Bu hafta beni gerçekten heyecanlandıran bir gelişme yaşandı. Milli Eğitim Bakanlığı ve Sermaye Piyasası Kurulu işbirliğiyle hazırlanan program kapsamında 24 Mart’ta okullarda ilk ders ‘Finansal Okuryazarlık’ olarak işlendi. Bu haber benim için yıllardır verilen emeğin bir karşılığını görmek gibi.
Öncelikle Küresel Para Haftası kapsamında okullarda ilk ders olarak Finansal Okuryazarlık konusunun işlenmesini koordine eden SPK Başkanı Sayın İbrahim Ömer Gönül ve ekibine ve bunu doğrudan sahiplenen Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’ne şükranlarımı buradan sunmak ve kutlamak isterim.
Son yıllarda finansal okuryazarlık konusu Hazine ve Maliye bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in önemsemesi ile hareketlenmiş, 2025 yılında Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile 22 Mayıs Finansal Okuryazarlık Günü ilan edilmiş ve aynı genelge ile Sermaye Piyasası Kurulu, SPK, bu konuda koordinasyondan sorumlu yetkili kurum ilan edilerek yasal altyapı oluşmuştur.
Bir sivil toplum kuruluşu olarak Finansal Okuryazarlık Derneği’nin (FODER) bir yandan ona üye olan şirketlerin verdiği destek ile özel sektör kurumlarının diğer yandan ve en önemlisi kamunun bu konuyu doğrudan gündemine alıp başlattığı Finansal Okuryazarlık Seferberliği’nin gitgide ivmelendiğini görmek, Küresel Para Haftası nezdinde çocukların gençlerin daha bilinçli yetişeceklerine, geleceğe dair umutla bakmamı sağlıyor.
Finansal okuryazarlığın yayılması için bu hareketi yüreğimle ateşleyeli 15 yıl oldu. Bu sürede hep aynı sorunun peşinden gittik: Para ile ilgili kararları nasıl daha iyi alabiliriz? Yıllar önce kafamda hep şu düşünce vardı: Para bilgisi yalnızca bankacılara ya da ekonomistlere ait olmamalı. Ev kadını, öğrenci, çalışan, emekli… Herkes para kazanıyor, harcıyor, karar veriyor. O zaman herkesin bu konuda bilgiye erişmesi de bir hak olmalı.
KORKTUM
Bu fikri ilk kez dile getirdiğimde içimde hem heyecan hem de biraz korku vardı. Ama gördüğüm destekle birlikte bu konuya daha da güçlü sarıldım. O gün başlayan yolculuk daha sonra kocaman bir harekete dönüştü. İlk yıllarda finansal okuryazarlığı anlatmak kolay değildi. “Bu ne demek?” diye soruyorlardı doğal olarak. Ancak 2010’da tam da dünya çapındaki 2008 krizi sonrasında başta Amerika olmak üzere tüm dünyada bu temel bir alan olarak tespit edilmişti bile.
TÜM TÜRKIYE
Başta “Kimse bu konuyu konuşmaz” dediler. ‘Para konuşmak ayıptır’ çünkü. Ama tam tersi oldu. İnsanlar para ile ilgili konuşmak istiyor, sadece doğru ortamı bekliyordu. Televizyon programları, POSTA yazılarım, radyo yayınları, kitaplar, seminerler. Türkiye’nin dört bir yanında yüz binlerce insanla bir araya geldik. On binlerce kadın ve gençle bütçe, borç, birikim ve finansal kararlar üzerine konuştuk.
TEŞEKKÜR
Bu konuda emeği geçen tüm kurumlara, gönüllülere, medyaya, akademisyenlere, yöneticilere, uygulayıcılara, hepsine tek tek teşekkürü borç bilirim.
FODER
Finansal okuryazarlığın kalıcı olması için bunun bir ekosisteme dönüşmesi gerekiyordu. Bu düşünceyle Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği’ni (FODER) kurduk. Kamu kurumlarıyla birlikte çalıştık. SPK, BDDK, Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer kurumlarla finansal okuryazarlığın yayılması için projeler geliştirdik. Çünkü bu konu ancak toplumun tüm paydaşları sahiplenirse kalıcı olur.
3 KUMBARA
Bu yolculuğun en anlamlı adımlarından biri de 3 Kumbara Finansal Okuryazarlık Eğitimi Programı oldu. 3 Kumbara ile 81 ilde 525 bin çocuğa ulaştık. Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle yürüttüğümüz 5 senelik bu projede çocuklara çok basit ama hayat boyu etkili bir fikir anlattık: Biriktir - Paylaş - Doğru harca. Bu üç fikri anlatan üç kumbara ile çocuklara tasarrufu, plan yapmayı ve hayal kurmayı öğrettik. Kahramanmaraş’tan İzmir’e, Diyarbakır’dan Kayseri’ye çocuklar birikimle, tasarrufla ve ev ekonomisinin temel kurallarıyla tanıştı. Bu proje ‘Altın Pusula’ ödülüne layık görüldüğünde elbette çok gururlandık. Ama asıl ödül, sınıflardaki o meraklı gözlerdi.
EMEKLERİN KARŞILIĞI
Bugün okullarda finansal okuryazarlık dersinin başlaması bu yüzden çok kıymetli. Çünkü para ile ilgili davranışlarımızın büyük kısmı çocuklukta şekilleniyor. Erken yaşta öğrenilen küçük alışkanlıklar ileride büyük fark yaratıyor. Belki yıllar sonra bugün o derste oturan öğrencilerden biri bir girişim kuracak, biri ailesinin bütçesini yönetecek, biri yatırım yapacak. Ama hepsi şunu bilecek: Para sadece harcanan bir şey değil, aynı zamanda yönetilen bir şeydir. Yıllardır bu alanda çalışan biri olarak bugün içimde büyük bir umut var. Çünkü bir hayal daha gerçeğe biraz daha yaklaştı. Ve bu gerçekten çok güzel bir başlangıç
EVDE PEKİŞİYOR
Okullarda finansal okuryazarlık dersinin başlaması gerçekten çok güzel bir gelişme. Ancak parayı öğrenmenin bir başka önemli yeri daha var: Ev. Çocuklar parayı sadece ders kitaplarından öğrenmez. Evde paranın nasıl konuşulduğunu, harcamaların nasıl yapıldığını, bütçenin nasıl yönetildiğini görerek büyürler. Kim parayı yönetiyor? Harcamalar nasıl planlanıyor? Bir şey alınırken konuşuluyor mu? Bütün bunlar çocukların zihninde fark etmeden bir model oluşturur. Yani finansal okuryazarlık aslında çoğu zaman aile içinde başlar.
NEDİR?
Finansal okuryazarlık aslında çok karmaşık bir şey değil. Bir çocuğun şunları öğrenmesi yeterli bir başlangıçtır: mPara emekle kazanılır. mİstek ile ihtiyaç farklıdır. mKüçük birikimler zamanla büyür. mPlan yapan kişi daha güçlü olur. Kısacası finansal okuryazarlık, para ile olan ilişkimizi anlamaktır
