İhtiyacım olmayan ürün sürdürülebilir olsa ne yazar

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İklim kriziyle mücadele yeni bir sektör doğurdu. Sihirli sözcük: Sürdürülebilirlik. Sayısız marka her gün “Biz şöyle sürdürülebilir ilkeler edindik”, “Bakın doğaya zarar vermeden nasıl üretiyoruz” yarışına dahil oluyor. Çok güzel. Üretimde çevre dostu olmak için geç bile kalındı. Ama bir tuhaflık yok mu? İhtiyacım olmayan bir ürünü satmaya çalışırken çevreye zararım olmayacağına inanmamı nasıl bekleyebiliyorlar? İklim kriziyle mücadele, aşırı tüketimle mücadele etmek demek. Sürdürülebilir ürünü de müşteriye leylekler getirmiyor.

ZAMANSIZLIK MODASI

Dönüştürülmesi, tedarik zincirine katılması gibi tüketiciye ulaşana kadar tüm aşamalarının çevreye bir bedeli oluyor. Lüks üreticilerinin bile artık sürdürülebilir olduklarını ispatlaması yetmiyor. İhtiyaç olarak görünmek için ‘zamansız’ adı altında hayat boyu modası geçmeyecek ürünler vadediyorlar. Çünkü milenyum neslinin yüzde 73’ü alışveriş yaparken markanın sürdürülebilirliğine ve sosyal duyarlılığına dikkat ediyor. Yüzde 81’i markanın bu konularda dürüst olmasına önem veriyor.

İKLİM POLİTİKASI HARCAMALARI MASRAF DEĞİLDİR

Bu hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris İklim Anlaşması’nı onaylayacağımızı müjdeledi. Hemen ‘anlaşmanın maliyeti ne olacak’ hesaplamaları başladı. Sanki ek bir masrafmış gibi. AB’nin 2030 hedeflerine ulaşmada iklim dönüşümü için yıllık gereksinimi 260 milyar Euro. Türkiye’de de 8-9 milyar Euro’luk bir gereksinim doğacağı öngörülüyor. İklim politikaları için yapılacak yatırımları masraf gibi gösteren yaklaşım çok tehlikeli. Çünkü iklim krizini kontrol altına almamak çok daha pahalı. Isınma kontrol altına alınmazsa iklim krizi bu yüzyılın sonunda bugün 88 trilyon dolar değerindeki küresel ekonominin 23 trilyon dolar küçülmesine yol açabilir.

OCAKBAŞINDA BİTKİSEL DEVRİM

Ocakbaşı restoranlar bir bir devrim yapıyor. Menülerine vegan (hayvansal ürün içermeyen) seçenekler ekliyor. Geçen hafta Köşebaşı ve Ali Ocakbaşı restoran zincirleri vegan menülerini duyurdu. Yani artık, bitkisel etten yapılan lahmacun, pide, kebap yemek için sadece vegan restoranlara gitmek gerekmeyecek. Bu beslenme şeklinin anlaşılması için geleneksel mutfağın içine girmesi gerekiyordu. Farkındalığın oluşması için etli kebap siparişi veren biri yan masadan vegan kebap siparişi veren birini duymalıydı. Dünyada da artık böyle. Vegan menü çıkarmayanlar çağdışı bulunuyor.

GELENEKSELİN DÖNÜŞÜMÜ

Business Insider’ın raporuna göre de ABD’de karantinada kapalı kalan köklü birçok restoran, bitkisel menüyle döndü. Dünyanın en iyi restoranlarından 3 Michelin yıldızlı New York Eleven Madison Park, menüsünü tamamen vegana çevirdi. İngiltere ve Avustralya’da ise bu beslenme ana akımla artık neredeyse içiçe! İklim krizinin geldiği boyutu bu yaz çok acı bir şekilde orman yangınlarında gördük. Artık hayvancılığın büyük rol oynadığı bu iklim felaketine karşı üzerine düşeni yapmak için kafa yoranların sayısı artıyor.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder