Uzun ince...

27 Nisan 2017, Perşembe 05:00
AA
Küme düştük.

Ya da “düşürdüler.”

Ne fark edecek?

Neticede çok üzgünüz. Tıpkı kümeye çıktığımız 2004 yılındaki sevincimiz kadar.



O akşamı hiç unutmuyorum.

2004’ün 17 Aralık akşamıydı.

Önemli bir ameliyat geçirdiğim hastanede, gözucuyla tv’yi izliyor, Avrupa’dan gelecek iyi bir haberi heyecanla bekliyordum.

Dalıp gitmişim.

Gece yarısı uyandığımda müjdeyi aldım.

Yataktan fırlayıp kalktığımı hayal mayal hatırlıyorum.

Ne güzeldi yahu.



Aradan 13 yıl geçmiş. Şimdi ben Kaybolan Yıllar’a mı yanayım, harcadığımız onca enerjiye mi, yoksa uğradığımız istiskal’e mi, bilemiyorum.

Fakat öfkeye hiç kapılmadan, gayet soğukkanlı davranmamız gerektiğine inanmaktayım.



Yani diyorum ki...

Kimde kusur olduğunu aramak yerine kümeye tekrar nasıl çıkarız’a odaklanmalıyız.

Anamızdan Avrupalı olarak doğmadık. Dünyanın sonu değil. AB’nin akıbeti de belli değil. Oraya gireriz veya girmeyiz.

Mesele o da değil. Mesele, kendimizle yarışmaktır. Her konuda Avrupa standartlarını yakalamaktır.

Bu bakımdan...

- Yarışı terk edemeyiz.

Uzun ince bir yoldayız.

Not:

Yıldönümlerine pek düşkün olduğumuz için, bir tanesini de ben hatırlatayım dedim.

Bugün 27 Nisan...

e-muhtıra’nın 10’uncu yıldönümüdür.

Meraklısına duyurulur.
Sıradaki haber yükleniyor...