Kayseri’de Gastronomi Safarisi

01 Aralık 2019, Pazar 08:01
AA

Hatırlarsanız Domates Güzeli’miz Ayşen Gruda’ydı. 1977 yılında TRT’de bir eğlence programında ‘Domates Güzeli Nahide Şerbet’ tiplemesiyle bir anda meşhur olmuştu. Bugünün tabiriyle bütün Türkiye’yi trollüyordu. Tiplemesinin tutulmasının önemli bir zemini vardı. Hasat zamanı her beldenin mahsulüne göre kiraz, domates, sarımsak, armut veya karpuz festivali yapılıyor ve tabii ki güzelleri de seçiliyordu.

Seçilen güzel popüler şarkıcıların sahne aldığı festivalde yeni mahsulün önünde boy gösteriyordu. Ayşen Abla buna gönderme yapıyor, yüzüne salça sürüp elinde ‘Domates Kremi’ yazılı kutuyla dünyanın en güzel kadını edasıyla muzip muzip gülümsüyordu.

Artık zerzevat festivalleri yerini gastronomi festivallerine bıraktı. Şehirler UNESCO’nun ‘Yaratıcı Şehirler Ağı Listesi’ne girmek için çırpınıyorlar. Üç yıl önce Gaziantep’in bu listeye girmesiyle heyecan yükseldi. Hatay’ın ardından Afyon da listeye girdi. Adanalılar biraz buruk çünkü birkaç yıldır UNESCO kapısında bekliyorlar.

Yakın zamanda Logos İletişim’in düzenlediği ‘Adana Lezzet Günleri’ne Türkiye ve yurt dışından onlarca şef, gastronomi uzmanı ve damağına düşkün Adanalılar katıldı. Binlerce kişi Seyhan Nehri kıyısındaki panayırda Adana lezzetlerine doydu. Biz Kayseri’de iki günlük lezzet maratonunu ‘Gastronomi Safarisi’ ile tamamladık. Boşuna safari dememişler soframıza çok sayıda kuzu ve dana konuk oldu. Yolu Kayseri’den geçecekler bizim yolumuzdan gitsinler.

GÜN ÇERKEZ KAHVALTISIYLA BAŞLAR

Ne ilgisi var, demeyin. Büyük Çerkez Göçü sırasında Kayseri’ye gelenler yaklaşık 60 köye yerleşmişler. Bu da Çerkez mutfağının önemli bir yer edinmesine yol açmış. ‘Gubate Kahvaltı Evi’nde özgün hamur işleri ağırlıklı bir kahvaltı yapıyoruz. ‘Gubate’ Çerkezce patatesli böreğin adı. Halvane ise sütlü açma demek. Velibah, patatesli saç böreği ama öyle ince ki tek kat bir yufka sanıyorsunuz. İncecik iki kat yufkanın içinde lezzet zerrecikleri hapsedilmiş.

Öğlen yemeğini otelde yedik. Mantı da dahil olmak üzere Kayseri lezzetleri var ama akşam uzun diye azar azar yiyorum çünkü kahvaltı hâlâ karnımda. Akşam üzeri 16:00’da Sultan Sazlığı’na gittik. 300’e yakın yılkı atı etrafımızda koşturdu. ‘Muhtar’ın Yeri’nde ‘Akşam Kahvaltısı’ yaptık. Bu köy, mandalarıyla meşhur. Manda kaymağı, manda yoğurdu, manda sucuğu ve enfes Erciyes balıyla büyülendik.

YEDEK PARÇACIDAN YÖRESEL YİYECEKLER MERKEZİNE

Rehberimiz “Doyacak kadar yemeyin yolumuz uzun” diyor. Hakikaten yolumuz uzun. Oradan ‘Kaşıkla Mantı’nın merkezine gittik. Kocasının otomobil yedek parçası tesisini 20-30 kadını istihdam ederek, yöresel yiyecekler merkezine dönüştürmüş bir kadın girişimcinin başarısına tanık olduk. Boş durmuyor çenelerimiz; su böreği, tandır böreği, Necmiye Hanım tatlısı, gül baklavası yiyor ve güleboru şerbeti içiyoruz.

Sıra saç kavurmanın mucidi ‘Kebapçı Şakir’e geldi. Karşımızda müthiş bir kavurma var ancak biz bunca yemekten sonra nasıl yiyeceğiz diye birbirimizle bakışırken iki sokak müzisyeni dükkâna dalıyor. Konuklar, yediklerimizi biraz olsun sindiririz umuduyla ayağa fırlayıp başlıyorlar göbek atmaya. Elbette Kayseri’ye gelip ‘Altın Saray’da pöç kebap yemeden dönmedik.

Dana kuyruğunu, çömleklerin içine dizip saatlerce fırında pişiriyorlar. Kayseri’de yemek seçeneği çok ama midemiz küçük. Tarihi çarşıda meşhur kelleciye gidiyoruz ama artık takatimiz kalmamış. Sadece tadına bakıyoruz daha tatlıcıya gideceğiz. Derken müjdeli bir haber alıyoruz. Uçağa yetişmemiz gerektiği için tatlıcı programı iptal oldu. “Alacağımız olsun” diyor, yola koyuluyoruz. Konukların muhabbeti aynı. “Fakat çok yedik.”, “Ne yedik ama”, “Off fazla mı yedik?”… Ömrünüz olsun, yolunuz düşsün, size de a􀅆yet olsun…


Sıradaki haber yükleniyor...