
Yapılan aramalar ve ortamdaki seslere uygun şekilde içeriklerle, reklamlarla karşılaşmışsınızdır. Akıllı telefonların, tabletlerin bizim en dikkatli dinleyici ve takipçimiz olduğunu artık biliyoruz. Ama hiçbir şekilde arama yapmadığınız, sohbetini etmediğiniz bir konuda bile bir reklamla veya içerik önerisiyle karşılaşmalar da artık çok daha sık yaşanıyor. Duygusal durumlara özel ekran akışında birden ‘anlaşıldığımızı’ hissettiren içerikler dönmeye başlıyor. Yorgunluk/tükenmişlik yaşayanlara “Bedenin sana bir şeyler söylemeye çalışıyor” mesajı içeren, kararsızlık yaşayanlara ertelemenin zararlarını anlatan, duygusal boşlukta olanlara “O da seni düşünüyor mu gel birlikte bakalım” teklifi sunan içerikler gırla. Yapay zeka uygulamasında sohbet ederken de aklınızdan geçen ama hiç bahsetmediğiniz bir şeyi duyabilirsiniz. Zihnimizi de mi ele geçirdiler yoksa? Kısmen, evet. Peki bunu nasıl yapabiliyor? İstatistiklere bakarak yapıyor. İnsan davranışı ve düşünceleri matematiksel olarak öngörülebilir mi peki? Davranışların çoğu, evet. Düşünceler, hayır. Kullandığımız uygulamaların algoritması; tekrar eden, düşük riskli, anlık davranışların büyük kısmını ölçebiliyor. Ekranda durma süresi, kaydırma hızı, aynı içeriğe geri dönme, gecenin belli saatlerinde artan tepkiler, belirli duygusal başlıklarla etkileşim...

TAHMİN EDİLEMEZ OL, KAZAN
Algoritma bu alanı modelliyor. “Bu davranış örüntüsüne sahip kullanıcıların yüzde 90’ı, bu durumda şunu tıklıyor” gibi çıkarımlar yapıyor. Ekranda düşünmeden şuursuzca kaydırma yaptıkça, öngörülebilir hale geliyorsun. Yani “beni en yakın arkadaşımdan, hatta beni benden daha iyi tanıyor” hissi gerçek. Sahte bir arkadaş olabilir. Ama çoğu arkadaştan daha iyi dinliyor, hiçbir şeyi unutmuyor, sözünü kesmiyor. Tüm geçmişini bildiği için en derin arzularına ve güvensizliklerine hitap edebiliyor. Güllü’yü biraz fazla dinliyorsan, kalbinin kırık olduğunu varsayabiliyor. Bu yüzden sana eski sevgilinin seni hâlâ özlediğini söyleyen yapay zekalı bir çingene falcı reklamı gösterebiliyor. Bu tür durumlardan rahatsız oluyorsan-ki bence tüm insanlık olarak olmalıyız- yapılması gereken tek bir şey var. Öngörülemez olmak. Ekranlardaki hareketlerinle kendini ele vermemek. Yani iradeli davranmak. Durmak, etkileşime geçmemek, önerileri pas geçmek. Çünkü bunun bir sonraki adımı, senin adına karar verme yetisini de algoritmaya devretmeye doğru gidiyor... İşte tam da bu yüzden 2026 analog yılı olacak. Yani internet bağlantısı olmayan cihazlara dönüşün başladığı yıl geliyor (Kasetçalarlar bile oyuna bu yıl yeniden dahil oluyor). Yeni nesil üstün insan, algoritmaların filtrelerine takılmamış insan olacak.

KEDİSTANBUL: DÜNYANIN EN SEVİMLİ TURİSTİK ROTASI
İstanbul’un sokak kedileri... Dünyanın uzun yıllardır bildiği bir gerçek. Hatta Osmanlı’dan beri onlarla iç içe yaşıyoruz. Osmanlı döneminde sokak kedilerini beslemek için oluşturulan mancacılık geleneği damarlarımıza işlemiş. Kedi görünce dayanamıyoruz, besliyoruz. Sokak kedisi beslemek, kişisel bir hevesten çok kamusal bir sorumluluk olan tarihi mirasımızdan geliyor. Bu ‘en İstanbullu’ özelliğimiz, en çok turistleri şaşırtıyor. Son dönemlerde İstanbul’un sokak kedilerini konu alan içerikler izlenme rekorları kırıyor. Hatta birçok içerik üreticisi, belgeselci, yazar, fotoğrafçı İstanbul kedilerini gözlemlemek için ziyarete gelir oldu. Bu kadar özel olan ise Asya’daki gibi hayvanları vitrin ürünü haline getirmiyor oluşumuz. Kedilerin günlük hayatın içindeki varlığı her an gözlemlenebilecek kadar gerçek. Camide de iskelede de metro merdiveninde de müzede de restoranda da son derece rahat davranan kedilerle karşılaşan turistler, İstanbul’a ‘Catstanbul’ (Kedistanbul) lakabı takmış. Şehrin kültürel imajının bir parçası haline gelen kediler, İstanbul için resmen bir turistik değer...

YAPAY ZEKALI ŞEFTEN DİNOZOR TARTAR
Dubai’de bir restorana götürüyorum şimdi sizi. Woohoo. Kurucu ortaklarından biri de Türk. Ahmet Oytun Çakır. Burası deneyimsel bir restoran. Yapay zekalı şef ‘Aiman’ var mutfakta. Binlerce tarif ve lezzet kombinasyonu üzerine çalışan bir yapay zeka programıyla çalışıyorlar. Tabii ki mutfakta pişiren, servis eden, son dokunuşu yapanlar insanlar. Ancak Woohoo, tarifleri ve sunumlarıyla unutulmaz bir deneyim vaat ediyor. Dinozor tartar diye bir yemek var menüde mesela! Bu, hayali bir tat. Hologramlar, ışık ve animasyonlarla servis ediliyor. Bir tabak dinozor tartar, 50 Euro. Çiğ et karışımını andıran bir tadı var. Titreşimli tabakta sanki nefes alıyormuş gibi bir hisle sunuluyor. Yapay zeka bakanlığı olan Dubai’de böyle bir restoran olması çok şaşırtıcı değil tabii. Zaten Dubai ‘ilkler ve aşırılıklar laboratuvarı’ olarak konumlandırıyor kendini. Teknoloji ve fanteziyi buluşturmayı başarıyor. Aiman şef, tartışma başlatmış. Ama gerçek şeflerle yarışan bir şef olamaz. Amaç, deneyim ekonomisini beslemek gibi görünüyor.
