Mutlu olmanın bir formülü var mı? Finlandiya dokuzuncu kez üst üste dünyanın en mutlu ülkesi oldu. Finlandiya’nın mutluluk kilidini nasıl açtığını çok kez yazmışlığım vardır.* Finlandiya’nın en büyük özelliği, toplumsal güven duygusu. Cüzdanı düşürünce bulunacağına en çok inanan millet onlar. İzlanda, Danimarka, İsveç, Norveç. Kuzeyli bu ülkelerin hepsi en üst sıralarda. Ama yüzleri sirke satıyor açıkçası. “Demek ki mutluluğun gülüp neşe saçmakla çok bir alakası yok” derken bu yıl sohbete Kosta Rika dahil oldu. Dördüncü sıraya yerleşti. Bir Latin Amerika ülkesi. Cıvıl cıvıl bir yaşam şekli. En uzun yaşanan mavi bölgelerden biri olan Nicoya Yarımadası orada. Sırları sosyal ilişkilerin güçlü olması. Ulusal sloganları ‘Pura vida’. Saf hayat demek. Kosta Rika “Demek ki mutluluğun tek bir formülü yok” dedirtti...

SIRRI AZ NÜFUS MU?
Ee, peki mutlu olanlar neye göre mutlular? Ülkeler seçilirken yapılan testlerden biri çok ilginç. Bu test insanların ne kadar neşeli ve dışa dönük olduğunu ölçmüyor. “Hayatın bize ne kadar iyi, ne kadar doğru gelip gelmediğini” ölçüyor. Mutluluk, ‘dışsal değil, içsel bir durum’ diyor. Peki ‘en mutlu’ çıkan Nordik ülkeler, hayatı doğru yaşamaktan ne anlıyor? Güven ve sistem anlıyorlar. Kosta Rika’da ise aile bağlarının gücü ve doğaya yakın yaşamak belirliyor hayatın iyi gelmesini. Mutlu ülkelerin çoğu nüfus olarak küçükler, çatışma bölgelerinden uzaktalar ve heterojen toplumlar. Onların mutlu olması daha mı kolay?

KÜLTÜREL TUTARLILIK
Bunlar da önemli ama mutluluk için belirleyici değil. Tam olarak öyle olsaydı, başka ülkelerden oralara yaşamaya gidenler kendi kültürlerini özlemezdi. Yani ‘mutlu ülkelerin’ kriterlerinin bir başka ülkeyi mutlu etme garantisi yok. Benim vardığım nokta şu oldu: Mutluluk, yaşadığın hayatla içinde büyüdüğün kültürün birbiriyle örtüşmesi demek. Bir insan kendi değerleriyle uyumlu yaşam süren bir toplumdaysa, hayat tatmini yüksek oluyor. Kültürel tutarlılık olmayınca o tatmin azalıyor. Zaten bu yılın listesinde sosyal medyaya bağımlı ülkelerdeki gençlerin mutluluk puanının düşmesi bu yüzden. Kültürel değil, kurgusal bir hayata özenmelerinden. Hocaların hocası İlber Ortaylı, bizler için en değerli formülü vermişti. Huzurlu bir hayatın anahtarını, “Edebiyat, müzik, bilgece sözler, iyi arkadaşlar. Yerinizden kıpırdayıp alemi, vatanı görmek” diye özetlemişti... * Bkz. 10 Nisan 2022, 18 Nisan 2024 tarihli yazılarım.

TAŞI TOPRAĞI ALTIN VATAN
Prof. İlber Ortaylı’nın tek bir nasihati, sayısız gencin hayatını değiştirdi. Onlardan biri de öğretmen Hilal Özen oldu. Hilal öğretmenin hikayesine bu hafta POSTA’da yer verdik. Maddi imkansızlıklar içinde yaşarken dünyayı gezme hayali için kendi fırsatlarını yaratmış genç bir kadın. Avrupa’da gönüllülük projesine katılıp birçok ülke görebilmiş. Sonra Slovakya’da çalışma izni alıp oraya yerleşmiş. Hikayesine okuyucular da büyük ilgi gösterdi. Bu tür hikayeleri haberleştirmeden önce bunun bir ‘beyin göçü’ olup olmadığına mutlaka bakıyorum. Hilal öğretmenin niyeti başka bir ülkede yaşamak değil başka ülkeleri görmekken yolculuğu bu yönde ilerlemiş. Bu hikayeden çıkarmamız gereken en güzel bilgi, bir alimin sözünün gençlere kapasitelerini gerçekleştirmeleri için nasıl ışık olabildiği, Niğde’de doğup büyümüş bir vatan evladımızın, bu ülkede aldığı eğitim ve terbiyeyle dünyanın başka yerinde de hizmet verebilecek nitelikli vasfa ve donanıma sahip olması. Ülkemizin her karışından bir dünya vatandaşı çıkabilmesi. Ayrıca Hilal öğretmen sohbetimizde ülkesini gezmeye de çok düşkün olduğundan bahsetmişti. Üniversite yıllarından bu yana birçok büyük kent ve Anadolu kentini gördüğünü anlatmıştı...
İyi bayramlar...
Bu yıl cuma günü başlayan Ramazan Bayramı, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü’ne ve bahar ekinoksuna denk geldi. Bir yandan umut, yenilenme ve mutluluk sinyalleri. Bir yandan dünyanın hali ortada. İnsanın, yalnızca kendi içindeki iyiliğe tutunarak güç bulmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bir dönemden geçiyoruz... Böyle bir zamanda ve coğrafyada bir bayramı güven içinde geçirebilmenin kıymetini daha iyi anlıyoruz.
