Rükzan Sağır Günümüzü anlatan ironik şov: Maskeye sahip çıkma sanatı
HABERİ PAYLAŞ

Günümüzü anlatan ironik şov: Maskeye sahip çıkma sanatı

Maske Kimsin Sen’ yarışması ülkemizde farklı tepkilerle karşılandı. Ancak jürideki oyuncu Eda Ece’nin dediği gibi bu yarışma sadece batıda değil, doğu ülkelerinde de tuttu. Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Endonezya gibi ülkelerde de yayınlanıyor.

Hatta şovun orijinali Uzakdoğu’dan; Güney Kore’den geliyor. Son zamanlarda Orta Doğu, Kuzey Afrika gibi coğrafyalarda sevilmesindeki en büyük pay, kapalı ve abartılı giyim kültürleri kadar pandemide normalleşen maskeler. Format gereği ünlü yarışmacılar kim olduklarını saklıyor, seslerini bile şarkı söyledikleri anlar hariç gizliyor.

Günümüzü anlatan ironik şov: Maskeye sahip çıkma sanatı

FİNALİ 10 MİLYON İZLENDİ

Amaç, yarışma sonuna kadar maskeye sahip çıkmak. Elenen, maskesini çıkararak yarışmaya veda ediyor. Bugün virüsten koruyan maskemize sahip çıkmazsak karşılaşacağımız sonuçların çok ağır olabildiği gerçek dünyadaki gibi… ABD, Avustralya ve İngiltere’de reyting garantisi olarak görülüyor. İngiltere’de ilk sezonun finali 8, ikincisi 10 milyon izlendi! Kostümleri ödüllü tasarımcılar hazırlıyor.

Bazı ünlülerin özel istekleri oluyor. Ama orijinal formatta belirlenen ölçüler ve kurallara bağlı kalınıyor. Tüm ülkelerde hazırlanan kostümler saklanıyor. Diğer ülkelere ödünç veriliyor veya eğlence dünyasına kiralanıyor. Kostümlerin sanrısal ve masalsı olması da kurallara dahil...

YENİ YIL KARARLARI DEVRİ BİTTİ, ŞİMDİ 2022 DÜŞÜNSÜN

Bu seneye “2022 benim yılım olacak” diye başlamadıysanız, çevrenizde bu motivasyonda insanlar pek görmediyseniz yalnız değilsiniz. Bu yıl insanların yüzde 46’sı yeni yıla yeni kararlar almadan, hedef belirlemeden başlamış.

Hatta sosyal medyada “Aranızda karar alan var mı?” yazanların, yılgınlığıyla barışık olanların sayısı az değildi. Peki ne oldu da hayal bile kurmadan uyuduk yılbaşı gecesi?

Bu durum pandemi ile açıklanıyor. Belirsizlik havasının halen dağılmamış olması, kurallar ve kısıtlamaların devam etmesi insanların kendi kendilerini kararlar alarak sınırlamasını zorlaştırıyor. İki yıldır ertelenen, mahrum kalınan eğlenceler, yaşanmamış heyecanlar, tadılmamış yeni yemekler, harcanamamış veya kazanılamamış paralar, diyet ve tasarruf kararlarını askıya aldırdı. Zaten normalde bu kararların başarısızlık oranı yüzde 80. Her şey, o yüzde 20’lik dilimde olabilmek için. Yapılacaklar listesine sadakat, en geç şubat ortasında bitiyor.

Yeterince tuhaf bir zamandan geçtiğimizden, tuhaf bir yol izlemek de pek kimseye cazip gelmiyor... Doğrusu, bu yıl için gösterilecek en iyi kararlılık, kendimizi daha fazla baskı altına almadan en iyi halimiz olmaya çalışmak görünüyor…

‘VEDAT MİLOR’LAR YETİŞECEK:

YEME, İÇME, İYİ YAŞAM ÜZERİNE MASTER PROGRAMI

Yeme, içme ve iyi yaşam kültürü, Fransa’da yüksek lisans bölümüne dönüştürüldü. Ülkenin en iyi sosyal bilimler eğitimi veren Sciences Po Lille Üniversitesi’nde bu alanda master bölümü açıldı.

Yani öğrenciler “İyi bir kahve nasıldır?”, “Umami (acı, ekşi, tatlı, tuzlunun dışındaki beşinci tat) lezzetinin sırları nelerdir?” gibi sorulara kolayca yanıtlar verebilen gurmeler olacak.

Üniversitenin amacı, ‘yaşamdan zevk alma sanatı, bilimi ve işini’ öğretmek. Programa başvuran 70 öğrenciden 15’i kabul edildi. Fransız mutfağı, Birleşmiş Milletler tarafından 2010’da dünyanın soyut kültürel mirası listesine eklenmişti. Amaç, bu mirası iklim krizi şartlarında korumak. Öğrenciler fazla avlanma, bitkisel et, gıda güvenliği konusunda da eğitilecek.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder