözel olarak bunu ifade eder, acil servise götürülmeyi talep eder. Ya da o anda işe yaradığını düşündüğünü bir güvenlik önlemini devreye sokar. İlaç ya da su içme, yanına güvendiği birini çağırma gibi.

PANDEMİ İLE RUHSAL SORUNLAR ARTIŞA GEÇTİ

  • COVID-19 salgınıyla birlikte depresyon ve kaygı bozukluklarında artış olduğuna ilişkin yayınlar var. Sizin bu konuda gözleminiz nedir? 

Küresel salgın ile her tür ruhsal hastalığın ortaya çıkışında bir artış söz konusu. Çünkü ruhsal rahatsızlıkların ortaya çıkmasında yaşanan zorlanma, stres ve gerilimlerin önemli bir etkisi var. Sosyal temasın azalması, hayata gelen kısıtlamaların getirdiği baskılar ve ekonomik sıkıntılar ile birlikte stres düzeyinde bir artış görüyoruz. Ruhsal rahatsızlıkların, özellikle de kaygı bozuklukları ve depresyonun sıklığında bir artış var. Bunun dışında COVID-19 nedeniyle hastalanan ya da yoğun bakımda yatanlarda veya yakınları hastalanan, yakınlarını kaybedenlerde travma sonrası stres bozukluğu, yas veya yasa bağlı depresyon durumlarını görüyoruz. Yine obsesif kompulsif bozukluk (takıntı hastalığı) adını verdiğimiz, özellikle de mikrop bulaşması tipindeki hastalarda COVID ile ilgili kaygılar görebiliyoruz. Ayrıca hastalıklarla ilgili kaygı bozukluğu olanlarda artış olduğunu söyleyebiliriz.

  • Pek çok insan kalabalık ofis ortamlarından evde çalışma sistemine geçti. Evden çalışmanın ruh halimiz üzerinde bir etkisi oldu mu? 

Evden çalışma insanlar üzerinde oldukça büyük bir baskı oluşturma potansiyeline sahip. Çünkü bir kere yalnız ve izole bir ortamda çalışıyorsunuz. Bu da insan ilişkisinden gelen ruhsal beslenmeyi azaltan bir durum. İnsan diğer insanlarla temas içindeyken kendini iyi hisseden bir canlı. Dolayısıyla bir kere evde izole olmanın sosyal açıdan olumsuz etkileri var. Bunun dışında evden çalışmada mesai sürelerinin belli olmaması, her an işle iç içe olma, konsantrasyonda zorlanma, özellikle de uyku düzeninin bozulması nedeniyle depresyona eğilim söz konusu. Evden çalışmanın ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri yapılan bazı çalışmalarda da gösterildi.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder