Yol yordam...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Prof. Fatih
Hilmioğlu için
duyduğumuz tek laf:
- Cumhurbaşkanı
onu affetsin.
Estağfurullah...
Af, bir tür lütuf
sayıldığı için iyi bir
kelime değil ama
ne yapalım ki kitapta
böyle yazıyor.
Keşke af yerine
muaf denseydi.

* [[HAFTAYA]]

Her neyse.
Konuya gelelim.
- Cumhurbaşkanı
niye affetmiyor?
Yahu arkadaşlar,
bunu yüz kere söyledik.
Bir daha söyleyelim.
Cumhurbaşkanı
durup dururken
affettim diyemez.
Kimse için diyemez.
Bunun yolu
yordamı var.
- Önce tam
teşekküllü bir
hastaneden rapor
alacaksın...
- Aldığın o rapor,
Adli Tıp’tan geçecek.
- Geçtikten sonra,
başvurunla birlikte
raporu Adalet
Bakanlığı’na
götüreceksin veya
göndereceksin.
- Bakanlık,
belli bir kanalla
Cumhurbaşkanlığı’na
iletecek...
Cumhurbaşkanı
imzalayınca da
mesele hallolacak.

*

Uzun bir işlem gibi
gözüküyorsa da
sıkı bir takiple
3-4 günlük iştir.
Bir buçuk yıldır af
diye tutturuyoruz ama
önayak olup şu
anlattığım süreci
başlatamıyoruz.
Hilmioğlu’nun dostları
niçin bu zamana kadar
beklediler?

*

Yani kimse
zannetmesin ki,
Cumhurbaşkanı,
içinden öyle geldiği
için birilerini affeder.
Hayır.
Tanımaz bile onları.
Ancak evrak önüne
geldiği zaman gereğini
yapar.
Gazeteciler hâlâ
soruyorlar
Cumhurbaşkanına...
Dün, Gürcistanlı
misafirlerimizin
yanında
yine sordular:
- Efendim af
edecek misiniz?
Kimi?
İster Hilmioğlu’nu,
ister Aziz Yıldırım’ı.
Yolu budur.
Fakat dedim ya, af
antipatik bir kelime.
Herkes katlanamaz.
Bir de Anayasa
Mahkemesi diye bir yol
var. Balbay’ınki kadar
sür’atli olmasa bile,
ona yakın bir sür’at,
hiç de fena sayılmaz.
 

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI
Sıradaki haber yükleniyor...
holder