

Bebek uyku uzmanı diye bir meslek duydunuz mu? Hayatınızın bebekli döneminde denk gelme ihtimaliniz yüksek. Özellikle yakın çevrenizden çocuk bakımı konusunda destek almıyorsanız. Zaten akıllı telefonunuz varsa birkaç kez ‘bebek ve uyku’ konulu arama yapın, bu ‘uzmanların’ reklamları önünüze düşecektir... BBC’nin yaptığı bir haber, sosyal medyada her geçen gün gelir kalemi büyüyen ve neredeyse hiç denetlenmeyen bir alanı gündeme taşıdı. Kendini bebek uyku uzmanı olarak tanıtan kişiler konusunu... Gazeteciler, bir bebek uyku uzmanıyla müşteri gibi görüşme yapıyor. Bu kişi, ailelere bilimsel önerilerin tam zıttı tavsiyeler veriyor. Yeni doğmuş bir bebeğin yüzüstü uyutulması, beşiklerin içine havlu ve gevşek kumaşlar yerleştirilmesi gibi çok tehlikeli tavsiyeler gırla. Oysa bunların tamamı, ‘ani bebek ölümü sendromu’ riskini artırdığı bilinen ve uzak durulması gereken uygulamalar. Bu tavsiyeleri verenler doktor olduklarını iddia etmiyor. AMA. Kullandıkları dil, sosyal medya paylaşımları ve yarattıkları uzmanlık hissi, ailelerde ‘profesyonel bir otorite’ algısı oluşturuyor. Üstelik insanların en hassas olduğu alanlarda konuşuyorlar. Bebek uykusu, çocuk gelişimi, sinir sistemi, dikkat eksikliği, travma, hormonlar... Bu kişiler kendilerini ‘uyku uzmanı’, ‘nörostratejist’, ‘sinir sistemi rehberi’, ‘kaos koçu’ gibi bilimsel çağrışım yapan unvanlarla tanımlıyor.

KORKU FIRSATÇILARI
Aslında Türkiye’de de dünyada da bilimsel dayanağı olmadan tedavi etkisi ima etmenin cezası var. İşte bu cezaya yakalanmamak için “Ben burada sadece deneyimimi paylaşıyorum”, “Bu bir tavsiye değil” gibi sözlerle koruma kalkanı yaratıyorlar. Aslında yaptıkları şey fiilen yönlendirme olduğu halde! Aileler zaten kaygılı ve yalnız durumda. Anneanne, babaanne, dedelerin desteğinden uzakta hem geçim derdi hem çocuk büyütmeyi bir başlarına omuzlanıyorlar. “Sistem size bunu söylemez”, “Doğal olan bu”, “Annelik sezgine güven” gibi söylemlerle ateşe körükle gidiyorlar. Dopamin, travma, nöroçeşitlilik, sinir sistemi alanlarında da keşmekeş yaşanıyor. Kişisel deneyimlerini bilimsel terimlerle süsleyip evrensel gerçek gibi anlatanlar gırla.

Geçen günlerde benzer bir örneği Türk bir hesapta da gördüm. Yıllar önce DEHB tanısı alan kardeşine ilaç kullandırmayan annesini ‘sisteme karşı direnen bir kahraman’ olarak anlatan bir hesaptı bu. Oysa DEHB varlığı ya da tedavi seçenekleri bilimsel olarak tartışmalı bir alan değil. Her çocuk için aynı tedavi yaklaşımı uygun olmayabilir ama bunu sisteme karşı savaş romantizmiyle anlatmak diğer çocukların ve ailelerin vebalini almaktır, günahına girmektir. Kararsız ve korkulu ailelerin kararları bu paylaşımlardan olumsuz etkileniyor. Dilerim bu fırsatçılar azalarak biter.

YENİ NESİL LOGOSUZ LÜKS
Teknoloji şirketleri neyi satın aldığımızla ilgilenmiyor artık. Nasıl yaşadığımızı bilmek istiyorlar. Onun için zaten davetsizce, teklifsizce hayatımızı röntgenliyorlar. Nasıl uyuduğumuzdan bir mağazaya girince ilk hangi bölüme baktığımıza kadar her izimiz bir veriye dönüşüyor. Sevdiğiniz bir markanın mağazasının önünden geçin mesela. Anında size bir reklam mail’i ya da mesajı geliyor. Çünkü moda dünyası alışverişi ‘hiper kişiselleştirme’ akımına yatırım yapıyor. Ama lüks dünyasında işler tam tersi işlemeye başladı. Daha az görünmek, daha az erişilebilir olmak ve daha az veri bırakmak yeni nesil lüksler oldu.

Geçen hafta Fendi’nin Milano’dan gelen ekibiyle Zuma’da buluştuğum bir yemekte bunu uzun uzun konuştuk. Onlara göre yeni nesil şıklığın özeti artık “Az olan çoktur” anlayışı. Çünkü logoyu göstermek, şık veya lüks hissettirmiyor. Asıl mesele bir markayı logosuz halde tanıyabilmek. Bir çantayı dikişinden, bir ceketi kalıbından, bir ayakkabıyı dokusundan anlayabilmek. Hatta artık ‘tasarımın kendisi logoya dönüşüyor’ gibi bir ifade kullandılar. Yani eski lüks “Beni görün” diyordu. Yeni lüks “Beni tanı” diyor.


MAHREMİYET A.Ş.
Bayram değil seyran değil Instagram, yeni özelliği Instants’ı nereden çıkardı? Instants’ı kullanan kullanıcılar, yalnızca kendilerinin kontrol ettiği takipçi grubuna özel, o an çekilmiş, üzerinde oynama yapılamayan ve tek seferlik görüntülenebilen ‘anlık’ paylaşımlar yapabilecek. Bu özellik neden ve neden şimdi getirildi sizce? Çünkü lüksteki değişim sadece modayla sınırlı değil. Bir süredir özellikle daha genç tüketiciler arasında mahremiyet de yeni bir statü göstergesine dönüşüyor. Reklamsız uygulamalar, şifreli platformlar, kapalı üyelik sistemleri, ‘sessiz lüks’ anlayışı... Bunların hepsi aynı kültürel dönüşümün parçaları. Daha samimi, doğal ama en önemlisi mahrem paylaşımlar. Hadi bakalım yeni dönemde neler göreceğiz? Birilerinin Instants listesine girmek için yeni bir yarış yaşanacağı ve bu yarıştan Instagram’ın çok kârlı çıkacağı kesin.
