Sabır taşı

16 Kasım 2016, Çarşamba 16:00
AA
Anlaşılıyor ki, Ankara, kararını vermiş.

AB’ye evet mi, hayır mı diye millete soracak.

Yani referandum.

Keşke iş bu noktaya gelmeseydi.



Gerçi AB, bizi kabul etmiş değil. Belki kabul edeceği de yok.

Ama yine de millete sorulacak:

- Müzakereler devam etsin mi, yoksa kesilsin mi?

Yani: - Evet mi, hayır mı? Millet belli ki “hayır” diyecek.

Sebebi malûm.

- Bizi çok incittiler. Ben ateşli bir AB yanlısıydım, ben bile “hayır” diyeceğim.

Keşke hiç sormasalar.



Efendim, “hayır” diyerek, belki milli duygularımız okşanacak ama acaba iyi mi olacak?

Vallahi kötü de olsa, her gün aşağılanmaktan daha kötü olamaz.



Bir yandan da düşünüyorum:

- Acaba tâmir imkanı yok mu? Çünkü ipler tam kopmuş değil.

AB Bakanı Ömer Çelik çırpınıyor, AB için büyük mücadele veriyor, çok dikkatli bir üslup kullanarak da Ankara-AB dengelerini korumaya çalışıyor.



Velhasıl, mantık ile duygu arasında bir yerlere demir attık bekliyoruz.

Halbuki 17 Aralık 2004’te müzakerelerin başlama anlaşması sağlandığı gece, ne kadar mutluyduk. Heyhat.

- Fazla naz, âşık usandırdı.

Olsun...

Ayrılsak da barışsak da fark etmez. İkisi de kabulümüzdür. Not: Anayasa tartışmalarında bir “kapı” lafıdır gidiyor.

CHP “kapımız açık” diyor.

AK Parti de “kapımız açık” diyor. E sonra? Sonrası hiç. Kapıdan ne giren var, ne çıkan var.

Nasıl bir kapı bu? Yenikapı’ya benzemiyor. Herhalde külüstür bir Eskikapı.

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.