Tatlı sözler

12 Mayıs 2015, Salı 05:00
AA

Bal akıyor bal...
Maşallah, karşılıklı hakaret davaları bini aştı.
Her seçim öncesi olur böyle davalar. Lakin, bu def’a kim kime hakaret ediyor? Ediyor da ne diyor, belli değil.
Çünkü, gazetelere yansıyış biçimi şöyle.
- Hakaret ettiği “gerekçesiyle” dava açılmışır. Hatta bazen, hakaret ettiği “iddiasıyla”.
Hatta bazen hakaret ettiği “bahanesiyle”.
Hepsi kabul de... Ama ne demiş?
Hakaret sayılan laf neymiş? Ya da bahane edilen laf neymiş? O yok.

[[HAFTAYA]]

* * *
Fıkra anlatmayı beceremem.
Ama bir deneyeyim.
Hani, adama pezevenk demişler, o da dava açmış.
Hakaret eden, mahkemede binbir dereden su getirerek pezevenk kelimesinin hakaret olmadığını, bilakis saygın bir meslek olduğunu anlatmış anlatmış anlatmış... Hakim de dönüp şikayetçiye sormuş:
- Ne diyorsun?
- Ne diyeyim Hakim Bey, pezevenk öyle güzel bir savunma yaptı ki, takdir sizin.
* * *
Fıkra böyle miydi, yoksa kuşa mı çevirdim bilemiyorum.
Ama kendi başımdan geçen bir olayı aktarayım.
Yıllar önce...
Birine hakaret davası açtım.
Hakim davayı reddetti. Bu sözlerde hakaret yok dedi...
Eyvallah... Zaten de emekliye ayrılmak üzereymiş.
Ama ne yaptım?
Hakimin adresini buldum.
Evine bayramda telgraf çektim.
Hakaret saymadığı o sözlerle -aynen- kendisine hitap ederek bayramını kutladım, oh...
* * *
Dönelim yazının başına.
- Hakaret ettiği gerekçesiyle.
- Hakaret ettiği iddiasıyla.
- Hakaret ettiği bahanesiyle.
Anladık be kardeşim.
Ama ne demiş adam?
Cümleyi de yazar mısınız?
Okuyup biz de öğrenelim.
Ve Türk Milleti adına, bari vicdanen karar verelim.
Vaktiyle Cavit Çağlar, Mesut Yılmaz’a yavşak dedi, manşetlere çıktı. Ne var bunda?
Sansürlük ne var? Hadi bakalım, şeffaf olalım, şeffaf.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.