Muhatap

11 Eylül 2019, Çarşamba 08:00
AA

Devletin ağzı dili yok ki cevap versin.

Fidan gibi çocukları kaçırıp ya da kandırıp dağa götüren sanki devlettir.

Vay insafsızlar vay. Yahu bu devlet, tam 35 yıldır PKK’yla mücadele ediyor...

Acılı annelere şimdi diyorlar ki:

- HDP’nin kapısında ne işiniz var, gidin devletten isteyin evladınızı.

Vicdanlarını seveyim. İşin sadece bir yanı bu.

Gelelim acılı annelere. Bunca kadın dernekleri var, “kadın hakları” diye çırpınan bunca kurum var, insanlık abidesi bunca sanatçı var, varoğlu var ama hiçbiri ortada yok.

- Haydi, onları anlıyorum. Ama “gidin devletten isteyin” diyenleri hiç anlamıyorum.

Bari adres olarak meclisi gösterseler ya...

Eh, bir derece. Ve de makûl... Acaba cinnet mi geçiriyorlar. İşin ikinci yanı da bu

Biz, yumurta atanları bile lanetleriz. PKK 35 yıldır kurşun atıyor, kurşun. HDP, elbette ki dağa çıkışların mimarı değildir. Mucidi de değildir. PKK kurulduğunda HDP yoktu bile...

Ama son yıllarda iltisak denen ve sonunda teslimiyet’e dönüşen bir belâ geldi başına. Elini kaptırdı, kolunu kurtaramıyor.

Kullanan değil, kullanılan bir kurum oldu. Ve yazık oldu. Mesele budur.

- Nereye gitsin bu anneler? Kandil’e mi gidip yalvarsın? Nasıl gitsin?

Ulaşabildikleri yegâne kapı HDP İl Binası’dır. Efendim, orası PKK’nın irtibat bürosu mu?

Vallaha yaygın kanaat budur. Eğer HDP bundan rahatsızsa çıksın desin ki:

- Biz PKK’nın irtibat bürosu falan değiliz. Personeli de değiliz.

Tanışmayız bile. Neler konuşuyoruz. Allahaşkına? Güldürmeyin insanı.


Sıradaki haber yükleniyor...