Rükzan SağırDerin bir uykudayız

HABERİ PAYLAŞ

Derin bir uykudayız

Bu hafta El Cezire'de çok kısa bir videoya denk geldim. Gazze'deki İsrail saldırıları sonucunda uzuvlarını kaybeden Filistinli çocuklarla ilgiliydi. Çivi gibi çakıldı beynime görüntüler. Küçük çocuklar, değneklerine yaslanarak bir sivil toplum girişiminin düzenlediği etkinlikte futbol oynuyordu. Uzuvlarının, evlerinin ve çocukluklarının ellerinden alınmasına inat, bir topun peşinde koşarken cıvıldıyorlardı. Bu görüntülerin peşine düştüm. El Cezire'nin sitesinde ya da başka bir uluslararası yayında kapsamlı bir habere rastlayamadım. Elimde kısa bir video ve birkaç kare vardı.

Haberin Devamı

Derin bir uykudayız

Arapça aramalar da çok farklı sonuç vermedi. En fazla birkaç Instagram ve Facebook paylaşımına ulaştım. Futbolla hayata tutunmaya çalışan bu çocukları manşetimize taşımak istiyorduk. Sonunda YouTube'da konunun daha kapsamlı anlatıldığı Arapça bir videoya ulaştım. Ama bu duruma çok üzüldüm. Çocukların haline değil. Haşa, ne haddime onlara acımak. Bilakis hayran kaldım. Ben kendi zavallı halime üzüldüm. 2023'ten bu yana bombaların altında yaşayan, uzuvlarını, evlerini, ailelerini kaybeden çocukların hala çocuk olduklarını hissedebildikleri birkaç saat o derme çatma halı sahada geçiyor. Ama bunu dünya haberi yapmak istediğinizde dünyanın en büyük yayınlarında yeterli kaynağı bulamıyorsunuz.

Derin bir uykudayız

 

İŞGAL ALTINDA OLAN SADECE ONLAR MI?

İşte mesele burada başka bir yere geliyor. Bir şeyin yaşanmasıyla, dünyanın geri kalanı için 'gerçek' haline gelmesi artık aynı şey değil. Bir olayın kayda geçmesi, yayınlanması, arama motorlarında bulunması, algoritmalar tarafından dolaşıma sokulması gerekiyor. Bütün bu eşikleri aşamayan gerçeklik, milyonlarca insan için neredeyse hiç yaşanmamış sayılıyor. İnternetin algoritmalardan örülmüş dünyasında her hakikat eşit ağırlığa sahip değil. Bazıları sürekli önünüze düşüyor, bazılarını ise farklı dillerde, farklı platformlarda didik didik aramanız gerekiyor. Bir gazeteci olarak da insan olarak da en çaresiz hissettiren şey bu. Bir zamanlar internetin bilgiye erişimi demokratikleştireceğini düşünüyorduk. Bugünse çoğumuz, hangi bilginin önümüze geleceğine karar veren platformların ve algoritmaların içinden dünyayı seyrediyoruz. Neye bakacağımıza karar verdiğimizi sanıyoruz. Oysa çoğu zaman önce neyi görebileceğimiz belirleniyor. Çağımızın en büyük iktidarı artık bu oldu. Bir gerçeği yasaklamak zorunda değilsiniz. Onu görünmez kılmanız yeterli. Böyle bakınca, acıları kıyaslamadığım bir yerden söyleyebilirim ki işgal altında olanın sadece Filistin olmadığını daha net anlıyor insan. Bazen işgal edilen şey toprak değil de insanın dünyaya açılan penceresi, bilgiye ulaşma hakkı, neyin gerçek olduğunu kendi gözleriyle görebilme imkanı oluyor. Ve o zaman insan ister istemez şu soruya dönüyor. Kimin gerçekliğini yaşıyoruz biz?

Haberin Devamı

Derin bir uykudayız

TURNUSOL KAĞIDI OLARAK RONALDO'NUN DÜĞÜN FOTOĞRAFI

Bir yerlerde bu hafta evlenen Cristiano Ronaldo'nun düğün fotoğrafına denk geldiniz mi? Öyleyse siz de sahte bilgi akışının girdabında olabilirsiniz. Çünkü o nikahtan hiçbir görüntü şu ana kadar yayınlanmadı. Buna rağmen birkaç saat içinde Ronaldo ve karısı Georgina Rodriguez'in gelin ve damatlık içindeki görüntüsü, yapay zeka üretimi fotoğrafla yayıldı. İngiliz ünlü gazeteci Piers Morgan başlattı bunu! Kasten mi yaptı, bilemiyorum. Ama her iki ihtimalde de durum vahim. Yani kasten yapay zekalı bir görüntüyü etkileşim kaygısıyla yayması gazeteci kimliğine ters, bilmeden yaydıysa da bu kimliği sorgulanmaya değer. Sosyal medyada bunun olmasına çok şaşırmıyorum. İnsanlar eğlenmek için görseller üretebiliyor. Gerçek sanarak paylaşabiliyor. Asıl şaşırdığım, ulusal basında bu tür görsellerin teyit edilmeden kullanılması. Sorun yapay zekanın gerçekçiliği değil. Sorun, teyit mekanizması ve refleksinin zayıflaması.

Haberin Devamı

Derin bir uykudayız

LINDSAY CLANCY DAVASI...

Yalnızca ABD'de görebileceğimiz türden bir dava var bu ara dünyanın gündeminde. Lindsay Clancy adında bir kadın, üç çocuğunu boğarak öldürüyor. Kendisini de camdan atıp felç kalıyor. Ama kadın cinayet savunmasında doğum psikozunda olduğunu, aylar boyunca birçok farklı psikiyatrik ilaç aldığını söyleyip doktorları suçluyor. Kadınların doğum sonrası geçirdikleri buhran ve tedavilerindeki eksikliklere karşı büyük bir farkındalık yarattı bu dava. İlaçların bir insanı katil yapıp yapamayacağı, kadınların ihmal edilişi gibi tartışmalar açtı. ABD kamuoyunda ise en çok Lindsay'nin eski kocası Patrick Clancy tepki çekiyor. Patrick, kadını boşadı. Sonra mağdur olduğu için bağış kampanyası açtı. 1 milyon dolar topladı. Lindsay'yi affettiğini söyledi, o da doktorlara ihmal davası açtı. Sonra kendine yeni bir hayat kurdu, başkasıyla evlendi. Ama bilgisayarından çıkan şüpheli aramalar, cinayet gecesi ayakkabılarını değiştirmesi, Lindsay'nin akıllı saatini çekmeceye kaldırması gibi ayrıntılar soru işaretleri yaratıyor. Hiçbiri onu doğrudan suçlamaya yetecek deliller değil. Ama bu davaya baktıkça insanın aklına başka rahatsız edici bir soru geliyor. Bir erkek, hayatını değiştirmeye karar verdiğinde sınırları nerede başlar, nerede biter? Bir yandan da bu olay, bir cinayet davasının seyrinin sosyal medya dedektifçiliğiyle nasıl şekillenebildiğinin son ibretlik örneği oluyor.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder