Mimar Sinan, Don Kişot ve bir kâtibi aynı masada buluşturan ocakbaşı: Pürtelaş Ocakbaşı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Pürtelaş Hasan Efendi, Cihangir’deki Kılıçalipaşa Camii’nin kâtipliğini yaparken nereden bilebilirdi ki dünya edebiyatını değiştirecek bir kölenin günlük istihkakını kayda geçirdiğini. Bu köle, sadece İspanyol edebiyatını değil bütün dünya edebiyatını değiştirecek ve kahramanın adı ve karakteri dillere pelesenk olacaktı. Bu köle Don Kişot’un yazarı Miguel de Cervantes Saavedra yani Cervantes’ti.

Cervantes, İspanya’da sağ elinin kesilmesine hükmedilen bir mahkumiyet kararından Roma’ya kaçar. Sonra Papa’nın çağrısına uyup Türkler’e karşı İnebahtı Deniz Savaşı’na katılır burada hem sol kolunu kaybeder hem de göğsünden vurulup esir düşer. 1578-80 yıllarında Kılıçalipaşa Camii’nin inşatında Mimar Sinan’ın yanında çalışır ve Pürtelaş Hasan Efendi’nin defterine günlük gıdası zaptolunur.

PÜRTELAŞ NASIL PÜRTELAŞ OLDU?

Pürtelaş Hasan Efendi kâtipliğinin yanında mücellittir de. ‘Pürtelaş’ lakabını almasına neden olacak olay, onun Bağdat’a bir kütüphanenin cilt işlerini yapmaya gitmesinden sonra gerçekleşir. Bağdat’taki işini bitirince “Hazır buralara gelmişken bir de Hacca git” derler. Pürtelaş Hasan Efendi, “Olmaz işimi bitir bitirmez İstanbul’a dönmem istenmişti” der ve memlekete döner fakat sonrasında iki kere, üstelik yürüyerek İstanbul’dan Hacca gider.

Pürtelaş Hasan Efendi Mahallesi’nde yer alan Pürtelaş ve Ülker Sokak’ta bir dönem çoğunlukla trans bireyler yaşardı. Yanlışlıkla o sokaklara girenler pencerelerden salkım salkım sarkmış trans bireyleri görürlerdi. Sokak tekin bulunmadığı için de kiralar ve bina fiyatları çok ucuzdu.

Bu durum mahallenin eski sakinleriyle sürekli bir kavga ve şikayete konu olurdu. Ve Pürtelaş adı pek zikredilmeyen talihsizliğin adıydı. Habitat sırasında sokağı boşaltmak için uygulamalar yapıldı. Sonunda oradaki bireylerin büyük bölümü başka semtlere yayıldı.

İADE-İ İTİBAR

Yıllar sonra iade-i itibar diyebileceğimiz bir durum gerçekleşti ve Pürtelaş adı bir ocakbaşına verildi. Cihangir’in en yenilerinden olan Pürtelaş Ocakbaşı, Adana İl Sınırı’nın eski yerinde açıldı. Kaktüs’le komşu olan işletme, kısa sürede Cihangir Caddesi’nin enerjisine katkı sağlayan bir yer oldu.

Kaktüs’ün tazelenmiş hali, Cafe 22 ve Jash Meyhane gibi mekanlarla yükselen cadde, Pürtelaş Ocakbaşı’nın da katkısıyla trend olmaya devam ediyor. Hatırlarsanız bu caddeyi, ‘Cihangir Caddesi Cumhuriyeti’ başlığıyla yazmıştım. Okumamış olanlar posta.com.tr’de bulabilirler.

ANADOLU KARMASI BİR MENÜ

Pürtelaş Ocakbaşı’nda bir ‘Anadolu Karması’ var. Menülerinde Urfa usulü lahmacun, Mardin Süryani usulü içli köfte, Ermeni usulü pilaki, Antep ve Adana usulü kebaplar sunuyorlar. İyi malzemenin peşine düşmüşler. Denizli’den yanık yoğurt, Konya Bozkır’dan tahin, Bergama’dan tulum peyniri, Antakya’dan zeytinyağı getiriyorlar.

Mezeleri küçük tabaklara konulmuş mini bir tepside sunuyorlar. Mezelerin bazılarını sayalım zıkkım (isot reçeli, fındık, fıstık ve badem), isli yoğurtlama (tütsülenmiş yoğurt, köz biber, ayçekirdeği), sarı mercimek fava, sulu kısır, Ermeni usulü pilaki, atom, kuru cacık.

Pürtelaş’ta daha önce bilmediğim, yemediğim ara sıcaklar var mesela Süryani usulü içli köfte yoğurtla servis ediliyor. Ara sıcak öcce mutlaka yemeniz gereken güzellikte. Ayrıca söğürme, külde taze ve kuru soğan közleme, yoğurtlu ot kavurma, Bergama tulumlu köy biberi de seçenekler arasında.

Gelelim kebaplara, olmazsa olmazlar Adana, Urfa, çöp şiş, kuzu şiş, pirzola, ciğer ve küşnemenin yanında yağlı kara (kuzu karski), tike kaburga, lokma kaburga ve dana bonfileden yaptıkları Pürtelaş Şiş’i sayabiliriz. Meze ve ara sıcakların hepsini tattığım için kebaba çok yer kalmadı.

O yüzden lezzeti yerinde bir şiş ciğer ve bir dal küşneme yedim. Tatlılar içinde en çok kabak tatlısını severim. Tahinli kabak tatlısı ve katmerleri de çok lezzetliydi. Pürtelaş Ocakbaşı’nın menüsünde lahmacun dışında çeşitli pideler ve dürümler de var. Yakın zamanda paket servisine de başlayacaklar.

MODERN BİR OCAKBAŞI

Pürtelaş modern bir ocakbaşı, müzik tercihleri de başarılı, ‘Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği’ çalıyorlar. Çalışanlar, bilgili ve nazik en önemlisi servis aksamıyor, yemekler sırasınca ve birbirinin üstüne çıkmadan masaya geliyor. Cihangir Caddesi’nden hemen her gün geçiyorum.

Pürtelaş, açıldığından beri dolu görünüyor. Burada Adana İl Sınırı’ndan sonra iki işletme açılmış ama tutunamamıştı. Umarım Pürtelaş Ocakbaşı’nın mayası tutar ve yıllara meydan okuyan bir mekan olur. Böylece Pürtelaş Hasan Efendi’nin lakabı iade-i itibarına kavuşur ve kulaklarda yankı bulur.

Yazarlarımızdan

25 Şubat 2021, Perşembe 07:01
25 Şubat 2021, Perşembe 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder