Milattan önce 4. yüzyılda Kral Mausolos’un anısına karısı Artemisia tarafından bir mozole yaptırılır... Yani anıt-mezar. Hatta bugün dünyada tüm anıt mezarların mozole olarak anılması da buradan geliyor.

Mausoleum kelimesi, bizzat kralın adından geliyor. Tam adı Halikarnas Mozolesi. İşte bu mozole, yüzyıllardır Bodrum’un adını tarihe yazdıran bir simge. Bugün ise kalıntıları Londra’daki British Museum’da sergileniyor. Fakat o görkemli yapının ruhu halen Bodrum’da yaşıyor. İşte bu köklü miras, Bodrum’da doğan bir ödül törenine ilham oldu. Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV), Bodrum’un sanat, kültür, gastronomi ve sürdürülebilir değerlerini onurlandırmak için Bodrum Altın Mozole Ödülleri’ni başlattı. Tören, 29 Eylül akşamı Bodrum’un ruhunu en iyi yansıtan konumlardan birinde, Ruins Luxury Resort’te genç girişimci Nurçe Erben Hakan’ın ev sahipliğinde düzenlendi. Hava, yağmurlu ve serindi. Ama Ruins ekibinin bir saatlik çabasıyla yerler kupkuru ve ortam sıcacık hale geldi. Tam olarak Bodrum’un dirençli ruhunu yansıtan bir hızdı bu!

MANDALİN SEFERBERLİĞİ
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, bir gün bu töreni gerçek mozolenin önünde yapma hayalini paylaştı. Bodrum’un tarihine sahip çıkan bu vizyonu korumasını dilerim. Bodrum’un değerlerini koruyan kişi ve kurumlara yedi kategoride verilen ödüller içinde dikkatimi en çok çeken ise Sosyal Etki kategorisini kazanan Bodrum Yeşili projesi oldu. Projenin arkasındaki Pernod Ricard grubunun yönetici temsilcisi Zümrüt Yezdani Keklik ile sohbetimizde ‘Bir Dilim Mandalin’ kampanyasını öğrendim. Bodrum mandalini, coğrafi işaretli bir değerimiz ve tükenme tehdidi altında. Tükenme nedeni de sıcaklar falan değil. Satış yapamayan çiftçinin arazisini yapılaşma için satması... Mandalini yaşatmayı hedefleyen bu projeye katılan restoranlar, menülerine mandalinli birer lezzet ekleyerek çiftçilere destek oluyor. Farkındalık yaratılıyor. Ülke çapında restoranlardan çok yüksek oranda bir katılım var. Bodrum çiftçisinden tedarik yapıyorlar. Restoranlardaki menülerde bu tür yerel farkındalıklı lezzetlerin çoğalması çok şık olur.

GAZİANTEP KALESİ’NDE KUMAŞIN HAFIZASINA YOLCULUK
Gaziantep... Kutnu ve ipek dokumacılığıyla 16. yüzyıla uzanan bir üretim geleneğinin beşiği. Kutnu, Türkiye’de yalnızca Gaziantep’te tamamen el tezgahlarında, değişik şekillerde dokunan ipekli bir dokuma türü. Yüzyıllardır kentin kimliğini temsil eden bir kumaş. Dokuma kültürünün çok yaygın ve köklü olması nedeniyle Gaziantep, Doku Kumaş Tasarım Yarışması’na ev sahipliği yapıyor. Bu yıl yarışmanın beşincisi Gaziantep Kalesi’nde düzenlendi. Dokuma, örme, baskı kategorilerinde pırıl pırıl gençler yarıştı. Onların heyecanını paylaştık. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Başkanı Fikret Kileci, uzun ömürlü ürünlerin artık lüks değil ihtiyaç olduğunu, dokunun sürdürülebilirlikteki önemini anlattı. Defilenin koreografisinde ise Uğurhan Akdeniz imzasını gördüğüme hiç şaşırmadım. Kullandığı ışık oyunları, müzikler ve yarattığı ambiyans artık imzası haline geldi. Beykoz Kundura Fabrikası’nda da Hasköy Yün Fabrikası’nda da böyle teatral ortamlar yaratarak aklıma kazınmıştı. Bu atmosfer bana Jacquemus moda evinin Fransa’daki lavanta tarlalarında yaptığı defilesini, Dolce&Gabbana’nın İtalya’nın tarihi yerlerini tanıtmak için her yıl farklı bir konumda yaptığı Alta Moda defilelerini hatırlattı. Palermo’nun sokakları, Taormina’nın taş avluları, Como Gölü kıyıları veya tarlalar podyum olarak kullanılırken ülke mirası da yaşatılmış oluyor. Bizdeki Kaz Dağları, Karadeniz yaylaları, Mersin Torosları ilk aklıma gelen yerler oldu. Türkiye kumaşın yanında tasarımlarıyla ve mekanlarıyla da moda hikayeleri anlatmak için eşsiz bir coğrafya!
Beğendiğim hareketler
* Milenyumun en ünlü pop grubu Backstreet Boys’un verdiği muhteşem efektli konserleri ve onları yeni nesil bir dilde duyurması radarımda. Bir kadın, “Bu paylaşımının altına bir BSB üyesi yorum yaparsa kocam konserlerine götürecek” deyince grup üyelerinin yorumlarda belirmesi çok tatlı ve zekice bir reklam oldu.

* Kocası eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy 5 yıl hapis cezası alan eski süpermodel ve first lady Carla Bruni’nin kürkünü ve dantelli saten elbisesini çekip Paris Moda Haftası’nda belirmesi, kaçıncı dereceden bir meydan okuma? Suçlu olmadıklarına inanıp hayatı aynı tempoda devam ettirmeye çalışmaları, süper taktik.
* Durduk yere sevgilisine, eşine hediye alan erkek akımını gördünüz mü? “Çünkü bugün doğmuş olsaydı, doğum günü olacaktı” diye de bir bahaneleri var. Tuttum bunu. Akım olduğu için samimiyeti şüpheli tabii ama kamu spotu işlevi güzel.
