Ülkeyi yöneten kişi ve kurumların yıldız haritasına göre hareket ettiği bir düzen düşünün... Kulağa fantastik bir film senaryosu gibi gelebilir ama Myanmar’ın gerçeği bu. 28 Aralık’ta ülkede seçimler olacak. Seçim öncesi astrologlar, falcılar, yadaya ritüelcileri yoğun mesaide! Ülkede askeri yönetim, meşruiyeti tartışmalı bir seçime gidiyor. Bu tabloda seçmenler geleceği sandıkta aramak yerine yıldızların hizasında arar hale geldi. Mistisizm ilgisi son darbe nedeniyle yükselen bir şey de değil, ülkenin yönetim ikliminin bir parçası. Yani tarihsel olarak mistisizm, politikleşmiş durumda. Eski askeri lider Ne Win döneminde trafiğin yönü astrolog tavsiyesiyle değişmiş örneğin. Kaderin yönünü değiştirmek amacıyla soldan akan trafiği sağa geçirmiş. 9 sayısı uğurlu kabul edilerek kağıt paralar bu rakama göre basılmış ve kritik kararlar uygun astrolojik günler beklenerek alınıyor. Hatta mistisizme inanmayan ya da mesafeli duran liderler güven verici bulunmuyor ülkede

KOZMİK KURUMSALLIK
Daha rasyonel konuşan liderler, ordunun mistik ve kaderci zihniyetine karşı bir ‘tehdit’ olarak algılanabiliyor. Bugün darbe sonrası mevcut lider Min Aung Hlaing, hukuki ve demokratik temellerden çok semboller, ritüeller ve korku üretimi üzerinden bir söyleme sahip. Ülkedeki belirsizlik, insanların çıkış yolu aramak için ritüellere yönelmesine yol açmış durumda. Budist tapınakların önünde el falcıları bekliyor. SIM kart şirketleri, telefonla fal hizmeti reklamı yapıyor. Yani ticari ve teknolojik sistem de bu düzene uyuyor. Kurumsal güvensizlik ve kalkınma eksikliği, doğaüstü anlatıları hayatın merkezine oturtuyor. Mistik anlatılar tarih boyunca büyük imparatorluklarda da vardı. Roma’da, Çin’de, Avrupa krallıklarında, Persler’de de iktidarlar, kutsal kabul edilirdi. Ama mistisizm, devlet aklının yerine geçmezdi. Onun tamamlayıcısı olurdu. Bürokrasi ve kurumsal düzen kehanetlerle, astrolojiyle ayakta durmazdı yani. Bunlar sadece iktidara ‘kozmik meşruiyet’ de katardı. Myanmar’da mistisizm, artık kurumsal sistemin çöktüğü yerde boşluğu dolduran bir yönetim dili haline gelmiş durumda
DUYGU GÜVENLİĞİMİZ TEHLİKEDE
Duygu güvenliği nedir? Önce onunla başlayalım. Duygu güvenliği, doğru ve gerçek olanla hislerimizin uyumlu olmasıdır. Eğer hislerimiz, doğruların önüne geçerse duygu güvenliğimiz tehdit altında demektir. Yani duygusal olarak manipüle edilmeye daha açık hale gelmişizdir. Şimdi size bu tehdide ‘en uyanık’ olanlarımızın bile nasıl maruz kaldığını anlatıyorum. Dünyanın en güvenilir ünlüsü sayılan Keanu Reeves’in bir barınağa 100 milyon dolar bağış yaptığı haberi kar topu gibi yayıldı. Bella Hadid bile paylaşınca kaynağını aradım, bulamadım. Bu haber sahte çıktı. Görselinin zaten yapay zeka olduğu belliydi ama içeriğin gerçek olma ihtimali yüksekti. Sonra Evde Tek Başına oyuncularının yıllar sonra bir kafede bir araya geldiği görüntüler yayıldı. Bunun da kaynağı yoktu ama görseller sahiciydi. Üstelik Dubai’deki bir kafenin sayfasından paylaşılmıştı. “Dubai’yle turistik bir işbirliği mi yaptılar acaba?” diye bakındım. Bunlar da sahte çıktı. Sonra yine bana gönderilen ve onlarca arkadaşım tarafından paylaşılan bir başka haber... Köpeklerin kendi sahiplerini seçtiği barınak videosu. İzlerken ağlamayan insan değildir. O derece gerçekçi. Ama araştırdım, öyle bir barınak da yok. İşte bunların hepsi duygu güvenliğimizin artık tehlikede olduğunun işareti. Çünkü bunların yarattığı hisler öyle güçlü ki gerçekliğiyle ilgilenmiyor kimse...

HAKİKATİN BOYNU BÜKÜK
Yapay zeka süper kalitede içerikler hazırlamak yerine artık sahte ama ‘kusursuz hikaye’ içeriklerinin aracı olarak kullanılıyor. Dikkat ekonomisi çağındayız malum. Bir içeriğin çok paylaşılması doğru olmasıyla ilgili değil; çok his uyandırmasıyla ilgili artık. Yukarıda bahsettiğim haberler, insanlara duygu testi yapılmasında kullanılıyor. İnsanlar neye inanıyor, nerede sorgulamayı bırakıyor, hangi noktada ‘yanlış olup olmadığını umursamadan’ paylaşma refleksi gösteriyor... Bunlar, bugün zararsız görünen iyi niyetli barınak ve ünlü hikayeleriyle prova ediliyor. Kurgulara alıştırma provası. Bunların sıcaklığının, netliğinin, hızının yanında gerçekler sıkıcı, yavan ve yavaş kalıyor. Bu sayede bir eşik aşılıyor. Gerçek önemsiz hale geliyor.
