Burada çayı höpürdetebilirsiniz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Misofonya diye bir hastalık duydunuz mu? Misofonya, başkalarının çıkardığı höpürdetme, şapırdatma, horlama, hapşırma, öksürük, ıslık, kikirdeme gibi seslerden rahatsızlık duyma hastalığıdır. Kısaca, en ufak bir ses uyarısıyla öfke, panik, korku, dehşet ve derin endişeye kapılma, sesi çıkaran insana karşı engellenemez bir nefret duyma hali…

Hastalık düzeyinde değil ama ben de kahve, çay, çorba içerken höpürdetenlere gıcık olurum. Gıcık olmakla kalmam, gıcık da ederim. Sertçe uyarırım “Höpürdetme!” diye. Misofonyanız varsa, Beta Yeni Han’daki çayhane bu sorunla başetmenize yardımcı olabilir.

300 ÇEŞİT ÇAY VAR

Her şeyin bir tadım yöntemi var. Şarabı koklayıp, ağzında çevirmelisin. Zeytinyağını dolu dolu ağzına alıp, ağzını kapatıp, dişlerinin arasından hava çekmeli sonra yutmalısın. Çay tadımı sırasında da höpürdetmelisin ki çayın aromaları açığa çıkabilsin. Beta Tea House’da yaklaşık 300 çeşit çayı höpürdeterek, tadına varabilirsin. Çeşitli çayların tadımını yaparken çıkardığın sesler belki empati kurmana yardımcı olabilir! Kim bilir...

Beta Tea House’da çay uzmanı Hatice Uğur eşliğinde altı çeşit çayın tadımını yaptık. Beyaz çay (75 derece sıcak suyla demlenmiş), Jasmine Nedles (85 derecede demlenip, yasemin çiçekleriyle aromalandırılmış), Milk Oolong (yarı oksidasyon yapılmış, tek yapraklı ve süt buharına maruz bırakılmış), Assam Masala (baharatlı siyah çay, sütle yumuşatılabiliyor), Darjeeling (çayın şampanyası, 95-97 derecede beş dakikada demleniyor) ve Nar Çayı. Güzel bir deneyimdi. Beta Tea House’da dilediğiniz çay harmanlarını da yaptırabiliyorsunuz. Beta Yeni Han’da her biri yöresinden getirilmiş ürünlerle zengin bir kahvaltı da yapabilirsiniz.

Bu arada evde çay demlerken su 100 derecede kaynadıktan sonra 95’e düşmesini bekleyin. Sonuçtan memnun kalacaksınız.

HALEPLİ BİR ‘HERİF’ İLE ŞAMLI BİR ‘ZARİF’

İstanbul’un ilk kahvehanesi

İstanbul’un ilk kahvehanesini Halepli bir ‘herif’ ile Şamlı bir ‘zarif’ açar. Bu ifadeler benim değil. Peçevi Tarihi’ne göre İstanbul’da ilk kahvehane Halepli Hâkim adlı bir ‘herif’ ile Şamlı Şems adlı bir ‘zarif’ tarafından 1554 yılında Tahtakale’de açılır ve İstanbul’un bütün ‘zürefaları’ mekana doluşurlar. Zürefa dedikleri İstanbul’un kalbur üstü zarifleri, münevverleri yani aydınlarıdır. Kahve ve kahvehane, İstanbul’da hızla yaygınlaşır.

Öyle ki, kısa süre sonra yasaklamalarla karşılaşır çünkü sadece kahve içip, kitap okuyup hasbıhal etmekle kalmazlar “N’olcek bu memleketin hali” diye konuşmaya da başlarlar. Kahvehaneler “Fitne, fesat yuvası oldu” diyerek kapatılır ve yıkılır hatta kahve dolu gemiler batırılarak gözdağı verilir. İstanbul’un ilk kahvehanesi bu handa mı açıldı, bilmiyoruz ama kahveyi bu handa kavurduklarını biliyoruz. Hanın içinde büyük bir ocak var, muhtemelen bu ocağın üstündeki bakır kazanda kahve kavruluyordu.

Beta Âlâ Kahve Evi’nde de çeşitli kahve harmanları yaratıyorlar. Kavun, çilek, bal, nane, tarçın, misk, karanfil aromalı Türk kahveleri... Menengiç, kakule, damla sakızı, keçiboynuzu, salep ve kremalı Han kahvesi gibi...

BETA YENİ HAN YA DA TAHMİS HAN

Bir diğer adı Emin Hanı olan Tahmis Han, muhtemelen bir Bizans yapısının temelleri üzerine kurulmuş. Yapı, depremler ve yangınlar sonucu harap hale gelmiş. Harabeye komşu Beta Çay, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden hanı kiralamış ve dört yıl süren bir restorasyonla ihya etmiş. Handa şimdilik dokuz farklı dükkan var. Belita Baharat, Betum kuruyemiş, Hacı Ali Lokum-Cezerye, Benuta Artizan Chocolate House, Beta Tea House, A’la Kurukahve, Emin Han Börek, Mazgal Burger, Beta Han Kebapçı. Kahvaltı, çay, kahve, çikolata sevenler bu handa mutluluğu tadacaklar, benden söylemesi.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder