Yenilenebilir enerji çağının en büyük krizlerini yaşadığımız zamandayız. Yeşil enerjiyi tartışmak, artık sadece bir çevre meselesi değil. Maliyet, güvenlik ve altapı meselesi. Hepimiz daha temiz bir gelecek istiyoruz. Ama bu temizliğin bedelini kimin nasıl ödeyeceğini hesaba pek katmıyoruz. Sonra olanlar oluyor.

İspanya’daki dev elektrik kesintisini duymuşsunuzdur. İşte bu, gerçek zamanlı bir bedel örneğiydi. İspanya, elektrik ihtiyacının yüzde 50’den fazlasını yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor. 2024’te yenilenebilir enerji kaynakları İspanya’da kullanılan tüm elektriğin yüzde 56’sını oluşturarak rekor bir seviyeye ulaşmıştı. Güneş var, rüzgar var sonuçta. Peki rüzgar esmeyince? O zaman gaza dönülüyor. Temiz enerji, tek başına henüz ‘kesintisiz’ enerji değil (Sonsuz temiz enerji için nükleer füzyon teknolojisi geliştirme çabaları sürüyor. Bunu da başka gün konuşuruz).

İSPANYA NASIL KARARDI?
Bugünün krizlerinde yedek jenaratörlerin petrolle çalıştığını unutmayalım. Yani fosil yakıtlar halen ‘kurtarıcı’ rolde. İspanya’da aşırı sıcaklar, dengesiz tüketim ve farklı frekanslardaki üretim, ülkedeki yenilenebilir sistemlerin yükünü bozdu. Şebekeyi çökertti. Voltajlar kaydı. İnsanlar karanlıkta kaldı. Saniyeler içinde temassız dünyaya dönüldü. 15 saatlik kesinti, ülkeyi kilitledi. Güney Amerika ülkelerinde de yeşil enerjiye geçerken sistemlere binen yükün kesintilere neden olduğu örnekler yaşanıyor. Fosil yakıtları hayatımızdan çıkarmadan önce... Enerji güvenliğinin, enerji kaynağının kendisi kadar stratejik olduğunu görüyoruz. Kontrolsüz hız, bize kırılganlık getiriyor. Her şeyi otomatikleştirip temassız, nakitsiz hayata geçerken B planı yapmanın hayati öneminin tatbikatı oldu bu kriz. Enerji sadece temiz değil, dengeli, güvenli ve esnek olmak zorunda...

ELON MUSK’IN ‘PRONATALİZM’ HEVESİ...
Önceki gün Elon Musk’ın 5 bin çocuk hayalini POSTA arka kapakta haberleştirdik. Herhalde bu hayal, sadece serveti 400 milyar dolara yaklaşmış birinin hayali olabilir. Ama Musk’ın niyeti salt üremek değil. Çocuk sahibi olmayı, ‘insanlığı kurtarma planı’ olarak görüyor. Bu yaklaşıma ‘pronatalizm’ deniyor. Latince ‘pro’ (lehine) ve ‘natalis’ (doğum) kelimelerinden türemiş bir kavram. Çocuk yapmayı teşvik eden bir düşünce biçimi. Daha önceki zamanlarda ekonomik kalkınma ve milli güç olarak desteklendiği olmuştu. Ama Musk, herkesin değil; sadece zeki insanların daha fazla çoğalması gerektiğine inanıyor. İnsanlığın ciddi bir tehdit altında olduğunu savunuyor. Zeki insanlar uzun zamandır çocuk yapmayı bıraktı çünkü. Ya da çok az yapıyorlar. O da ‘nitelikli üreme’nin çare olduğunu söylüyor. Çevresindekilere sperm bağışlamayı bile teklif etmiş. Çünkü olayı ‘seks’ olarak görmüyor. ‘Gen aktarımı’ olarak görüyor. Dünya yaşanmaz hale gelirse, başka gezegende yüksek zekalı insanlardan oluşan bir gen havuzu oluşturmanın peşinde! Zira zeka, büyük oranda kalıtsal. Ama bu konu çok tartışmalı... Tarihte denenmiş acı örnekleri var... Buna da ‘öjenik’ ideoloji deniyor. Yani genetik kalitenin artırılması amacıyla bazı insanların üremesini durdurmayı hedeflemek. Kimin çocuk yapmaya layık olduğuna karar verilmesi ve bunların sistematik ayrıcalığa dönüşmesi. Musk böyle bir niyet taşımasa da ucu buraya çıkıyor. İnsan soyunu şekillendirme hakkı kimde?

İSKOÇ KADINLARIN ZAFERİ
Geçen hafta İskoç kadınlar, hükümetlerine karşı çok büyük bir zafer kazandı. 2018’de İskoçya Parlamentosu, kamu kurumlarının yönetim kurullarında yüzde 50 kadın temsilini zorunlu kıldı. Ama bu kota kapsamına translar da alındı. Kadınlar, transların kadın sayılamayacağını, devlet eliyle haklarının gasp edildiğini savunarak mahkemeye başvurdu. Sivil toplum örgütü ‘For Women Scotland’ o davayı sonunda kazandı. Yüksek Mahkeme, ‘Eşitlik Yasası’ndaki kadın tanımının sadece biyolojik kadınları kapsadığına hükmetti. Yani kadınlar daha temel insan hakları için farklı cephelerde savaşırken uğraştıkları şeye bakın. Memur kadrolarındaki yerlerine translar, yani doğuştan erkekler göz dikiyor... Buradaki cinsiyet tartışması çok katmanlı ve gereksiz. Trump, şu konuda çok haklı: Kapsayıcılık uğruna işi ehli olmayanlara teslim edemezsiniz. Biri işini çok iyi yapıyorsa cinsiyeti, ırkı, mezhebi fark etmez. Aksi takdirde, liyakat bunun neresinde?
