Covid-19: Tünelin ucunda ışık göründü, pekiyi şimdi ne olacak?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Corona virüs ya da akademik ismi ile SARS-CoV-2 ve neden olduğu Covid-19 ile boğuştuğumuz günler devam ediyor. Salgının hızında geçtiğimiz hafta başlayan düşüş ve iyileşen hasta sayısının yeni tanı konan hasta sayısını geçmesi ile tünelin ucunda ışığı gördük. Singapur Teknoloji ve Dizayn Üniversitesi (STUD) yapay zekâ laboratuvarının Türkiye’de salgının yüzde 97 olasılık ile Mayıs 16 civarında sona ereceğini hesap eden çalışması ümitlerimiz daha da arttırdı. Tepeyi ne zaman göreceğiz sorusu yerini bundan sonra ne olacağına bıraktı.

Olacaklar ile ilgili birincisi hoşunuza pek gitmeyecek, ikincisi ise muhtemelen yüzünüzü güldürecek iki senaryo var.

Birinci senaryoya göre, salgın şu anda yavaşlıyor ve haziran ayında havanın da ısınması ile neredeyse durma noktasına gelecek. Fakat tamamen ortadan kalkmayacak, pusuda bekleyecek. Sosyal izolasyon fazla gevşetilirse, sonbaharda ikinci ve bazılarına göre daha yıkıcı bir dalgaya sebep olacak. Sosyal izolasyon yöntemleri daha sert devreye sokulacak. Çünkü insanların çok büyük bir kısmı hastalıkla henüz karşılaşmamış durumda. 

Bu döngü 2025’e kadar, başka bir deyişle herkes hastalığı geçirene dek böyle devam edecek ve her yıl ya da iki yılda bir salgınlar yaşanacak. Kâbus ancak ve ancak hastalığı etkin şekilde tedavi edebilen bir ilaç ya da bir aşı bulunursa daha erken bitecek. Etkili bir ilaç hastaların hem bulaştırıcılığı hem de yoğun bakım ihtiyacını azaltacak. Aşı ise kısa sürede toplumsal bağışıklık kazanılmasını sağlayacak ve problemin kesin çözümü olacak.

Ciddi kontroller olacak

Gördüğünüz gibi iç karartıcı bir senaryo bu. Sosyal izolasyon ile yaşamak gerçekten hiç kolay değil. Bu senaryoda insanların kalabalık gruplar halinde bir araya geldikleri tüm mekân ve ortamlar, mesela okullar, mesela spor karşılaşmaları ya da konserler ve alışveriş merkezleri uzunca bir müddet risk merkezleri olarak algılanacak ve ciddi kısıtlamalar uygulanacak. Metro, otobüs ya da uçağa binmek cesaret isteyecek, yurt içi ve yurt dışı turizm baskılanacak, ülkeler arası seyahat muhtemelen ciddi kontrollere tabi olacak.

İkinci ve muhtemelen yüzünüzü güldürecek senaryo ise iki temel varsayıma dayanıyor. Birinci varsayım hastalığın resmen açıklanan tarihten çok daha önce başladığı ve uzunca bir süre sessizce ilerlediği. İkinci varsayım ise Covid-19’u hiç belirti vermeden ya da çok az belirti vererek geçiren hasta oranının şu an zannedilenin çok üstünde olduğu. Bu iki varsayımı birlikte değerlendiren bazı uzmanlar, hasta sayısının resmen rapor edilenin yüz ve hatta bazı ülkelerde bin katı olabileceği sonucuna varıyorlar. Onlara göre de, hastalık haziran ayında durma noktasına gelene kadar yavaşlayacak, ama sonbaharda da, kışta da ikinci bir dalga yaşanmayacak. Sadece tek tük vakalar görülecek, ya da bazı ülkelerde ufak alevlenmeler olacak. Salgın tıpkı SARS ya da MERS’de olduğu gibi sessizce hayatlarımızdan çıkacak. Çünkü, insanların çok büyük bir kısmı hastalık ile zaten karşılaşmış durumda.

Başka türlü bilmek imkânsız

Senaryolardan hangisinin gerçeğe daha yakın olduğunu belirlemenin tek yolu insanları güvenilir ve etkin bir şekilde test etmek. Hastalığı belirti vermeden, doktora ya da hastaneye gitmeden geçirmiş olanların sayısını başka türlü bilmek imkânsız.

İki farklı test türü olduğunu kavramamız gerekiyor. Bunlardan birincisi PCR testi. Bu test yapılırken, hastanın boğazından ya da burnundan bir çubuk yardımı ile örnek alınıyor ve özel yöntemler kullanılarak bu örneklerde virüse özel bir RNA parçacığı aranıyor. PCR testleri tanısal testler ve kişinin test yapıldığı an hasta olup olmadığını belirleyebiliyorlar. İyileşen hastalarda, bazı istisnalar hariç, virüs vücuttan silindiği için, PCR testi negatif hale geliyor. Bu yüzden bu testlerin hastalığı önceden geçirenlerin tespitinde kullanılmasına olanak yok.

İkinci test türü ise serolojik dediklerimiz. Bu testler ile kanda virüse karşı vücudun ürettiği antikorlar aranıyor. Antikorlar bizim virüslere karşı temel silahımız. Önce IgM adı verilen antikorlar devreye giriyor, kısa süre içinde de uzun vadeli bağışıklığın araçları olan IgG antikorları. Bazı virüslere karşı gelişen IgG antikorları kanda uzun müddet ya da ömür boyu mevcut kalıyor. Bu yüzden seroloji testleri teoride Covid-19U belirtisiz geçirenlerin tespitinde kullanılabilir.

“Teoride” tabirini kullanmamın sebebi, bazı virüs türlerine karşı vücudun test edilebilecek düzeyde antikor üretmemesi ya da antikorların kısa süre içerisinde kaybolması. SARS-CoV-2’ye karşı özellikle hastalığı hiç belirti göstermeden ya da az belirti göstererek geçiren kişiler antikor üretecek mi? Antikor üretimi kalıcı ya da uzun süreli mi olacak, yoksa kısa sürede mi sonlanacak? Birinci sorunun cevabı hayır, ikincisinin ki ise kısa sürede serolojik testlerin hastalığı geçirmiş olanların gerçek sayısını belirlemede önemli bir rolü olamaz.

O zaman, hangi senaryonun gerçekliği daha iyi yansıttığını nasıl anlayacağız? Aslında, önümüzdeki sonbahar ya da kış beklenen ikinci dalga hiç yaşanmazsa, ikinci senaryonun galip gelme şansı oldukça artacak. Yani bu hastalık hayatımıza girdiği kadar hızlı bir şekilde ortadan kaybolacak. Ama elbette akılcı tedbirleri elden bırakmamalıyız. Corona virüs ile Rus ruleti oynamanın gereği yok. Ne de olsa tünelin ucunda bir kez ışık göründü, gerisi zaten gelecektir. 

Yazarlarımızdan

27 Ocak 2021, Çarşamba 11:02
27 Ocak 2021, Çarşamba 07:00
27 Ocak 2021, Çarşamba 07:00
27 Ocak 2021, Çarşamba 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder