2025 YKS sonuçları açıklandı. Kadın adayların sınavlara katılım oranı daha yüksekti. TYT yani Temel Yeterlilik Testi’nde kadınların oranı yüzde 93’ü geçerken erkeklerde oran yüzde 90’dı. Ancak başarıya gelince tablo tersine döndü. Türkçe testinde kadınlar öndeydi ama matematik, fen ve sosyal bilimlerde erkekler daha başarılıydı.

AYT yani Alan Yeterlilik Testleri’nde yer alan 11 alt testin 8’inde yine erkekler öndeydi. Özetle kadın adaylar daha çok çabaladı ama bu çaba sayısalda daha az karşılık buldu. Peki bu tablo yalnızca Türkiye’ye mi özgü? Hayır. OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) izlediği 73 ülkenin sadece 22’sinde kızlar matematikte erkeklerden daha yüksek puan alıyor. Matematikte cinsiyet farkının en büyük olduğu ülke İtalya! Bu bilgi burada dursun; yine geleceğim. Fransa’da bu hususta yapılan kapsamlı bir yeni araştırma var. 2.7 milyon öğrenci izleniyor. Çocuklar okula başladığında yani seviye ölçüm testlerinde kız ve erkekler arasında başarı farkı yok. Ama dört ay sonra erkekler öne geçmeye başlıyor. Bir yılın sonunda en yüksek başarıya sahip yüzde 5’lik dilimde erkekler, kızların iki katına çıkıyor.

OKUL ORTAMI HEVES KIRIYOR
Dahası bu fark, yüksek gelirli ailelerin çocuklarında daha da büyük. Anne ve babası bilim çalışanı olan ailelerde erkek çocuklar, kızlara göre daha üstün başarı gösteriyor. Yani akademik ve entelektüel sermayenin yüksek olduğu çevrelerde bile bu fark var. Nedenine bakılmış. Matematiğin zamana karşı yarışla çözülmesi, rekabetçi ve hata kaldırmayan bir sınav olması kızları zorluyor. Bunlar ‘matematik kaygısı’ yaratıyor. Toplumsal önyargılar da belirleyici. “Erkekler sayısalda daha iyidir” yaklaşımı öğretmenlerde bile var. COVID döneminde uzaktan eğitim sırasında bu fark kapanmış. Demek ki eğitim sistemlerinde, okul atmosferinde bu eşitsizliği besleyen bir durum var. Peki, kadınların matematikte erkekler kadar başarılı olması şart mı? Hayır. Ama gerektiğinde, yani istediklerinde başarılı olabilmeleri gerekiyor. Hiçbir kaygı, önyargı ve engelle karşılaşmadan. Eşitlik, erkeklerle kadınların aynı olması, birbirinin yerine geçebilmesi değil; aynı kapıdan içeri girebilme hakkına sahip olmaları...

KIZ MATEMATİĞİ BİR İHTİYAÇ!
Nitekim gelecek, STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanında tasarlanıyor. Öyleyse bu geleceği kim tasarlıyor? Erkekler. Her ne kadar dirensek de algoritmaların şekillendirdiği bir çağa ilerliyoruz. Algoritma mühendisliğini sadece erkekler yaptığında hayat, erkek ihtiyaçlarına göre kuruluyor. Yapay zeka, erkek gibi düşünüyor. Oysa matematik yetersizliği doğuştan değil; sonradan gelişiyor. Şimdi bu savımı dayandırdığım bilimsel araştırmaya dönüyorum: İtalya, erkek öğrencilerin kızlara göre matematikte en avantajlı olduğu ülke. Ama 2024’te Torino Üniversitesi’nde bir araştırma yapılmış. İlkokul öğrencileri arasınd

‘Matematik Hanım’ olarak bilinen görsel, tüm dünyada kadınların hesaplama yetersizliğini temsilen espri amacıyla kullanılıyor.
GÜNLÜK HAYATTA KARŞILIĞINI ARIYOR
Küçük işbirliğine dayalı matematik çalışmaları ile süre sınırı ve rekabet baskısı olmayan farklı sınav yöntemleri denenmiş. İşte bu sayede farkın yüzde 40 oranında kapandığı görülmüş. Bu da matematikteki cinsiyet farkının doğuştan olmadığını, eğitim yöntemi değiştirildiğinde kızların da hızla yetişebildiğini gösteriyor… Çünkü kızlar hikaye, mantık ve günlük hayatla bağ kurarak öğrenmeye yatkın. En basitinden “Bir kalemin fiyatı 5 TL. 4 kalem kaç TL?” diye sormak yerine “Cebinde 20 TL var. Bir kalem 5 TL. Kaç tane alabilirsin?” diye sormak kızlarda daha etkili oluyor. İşte anlaşılacağı üzere matematikte iyi olmak, kadını erkekleştiren bir şey değil. Keza matematiği öğrenme ve hayatta kullanma şeklimiz bile aynı değil. Kızlar matematiği sınav sorusu çözmekten ibaret görmüyor, yaşamı anlamak ve yönetmek odaklı öğreniyor…
