Hırsızların çaldıkları mücevherleri görünce, estetik zevklerine hayran kaldığımı itiraf etmeliyim... Louvre Müzesi’yle ilgili bir espri vardır, “Erkekler, sakın karınızla gitmeyin” derler. Çünkü orada sergilenen kraliyet mücevherlerini gören evli kadınların, parmaklarındaki tek taşların havası anında söner. Napolyon’un hanımlarına aldığı mücevherler, tüm erkekleri yetersiz hissettirmeye yeter. Soygun, yalnızca 7 dakikada tamamlandı. Bir kahve molasından bile daha kısa sürede.
Artık “Mesaj atmaya zaman bulamadım” diyen erkeklerin kaçacak yeri kalmadı. Onlara “İsteyince Louvre’u 7 dakikada soyan adamlar var” demek mümkün. Esprisi bir yana bu olay yalnızca kültürel bir kayıp değil. Güvenlik açısından da Macron hükümetini küçük düşürücü bir skandal. Bu kadar rahatlıkla, yani meyve toplama sepetiyle Louvre’a hem de haftanın en kalabalık gününde ziyaretçiler içerideyken girip çıkabilmek, terör tehdidi açısından ciddi bir zaafı gösterdi. Demek ki isteseler Louvre’a patlayıcı da sokabilirlerdi.

SİLAHLI KORUMA YOK
Nasıl yapabildiler peki? Louvre’daki vitrinler 2019’da değiştiriliyor. Modern camekanlar getiriliyor. Eskisinde saldırı anında mücevherleri otomatik olarak gizleyen, alttaki boşluğa düşüren bir mekanik düzenek var. Yerine daha hassas sensörlü, polise bağlı alarm tabanlı elektronik sistem geliyor. Eskisinde yanlış alarm verilince mücevherlerin sıkışabildiği, alta düşüp kırılma riski olduğu söylenmiş. “Alta yastık koyalım, mücevherler ona düşsün” deseniz olmuyor. Çünkü o vitrinlerde bir ısı ve nem dengesi var. Farklı materyaller bu iklimi bozuyor. Yine camları da ona göre özel filtreli, UV korumalı. Ama bu modern tasarım, güvenliği ikinci plana atmış görünüyor. Bu arada 2013’ten 2021’e kadar Louvre Müzesi’ni yöneten Jean-Luc Martinez’in ‘tarihi eser kaçakçılığı ve kara para aklama’ suçlamasıyla yargılandığını da not düşeyim... 73 bin metrekarelik Louvre’da 14 kilometrelik koridorlar ve 2 bin 410 pencere var. Bu koca yapıyı sadece 50 kişilik özel itfaiye ekibi koruyor. Onların da asli görevi eserleri sel, yangın gibi durumlarda korumak. Müzede silahlı acil müdahale ekipleri yok. Alarm sistemleri polise bağlandığından... Şimdi ülkede kültür ve milli mirasa ayrılan güvenlik bütçesinin yetersizliği tartışılıyor. Benim bu soygundan anladığım; yapay zeka çağında teknoloji halen insan aklı ve hızını geçecek yerde değil. Buna sevinsek bir dert üzülsek başka dert.

2026'NIN SEYAHAT TRENDLERİ: ÇİFTLİK VE SPOR TURİZMİ
Seyahat alışkanlıklarımız teknolojik ve toplumsal değişimlerle hızla evriliyor. Çevrimiçi seyahat platformu Expedia’nın 2026 trend raporunu gördüm. Gezginler artık ‘hotel hopping’ denilen otel otel gezme deneyimine önem veriyor. Aynı seyahatte farklı konseptlerdeki otelleri denemek istiyorlar. ‘Salvaged stays’ denilen akım, tarihi bina ve yapıların konaklama amacıyla dönüştürülmesini içeriyor.
Eski bir okul, hapishane, tren garının restore edilip otel yapılması gibi. Örneğin bugün otel ve restoran olarak kullanılan Galata’daki Ecole St. Pierre Otel’in eskiden Fransız okulu olması, Four Seasons Sultahahmet’in eskiden hapishane olması...
Bir diğer yükselen yıldız da çiftlikler. Kırsal yaşamın içinde konaklama, temiz hava, sükunet, organik gıda vaat eden çiftlik hayatını deneyimlemek revaçta. Spor turizmi kapsamında da Japonya’daki sumo güreşlerini izlemek, Tayland’daki Muay Thai gibi sporları izlemek ve denemek, İtalya’daki tarihi at yarışlarını takip etmek gibi eğilimler var. Doğayla, kültürle, tarihle, yerel yaşamla daha çok bağlantı kurma isteğimizin alametleri hepsi.
ERKEKLER YÜZLERİNE NE YAPTIRIYOR?
Bu yazıyı hazırlarken Brad Pitt ve Bradley Cooper gibi ünlü yüzlerin yüzündeki değişim üzerine okuma yapıyordum. Derken Kenan İmirzalıoğlu’nun da ifadesinin değiştiği iddiasını gördüm. Plastik cerrah Christian Subbio, erkeklerdeki tuhaf görüntünün göz kapaklarına yaptırdıkları ameliyattan olduğunu söylüyor. Erkeklerin genelde kaşları düşük olur. Göz kapakları yıllar içinde sarkar. Çünkü üst kapakta fazla boşlukları yoktur. Buradaki sarkık deriyi aldırınca erkekler ne kendilerine ne de başka bir erkeğe benziyor. Kadınsılaşıyorlar. Yani ilk bakışta ne yaptırdığı anlaşılmıyor ama o karizmatik ifade kaybolmuş geliyor ya. İşte bundan. Düşük kaşlar ve göz kapağındaki fazla deri, erkekliğin şanındanmış. Bu sayede öğrenmiş olduk.
