Esas mesele

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bu virüs ister insanlığa verilmiş ilahî bir ceza olsun, ister laboratuvarda üretilmiş bir biyolojik silah olsun, isterse de yanlışlıkla tedavüle sürülmüş bir nesne olsun...

Ne olursa olsun, onu yenmemiz lazım.

......

Yenmek de yetmez. Öyle ya... İnsanlık, neye muhatap kaldığını bilmeli, öğrenmeli.

Nedir bu? Kaza mı, bela mı, yoksa suikast mi?.. Yani, bu gezegen için düzenlenmiş bir soykırım tezgahı mı?

Ya da dünya nüfus planlaması mı? Nedir?

Sırf tıp âlemi değil. Bütün ilim adamları bunu öğrenmeye çalışıyor. Düşmanı önce durduracaklar...

Sonra da neyin nesi olduğunu çözecekler. Kutsal bir çalışma. Bu durumda can kaybını saklasan ne olur, saklamasan ne olur?

Allah aşkına 5 bin kayıp yerine 3 bin desem ne yazar?

1 can kaybı bile mühim. ABD, 50 bini geçmiş, 150 bin olsa ne farkeder? Bu saatten sonra artık mühim olan denklemi çözmektir.

Nedir bu virüs? Tarım yoluyla mı geldi, atmosfere mi enjekte edildi, yoksa -ne bileyim- mesela ihracat unsurlarına mı karıştırıldı?

Vallaha araba klimalarından tutun, cep telefonlarına kadar her şeyden şüphelenmek mümkün...

Ama ölü sayısından şüphelenmek ne işe yarar, neyi halleder? Biraz ciddiyet lazım.

Lafı uzatmadan...

En dürüst adam’ın söylediği yalana bakınız:

“Üsküdar İlçe Başkanı tesadüfen oradan geçiyormuş, Fahrettin Altun’un evine şööyle bir bakmış... Fotoğraf motoğraf, yok öyle bir şey.”

......

Bunu söylerken, haydi bizden utanmıyor diyelim ama Üsküdar İlçe Başkanı’ndan da mı utanmıyor?

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder