Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı

YAZI BOYUTU

“Yemek hakkından ne düşünürsün bilmem ama Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” Hayat, Cemal Süreyya’nın bu dizelerinin ne kadar doğru olduğunu tekrar tekrar ispat ediyor. Bundan yıllar önce bir buçuk yıl hayatımı güle çeviren bir insanla Beşiktaş’ta oturmuştum. Kahvaltı en önemli ritüelimizdi. Evde kahvaltı yapıyorsak mutlaka sofrada zeytinyağında har harman olmuş domates biber kavurma olurdu.

AĞZIMIZDA TARÇIN VE SEVDA KOKUSU

Dışarı çıktığımızda ya Pando’ya gider manda kaymağı, bal, süt peynir, zeytinli bir kahvaltı yapardık ya da tarçın kokulu bir kahvaltımız olurdu. Yedi Sekiz Hasan Efendi fırınından unlu mamuller alır, şarküteriden aldığımız malzemelerle Beşiktaş’taki Kadıköy iskelesinin yanındaki çay ocağına giderdik.

Duble çaylarımızın içinden, yanaşankalkan vapurlar geçerdi. İşlerine koşuşturan insanlar geçerdi, velhasıl içimizden İstanbul geçerdi… Ağzımızda tarçın ve sevda kokusu, hayatın içinden geçerdik. Kaymakçı Pando kapandı. Kadıköy iskelesindeki çay ocağı artık yok. Bizim hayatımızdaki o defter de çoktan kapandı.

Biz Beşiktaş’ta otururken, o yıllarda ne bu kadar kafebar ne de kahvaltıcılar sokağı vardı. Evet, şimdi Beşiktaş’ta bir kahvaltıcılar sokağı var. Üstelik bu sokakta dükkanların önünde kuyruklar oluşuyor. Kuyrukları önlemek için özel bir yazılım yapmışlar. Uydudan işletmeler takip ediliyor ve eğer Foursquare uygulamasını kullanırsanız kahvaltıcıda kaş kişi ve ne kadar boş yer olduğunu görebiliyorsunuz. Üç sokağa yayılmış kahvaltıcılar, özel yapılmış sandalyeler kullanıyor.

Güneşten, yağmurdan soğuktan koruyan tenteleriyle tam da mutlulukla bir ilgi kurulacak yer olmuş. Bu uygulama ve düzenlemeleri de meyve suyu markası DİMES yaptırmış. Tüketici alışkanlıklarıyla ilgili yaptırdıkları araştırmalarda, insanların en çok kahvaltıda meyve suyu içtikleri sonucunu bulmuşlar.

Bunun üzerine de Beşiktaş Kahvaltıcılar sokağına el atmışlar. İşletmelerle işbirliği yaparak sokakta düzenlemeler yapıp Foursquare’le yazılımı gerçekleştirmişler. İçki firmalarının sokak düzenlemeleri yaparak işletmelerin kalitesini yukarı çektiği çok sayıda uygulama görmüştük. Bir meyve suyu firmasının böyle bir çalışma yapıp işletmelere yatırım yapmasından ötürü Dimes’i kutluyoruz. Darısı diğer sokakların başına.

Madem Beşiktaş’a geldik, Deniz Müzesi’ni gezmeden dönmeyelim. Birkaç yıl önce yapılan çalışmalarla dünyanın sayılı deniz müzelerinden biri oldu. Müzeden çıkınca Nişantaşı’na doğru geçelim, hede􀅆 doğru yerden vuralım. Ayrıntılar sağ sütunda...

NİŞANTAŞI’NDA BİR VİYANALI ALTA

Alta’nın sahibi Tolgay Yıldırım, turşucu Kosovalı mübadil bir ailenin torunu. Avusturya Lisesi’ni bitirdikten sonra uzun yıllar Avusturya’da ticaret yapıyor. Sonrasında ‘Bülbülü altın kafese koysan yine memleketim der’ misali, memlekete dönüp Nişantaşı’nda Alta’yı açıyor. Tolgay’ın yemek menüsü dünyanın birçok lezzetine dokunuyor ama burada orijinal Viyana usulü dana şinitzel ve elmalı strudel yiyebilirsiniz.

Alta, mevsime duyarlı bir menüye sahip, sıklıkla yeni mahsüller listeye giriyor. Benim kısmetime o akşam Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Sertan Çavuşoğlu’nun bir yemek tasarımı düştü. Sertan Hoca mutfağa girdi ve çilekli, rokalı, rokfor peynirli bir salatayla servis edilen karamelize kahveli bir bonfile tabağı yarattı.

Alta’nın, Ceren Sakin uzmanlığında feng-shui felsefesine göre düzenlenmiş bir yerleşim planı ve dekoru var. İki salon ve bahçeden oluşan mekana girer girmez uzak doğulu yumuşak bir hisse kapılıyorsunuz. Dekorunda uzak doğuya gönderme yapan objeler yok ama shui enerjisinin akışını engellemeyecek bereket ve huzur getirecek bir düzene sahip. Ceren Sakin’in shui enerjisinin akışını kolaylaştırmak için eklediği unsurların yarattığı huzuru hissedeceksiniz.

Benim tercihlerim ızgara enginar, pancarlı humus, avokadolu çimçim karides, küflü keçi peynirli ıspanak salatası ve elmalı strudel oldu. Dana sosis, ağır ateşte pişmiş dana yanak gibi lezzetli seçenekler de var. Tatlılar dikkate değer. Mesela narlı milföy diyeyim ve bu bahsi kapatayım.

İçecek menüsünde Türkiye’nin en iddialı şarap üreticilerinin seçkin ürünleri yanında Fransa, İtalya’dan üç şarap bulunuyor. Gelelim hesaba, en önemli kriterlerden biri hesap föyünde ne yazdığı? “Günahımız ne kaptan?” Alta, bulunduğu bölge için çok makul fiyatlara sahip.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...