Covid-19 aşı çalışmaları nasıl ilerliyor?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Covid-19 hastalığı ve etkeni SARS-CoV-2, yani yeni corona virüs ile mücadelemiz devam ediyor. Şu an için elimizdeki en etkili silah sosyal-fiziki mesafe önlemleri. İzolasyon halinde yaşayan dünya dört gözle kesin bir çözüm olacak aşının bulunmasını bekliyor. 

Aşının nasıl etki edeceğini kavrayabilmek için virüse ve insan bağışıklık sistemine biraz daha yakından bakmak lazım. Virüs, çift tabakalı bir lipid (yağ) zarfı içerisinde bulunan RNA molekülünden, yani genetik malzemeden oluşuyor. Zarfa entegre halde S (spike), M ve E proteinleri var. S proteini sayesinde virüs ACE2 reseptörlerine bağlanıp, insan hücrelerinin içine giriyor. İnsan hücresi içine girdikten sonra kendi kendini çoğaltmaya (replike etmeye) başlıyor. Bir müddet sonra hücre parçalanıyor ve çok sayıda yeni virüs diğer hücrelere saldırıyor. Sabun lipid zarfı parçalıyor, virüsün bütünlüğünü bozup onu etkisiz hale getiriyor. El dezenfektanları da benzer bir etki gösteriyorlar.

Virüs insan vücudunda çoğalmaya başladığında bağışıklık sistemi devreye giriyor. Bağışıklık sistemi virüs zarfındaki proteinleri ve özellikle S proteinini antijen, yani düşman olarak algılıyor ve karşı antikorlar geliştiriyor. Bu antikorlar ya virüsün insan hücresine girmesini engelliyorlar ya da onu “etiketleyerek” hedef haline getirip bağışıklık sisteminin “katil” hücreleri tarafından yok edilmesini sağlıyorlar. Bu arada bağışıklık sistemi virüsü tanıyan hafıza hücreleri de üretiyor ve aynı virüsle ikinci enfeksiyonda savunma sisteminin devreye girme süresini kısaltıp cevabın şiddetinin artmasını sağlıyor.

Aslında tüm aşıların tek bir hedefi var: Bağışıklık sistemine, hastalığa sebep olmadan, antijen tanıtmak ve immün cevabı tetiklemek. İmmün cevap hafıza hücreleri de yarattığından kişi enfekte olduğunda, bağışıklık sistemi hızla ve kuvvetli bir şeklide devreye girip bakteri ya da virüsü ortadan kaldırıyor. Enfeksiyon ve hastalık birbirleri ile yakından ilişkili ama eş anlamlı değiller. Yeni corona virüs örneğinde de gördüğümüz gibi, virüs enfekte olanların sadece bir kısmında hastalığa sebep oluyor.  

Corona virüs aşısı için dört farklı yaklaşım var

Corona virüse karşı 90'a yakın grup aşı geliştirmeye çalışıyor. Esas olarak birbirlerinden farklı dört yaklaşım var:

  1. Virüs aşıları: En bilinen aşılar. Bu tip aşılarda inaktive edilmiş ya da zayıflatılmış virüs insan vücuduna enjekte ediliyor ve bağışıklık sisteminin virüs ile tanışması sağlanıyor. Hepimizin bildiği kızamık ve çocuk felci aşıları bu grup içerisinde yer alıyor.
  2. Viral vektör (taşıyıcı) aşıları: Kızamık ya da adenovirüs gibi farklı bir virüs zayıflatılıyor, genetik mühendislik ile değiştiriliyor ve insan vücudunda corona virüs proteini üretebilir hale getiriliyor. Sonuçta hastalık gelişmeden bağışıklık gelişmesi sağlanıyor. Bu aşıların da vücutta çoğalabilenler (replicating) ve çoğalamayanlar (non-replicating) olmak üzere iki alt tipi var. Çoğalabilen viral vektör aşıları için kızamık virüsünün kullanıldığı Ebola aşısı örnek gösterilebilir. Adenovirüs kullanılan aşılar ise vücutta çoğalamıyor. Biliyorum genetik mühendislik ve virüs kelimeleri yan yana geldiğinde kulağa korkutucu geliyor ama bu teknoloji virüse karşı elimizdeki önemli silahlardan biri.
  3. Nükleik asit aşıları: Virüsün hücre içine girmesini sağlayan S proteini üretmek üzere programlanmış RNA ya da DNA molekülleri kullanılıyor. S proteininin tek başına hastalık yapma yetisi yok ama bağışıklık sistemini ilerideki bir enfeksiyona karşı hazırlıyor. Bu yaklaşım görece emniyetli olduğundan, diğerlerine göre daha hızlı kullanıma hazır hale gelebileceği düşünülüyor.
  4. Protein-temelli aşılar: Bunların da iki alt tipi var. Birincisi vücuda S proteininin alt parçacıkları ve bağışıklık sistemini uyarıcı moleküllerin verilmesi, ikincisi ise içi boş, yani içerisinde virüs genetik materyali (RNA) bulunmayan “zarf”ların vücuda enjekte edilmesi. RNA olmadığı için hastalık gelişmiyor ama vücut zarf üzerinde bulunan proteinlere karşı bir bağışıklık hafızası geliştiriyor.

Virüs mutasyona uğrasa da işimize yarayacak

Normalde bir aşının geliştirilme evrelerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Akademik araştırma evresi,
  2. klinik öncesi çalışmalar evresi,
  3. faz 1, faz 2 ve faz üç çalışmalar,
  4. Üretime geçiş.

Yeni corona virüs örneğindeki avantajımız, kuzenleri SARS ve MERS üzerine daha önce yapılmış olan akademik ve klinik öncesi çalışmalar. Yani yarışa avantajlı başladık. Diğer evrelerin de ihtiyatlı bir şekilde hızlandırılması planlanıyor. Çok sayıda grubun farklı yaklaşımlar ile çalışıyor olması da başarılı bir aşının bulunma ihtimalini arttırıyor. Temkinli demeçleri ile tanıdığımız, Amerikan Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü direktörü Dr. Fauci yakınlarda, 12-18 ay içerisinde dünyanın bir aşıya sahip olabileceğini söylemişti.

Belki de sürü bağışıklığı geliştirmede, bazı bilim insanlarının da ileri sürdüğü gibi, dünya sanılanın çok ilerisinde. Eğer gerçekten öyle ise, aşı bulunan kadar hastalığın ortadan kaybolma ihtimali de mevcut. Bu durumda bile, etkili bir aşı, gelecekteki salgınlara karşı bizim sigortamız olacak. Virüs mutasyon geçirse dahi aşıyı bu duruma göre uyarlamak, en baştan geliştirmeye göre çok daha rahat ve hızlı olacak. Bilim corona virüse karşı savaşmaya devam ediyor, bize düşen ihtiyatı elden bırakmamak.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder