
Servetleri toplamı 1 trilyon doları geçen yedi teknoloji titanı bir odada. Bu karede inandırıcı olmayan tek şey, hepsinin arkadaşça sosyalleşmesi. Yoksa fotoğraf çok gerçekçi. Hepsi de kendilerini temsil eden bir halde. Bulundukları odanın öğrenci evine benzemesi bile rahatsız etmiyor. Çünkü onları zaten ev ortamında hiç görmüyoruz. Ayrıca arkadaşlarıyla bekar evinde bir araya gelen üniversite tayfası gibi takılmaya müsait mizaçtalar. Elon Musk, Sundar Pichai, Sam Altman, Jeff Bezos, Satya Nadella, Tim Cook, Mark Zuckerberg ve Jensen Huang’ın evde, dışarıda kanka gibi görüntülendiği kareler ilk bakışta ‘Acaba gerçek mi?’ dedirtti. Çoğu Google’ın yapay zeka aracı Gemini 3 ile oluşturuldu. Bu görüntülerin şoku geçmemişken iki gün sonra Google’dan başka bir hamle geldi. Şov yaptı desek yeridir. Kod adı: Nano Banana Pro.

HADİ KUTLA BU CANAVAR SENİN
Yapay zekayla oluşturulan görüntülerdeki filtre dokusu, Nano Banana Pro’da neredeyse hiç yok. İnsan beyninin ayırt edemeyeceği kadar gerçekçi görüntüler elde edilebiliyor. Şimdiden erkekleri dolandırmak için teşhirci kadın hesapları açılmış durumda. Dahası, emin olamadığınız görüntüleri Gemini’a sorabiliyorsunuz. Eğer Google’ın yapay zeka araçlarıyla üretilmişse size söylüyor. Yani yapay zekayı yapay zekaya teyit ettiriyoruz. Distopyanın dibini iyice sıyırıyoruz. Bu canavarı kendi ellerimizle yarattık. Yıllardır her cihaza tüm görüntülerimizi yükleyerek yeteri kadar malzeme sağladık. Şimdi herhangi bir yerde kendi görüntülerimizle karşılaşırsak, bunun biz olmadığını veya bizim görüntülerimizden çalınarak üretildiğini kanıtlamamız gerekebilecek. Bugünden sonra görseller, güvenilir tarihi belge sayılabilir mi? Bu derece ileri bir teknolojiye ihtiyacımız var mıydı? Bilmiyorum. Yapay zekada gelinen bu nokta, sırf yapabiliyorsunuz diye atom bombası üretmeye benziyor...

SARI SAÇLARINDAN KATE Mİ SUÇLU?
Prenses Kate saç renginin güneşte açıldığını söyledi. Duyanlar önce biraz afalladı. Koyu saçları nasıl bu kadar çok açılır diye büyük tartışma başladı. Açılır. Kate zaten beyaz tenli, çocukken de sarışınmış. Ama asıl mesele, geçen yıl kanser tedavisi görmüş olması. Kemoterapi aldı. Birinci ağızdan söyleyebilirim ki kemoterapi sonrası saçlar dökülmüyorsa bile yapısı, şekli, hacmi, rengi değişebiliyor. Evet, rengi. Genetik altyapınıza bağlı olarak açılabiliyor, kızıllaşabiliyor. Güneş görünce, tuzlu suya değince eskisine göre daha hassas ve tepkisel olabiliyor. Kate’in saçları da ailece çıktıkları tatilden sonra değişti. Bu arada boyatmış da olabilir. Ama bu konuda yalan söylemesini gerektiren bir durum yok. Saçını daha önce çok kez boyalı gördük. Hiç “Boyatmıyorum” triplerinde bir kadın olmadı yani. Muhtemelen sorulduğu anda kanserin saçın dokusunu ve rengini nasıl değiştirdiğinden bahsedip konuyu dramatikleştirmek yerine daha sıradan bir yanıt verdi. Ayrıca Kate gibi kanser öykülü kadınlar saç renkleriyle kolay oynayamaz. Remisyon sürecinde kimyasala ne kadar az maruz kalırsa o kadar iyidir çünkü. Üstelik saç renginin daha açık olması da övünülecek bir şey değil. Saça renk veren hücreler görevini yapamadığı için saç rengi açılıyor, bazı durumlarda daha kırlaşıyor. Her halükarda Kate sayesinde bu tür konularda kanserle ilgili birçok ezber bilginin çürümesi, farkındalığın artması büyük bir kazanım. Bu konuyu tartışmaya açması, görünür kılması bile birçok kadının rahatlamasını sağlıyor...


KURTARAN EV İLE İYİLİK KONSERİ
Hayatın şaşmaz bir adaleti var. İyilik de kötülük de aynı hızda büyüyor. Yani hayatın adaleti sadece iyiden yana değil. Kötüden yana da çalışıyor. Mesele bizim hangisini beslediğimiz. Kötülüğün çok gürültülü olduğu yerde iyiliğin sesi hep daha berrak çıkar. Oradan anlarsınız. İşte Kurtaran Ev için düzenlenen geceden çıkan, büyüyen ses bu oldu. Modacı ve hayvan aktivisti Nur Bilen Yavuzer’in öncülüğünde dokuz kadın, Sertab Erener, Funda Arkas, Ece Kavran, Sinem Güven, Mihriban Oğuz, Ezgi Serdaroğlu, Rojda Demirer ve Ceylan Özyavuz güçlerini birleştirdi. Çevrelerini, etkilerini, bağlantılarını masaya koydular. Kurtaran Ev bünyesindeki sahipsiz hayvanlar yararına bir bağış gecesi hazırladılar. Cahide, mekanın kapısını karşılıksız açmıştı. Deha Bilimlier de sahneye gönüllü çıktı. Tam bir iyilik hali. Zira iyilik, bir duygudan çok organizasyon işi. Birileri imkanını, birileri emeğini, birileri görünürlüğünü ortaya koyuyor. Gecede eşlik edilen şarkılar, aslında dayanışmanın sesiydi. Çünkü günün sonunda biliyoruz ki “bu gök kubbede baki kalan ancak hoş bir seda.”
