Başrol oyuncusuna ayakkabı fırlatabilirsiniz

06 Aralık 2012, Perşembe 05:00
AA

Geçen hafta arkadaşım Ülkem arayıp, “Pazar günü program yapma, kimseye söz verme. Sana bir sürprizim var, bir yere gideceğiz” dedi…

Ben ve sürpriz!

Mümkün mü?

Ölürüm meraktan…

“Pazar gününe çok var. Lütfen söyle” diye yalvarsam da inat etti, ipucu bile vermedi…

Sözünü dinledim, pazar günü için bir şeyler yapma önerisiyle gelen herkese durumu anlatıp, ret cevabı verdim…

Hepsi benden daha meraklı çıkmaz mı…

Sıkı sıkı tembihlendim: Muhakkak ara, sürprizi bana da söyle…

Cumartesi akşamı bir mesaj geldi Ülkem’den…

Talimat demek daha doğru!



“Yarın saat 15.00’te hazır olacak şekilde benden telefon bekle”…

Kendimi bir aralar Kanal D’de yayınlanan ‘Telefon Kulübesi’ yarışmasında gibi hissetmeye başladım…

Ve büyük gün: Pazar!

Saat tam 15.00’te telefon çaldı…

Arayan Ülkem…

Aramızda geçen diyalogu aynen aktarıyorum…

-Saat 16.00’da Maçka’da Küçükçiftlik Park’ta buluşalım. Arabanı önündeki otoparka bırakabilirsin.
 
-Tamam ama bari nasıl giyinmem gerektiğini söyle. Şık mı, yoksa rahat ve salaş mı?

-Rahat giyin!

Atladım arabaya gittim…

Varır varmaz, telefonlar çalmaya başladı…

Tabii ki sürprizi merak eden arkadaşlarım!

“Neymiş sürpriz, çabuk söyle”…

Siz de merak ettiniz değil mi?

Bir tiyatro oyunu!

“Hoppala, bu muymuş sürpriz” demeyin hemen…

Hayatımda izlediğim en ilginç, en keyifli, en farklı, en insanın yüzüne tokat gibi gerçekleri vuran, harika bir oyun…

Adı Mi Minör…

Başrollerde Memet Ali Alabora ve eşi Pınar Öğün’ün olduğu oyunun yazarı Meltem Arıkan, yönetmeni yine Memet Ali Alabora …

Konusuna gelince…

Mi Minör, Pinima adlı yasaklar cenneti bir ülkede geçiyor…

Mesela, pazar günleri pembe pantolon giymek ve tiz seslerle müzik yapmak yasak Pinima’da… 

Kadınlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında eşit!

Kadınların ve kız çocuklarının dondurma yalaması yasak…

Eritip sıcak sıcak bardaktan içebilirler ama!

Bir başka yasak ise, düşünce özgürlüğü…

Özgür düşünmek isteyenin, düşüneceği süreyi satın alabilme imkânı var…

Ama…

Düşünebilirsin ama düşündüğünü söyleyemezsin, yasak.

Pinima’nın bir de başkanı var…

Düşünüp düşünüp çıkıyor şehir meydanındaki kürsüye, “Halkım” diye başlayan bir cümleyle ülkesi hakkında önemli açıklamalar yapıyor…

Örnek mi?

“Halkım, iki partili bir döneme girdik” diye başlıyor ve cümlesini, “İkisinin de başında ben varım” diye bitiriyor…

Ülkede başkanın açıklamalarına riayet edip uyan koyunlar da var, bir grup isyankâr da…

Konu malum, bir tarafta yasakçı başkan ve adamları, diğer yanda isyankârlar…

Oyunun ilginç tarafına gelince…

Tiyatro salonunun kapısına geldiğiniz an oyun başlıyor aslında..

Daha doğrusu Pinima’ya turist olarak adım atmış oluyorsunuz…

Girişte biletinizi kontrol eden siyah giyimli, sizi tersleyen, sıkı sorular soran görevliler, aslında Pinima polisleri…

Salona giriyorsunuz, sahne ortada…

Seyirci koltukları ise sahnenin iki yanında…

Oturmak zorunda değilsiniz…

Hatta oturmanızı değil, şehir meydanında dolaşmanız, oyuna katılmanız arzu ediliyor şiddetle…

Zaten 16 kişilik oyuncu kadrosu olan oyunda bir süre sonra kimin seyirci, kimin oyuncu olduğu belli olmuyor…

Başkanı oynayan Memet Ali Alabora o kadar başarılı ki, hemen nefretini kazanıyor seyircilerin…

Hatta bizim izlediğim gece, bir seyirci o kadar öfkelendi ki, ayakkabısını çıkarıp fırlatıverdi başkana…

Bir başka farklılık ise, tiyatronun ilk kez yeni medya araçlarıyla bir araya gelmesi…

Oyunun tamamı kamera ile online izlenebileceği gibi, oyun esnasında facebook ve twitter üzerinden yorum yapabiliyorsunuz…

Sahne kenarında bilgisayar başında harıl harıl çalışan görevliler size yanıt veriyor ve yazdıklarınızı onlar da paylaşıyor sosyal medyada…

Nasıl ama?

Gerçekten çok farklı bir oyun değil mi?

Ben o gece çok keyif aldım…

Son zamanlarda karşılaştığım en şahane sürpriz olduğu için de Ülkem’e teşekkür ettim.
 
 

Sıradaki haber yükleniyor...