Hürrem Sultan'dan kalan miras: İmaret çorbası

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Dünya çok sıkıntılı bir dönemden geçiyor. İnsanlığın her zaman olduğundan daha fazla dayanışmaya ihtiyacı var. Hep beraber dil, din, millet ayrımı gözetmeden çıkış yolları aramalıyız. Pandemi sırasında ve sonrasında ihtiyaç sahibi insan sayısı artacaktır.

Bu tablonun ağırlığı; yardımlaştığımızda, imkanlarımızı paylaştığımızda bir nebze olsun hafifleyecektir. Geçmiş zamanlarda savaşlarla, bütün şehri saran yangınlarla, salgın hastalıklarla daha sık karşılaşıldığı için bazı önlemler alınıyordu. Bu önlemlerden biri de imaretlerdir. İmaretler, yoksullara, yolculara, medrese öğrencilerine, müderrislere ücretsiz yemek çıkaran vakıf kurumlarıdır.

Öyle ki sadece Mimar Sinan, 17 adet imaret inşa etmiştir. Tarihçi Amy Singer imaret kültürünü ve burada sunulan yiyecekleri ‘Osmanlı Michelin Rehberi’ şeklinde tanımlamıştır. Adeta yemek uygarlığı olmuş coğrafyamızda, eski bir tarih yaprağının geçmişin tozunu alıp günümüze taşıdığını varsayalım ve Singer’ın rehberliğinde ‘Kudüs Haseki Sultan İmareti’ vakıf defterindeki yardımlaşmaya göz atalım.

Külliyede; mescit, 55 oda, imaret, fırın, yemekhane, ambarlar, helalar, kervansaray ve ahır bulunmaktadır. Ramazanda, sadece iftarda sabah ve akşam olmak üzere iki öğün ücretsiz yemek dağıtılırdı. Akşamları bulgur çorbası, sabahları pirinç çorbası ve ekmek, Ramazan’da ise dane, zerde ve ekmek, Muharrem’de aşure ve ekmek, bayram yemeği olarak da zerde pilavı, dane ve ekmek dağıtılırdı.

Bu imaretten Deccani dervişler, 400 aç ve muhtaç fakir fukara, imaret görevlileri, kervansaray misafirleri, müderrislerden fakir olanlar yararlanırdı. Umarım geçmişten ilham alıp yardımlaşmada yeni imkanlar yaratabiliriz. Üsküdar Valide Atik Camii İmareti’nin vakfiyesinde de cuma akşamları ve bayram sabahları ‘Çok latif ve nefis yemekler yapılacaktır’ yazarmış.

O halde sabahları verilen pirinç çorbasından yapalım ama çok latif ve nefis olması için et koyup baharatlarla efsunlayalım. Bu tarif Fatih Sultan Mehmet’in babası Sultan II. Murad’a ithaf edilmiş ve Muhammed Bin Mahmûd-ı Şirvanî’nin yemek risalesinden alınmıştır. Şirvanî’ye göre bu yemek; vücudu, beyni, kalbi, ciğeri, sinirleri, böbreği güçlendirip yüzü güzelleştirirmiş. Yüzünüzün nurunu arttırsın o vakit.

Yüzünüzün nurunu arttıran imaret çorbası

Tencereyi ateşe sürün. Tereyağı dumanını saldığında nohut büyüklüğünde doğranmış eti de harın üstüne bırakın. Etin rengi atıncaya kadar kavurun. Sıcak su ile tencereyi ferahlatıp nohut, dereotu ve tarçını ekleyin. Unutmayın ki o dönemlerde bütün et yemeklerinde tarçın kullanılırdı. Bu, hem konuğa verilen kıymeti gösterirdi hem de kuzunun kokusunu güzelleştirirdi.

YouTube’u açın Ali Ufkî Bey’in ‘Nikriz Peşrev’ ve ‘Uyan Ey Gözlerim Uyan’ eserleri boyunca etler tıkırdasın. Bu arada kevgirin marifetiyle kefini (köpüğü) alın. Şarkının sonuna gelince kuru kişniş, zencefil, ve karabiberle efsunlayın. Çorbanın suyunu yeterli bulmazsanız bir miktar daha sıcak su ile bereketlendirin. Aynı sanatçıdan ‘Türkî Şikayet’ boyunca tıkırdasın. Parçanın sonunda dereotunu yemekten çıkarın.

Yıkanıp nişastası giderilmiş pirinci ilave edin. Yine Ali Ufkî Bey’den ‘Nihavend Peşrev’ boyunca harlanıp yumuşasınlar. Bu arada dilerseniz koruk suyu veya limon koyabilirsiniz. Eserin sonunda ateşten alınıp bir tutam kimyon ve tarçınla efsun kilitlenir. Aynı sanatçının ‘Kopuz Taksimi’ eseri boyunca dinlendirdikten sonra servis edilir. Afiyet de olur cennet de. Kimsenin avuç açmak zorunda kalmadığı o güzel günlere...

Malzemeler:

  • 1 avuç az yağlı et
  • Yarım avuç haşlanmış nohut
  • 1 avuç pirinç
  • 2 kaşık tereyağı
  • 4-5 dal dereotu
  • 1 tutam kuru kişniş
  • 1 tutam zencefil
  • 1 tutam karabiber
  • 1 tutam kimyon
  • 2 tutam tarçın
  • Yarım avuç koruk suyu ya da limon suyu
  • 7-8 bardak sıcak su
  • YouTube’a bağlı bir cihaz ve Ali Ufkî Bey’den beş eser.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder