Bayramlık yazı

13 Ağustos 2019, Salı 08:00
AA

Her bayram yaptığım gibi, gerilere giderek hafızamı tazeliyorum.

Bu mesleğin dikenli aşk yollarında Cağaloğlu yokuşunu ilk nasıl tırmandığımı düşünüyorum.

Demirel, çiçeği burnunda bir Başbakandı.

Deneme yayınlarında olan televizyonun yegane yıldızı Halit Kıvanç’tı. Orhan Ayhan’ın sesi bugünkü gibi gençti.

Metin Oktay jübileye hazırlanıyordu.

Birinci köprü henüz inşaat halindeydi. Tayyip Erdoğan, daha siyasete adım atmamıştı.

Merhaba Bab-ı Âli.

Merhaba Filibe Köftecisi.

Merhaba Yeşildirek, Nuruosmaniye. Henüz İkitelli ve medya plazaları yoktu.

Çay ve simit ne güzeldi.

Çetin Altan zirvede bir yazardı.

Abdi İpekçi efsane gibiydi.

Ecevit, İsmet Paşa’nın sağ koluydu. 12 Mart Muhtırası henüz verilmemişti.

İstanbul’un fay hattında olduğunu daha kimse bilmiyordu.

Velhasıl...

Neredeydik, nerelere geldik.

Yolda çok zayiat verdik ama bereket Sağlıklı Aile Yapısı’nı kaybetmedik. Her şeye rağmen kaybetmedik.

Başımızdan gelip geçenlerden sadece 1 tanesi başka bir ülkenin başına gelseydi mahvolurdu.

Biz dayandık.

Bize rağmen batmadık.

Komünizm tehlikesinden irtica tehdidine kadar hepsini atlattık.

Şimdi bizi yaptırımlarla mı korkutuyorlar? Vız gelir. Biz nelerini gördük. 4 darbe... 3 darbe girişimi... sayısını bilmediğimiz kadar muhtıra.

İstanbul’un şu sakin günlerinde... Suadiye yine asûde, Küçüksu yine mesire’yken, dönüp bir muhasebe yapmak, bana çok iyi geliyor.

Sıradaki haber yükleniyor...