Rükzan SağırNamusunla çalışmak ayıp oldu

HABERİ PAYLAŞ

Namusunla çalışmak ayıp oldu

Namusunla çalışmak ayıp oldu

“Ne iş yapıyorsun?” Bu soruyu sormanın tuhaf bulunduğu dönemdeyiz. Dahası bu sorunun yanıtlarının da en tuhaf olduğu dönemdeyiz. Bu soruyu sormak, 19. yüzyılda egemen sınıf Avrupa aristokrasisi olduğunda da ayıptı. ‘İş’, alt sınıfın yaptığı bir şeydi. Yani birine işini sormak ‘geçinmek için çalışmak zorunda mısınız?’ demekti. Bu yüzden kırıcı bir soruydu. Kendini işle değil, aileyle tanımlamak daha makbuldü. Bugün de halen büyüklerimizde vardır, “Nerelisin?”, “Kimlerdensin?” diye sormak. Kendini yaptığın işle tanımlamak, modern dünyanın icadı. ABD’de başlayan beyaz yaka kültürüyle yayıldı. Çünkü yaptığın iş, statünü gösterir. Gelirini, eğitimini, sınıfını, gelecek potansiyelini. Dezavantajlı bir aileden geliyor olsan bile belli meslekleri edinince statünün yükselmesi mümkündü. Bugün geldiğimiz noktada iştigal ettiğin işin sorulması, ‘ayıpmışçasına’ gerilim yaratabiliyor. Neden? Çünkü yapılan işler artık ‘statü’ üretme gücünü kaybetti. Dahası insanların ‘ömür boyu bir mesleği yapma’ anlayışı zayıfladı. Geçici işlerde, karmaşık rollerde çalışıyorlar. ‘Maaşlı işle zengin olunmaz’ inancıyla kripto, borsa, paravan dijital içerik üretimi, torpil vb. ‘arka yolları’ kullanıyorlar.

Haberin Devamı

Namusunla çalışmak ayıp oldu

ROMANTİZM KAN AĞLIYOR

Öğretmen, doktor, mühendis gibi seçkin ve statü potansiyeli olan işleri yapanlar bile rol karmaşası yaşıyor. Böyle olunca mesleklerin itibarı da sorgulanır hale geliyor. İnsanlar o yüzden eğitimini aldıkları, yaptıkları işlerle anılmaktan çekinir hale geldi. İşler ve kazanılan para, insanlara güvenli, saygın ve sürdürülebilir bir hayat hissi vermiyor çünkü. ABD’deki bir araştırmada beyaz yakalıların yüzde 60’ı, geçen yıla göre daha fazla çalıştığını ama sadece yüzde 40’ı çabalarına karşılık bulduğunu söylüyor. Yani çalışanların büyük bölümü işlerine sırtını dayayamıyor. İlerleme hissetmiyor. Tüm bu tablo doğrudan kadın-erkek ilişkilerini vuruyor. İşiyle güvenli bir hayat sağlama gücü sarsılan insanlar ciddi bir rol kaybı ve kriz yaşıyor. 6 Kasım 2025’te yayınlanan “Erkeklerle sevgili olmak utanç verici bir şeye dönüştü” yazımda bahsettiğim ‘sessiz sevgililik’ modelinin benzeri, sessiz kariyer modelinde de yaşanıyor. İnsanların mesleklerinde ya da ilişkilerinde utanılacak bir şey olduğundan değil; ikisi de güven vermediğinden sessiz yaşanıyor.

Haberin Devamı

Namusunla çalışmak ayıp oldu

EN GÖZDE ADAMLAR 28 KULÜBÜNDEN

Premium yetişkinlik çağındaki kadınlar, birer birer 28’lik erkeklerle aşk yaşamaya başladı. 43 yaşındaki Sienna Miller, 1997 doğumlu Oli Green’le dört yıldır birlikte. İki yıl önce çocukları oldu. O kadar mutlular ki ikinci bebeklerini bekliyorlar bu ara. 38 yaşındaki Ellie Goulding de 28’lik sevgilisi Beau Minniear’dan bebek bekliyor. Madonna, 66 yaşındayken 28 yaşındaki futbolcu Akeem Morris’le aşk yaşamaya başladı. Bunlar bildiğimiz en ünlü örnekler. Ünlülerin hayatına bakıp bunu toplumun geneline mal etme yaklaşımını sevmem. Toplum gerçeklerinden kopuk yaşarlar çünkü. Fakat bu fenomene toplumda da farklı sosyoekonomik statülerde rastlıyoruz. Bekar kadınlar, olgunluk çağlarında 30 yaş altı erkekleri tercih ediyor. Kinsey Enstitüsü araştırmasına göre kendilerinden genç erkeklerle birlikte olan kadınlar, ilişkilerinde daha yüksek memnuniyet ve bağlılık hissediyor. 20’lerinin sonunda olan günümüz erkekleri, duygusal okuryazarlıkta daha yüksek puan alıyor. Kadınlar, yaş aldıkça iletişimde daha güçlü hale geliyor. Olgun çağlardaki erkeklerin bazısı da eğitimli ve güçlü kadınları tehdit olarak algılıyor. Sistem, erkekliği ilerleyen yaşlarda aşındırmaya, yozlaştırmaya itiyor. Para ve statü kaybı, erkekleri ilişkilerde daha zor hale getiriyor. Bu çatışma, flört havuzunu daraltıyor. Kadınlar 30 yaş altını genç ve ‘toy’ diye seçmiyor. Erkekliğin ve kadına kadın gibi bakmanın bozulmadığı bir dönemle ilişki kuruyorlar.

Haberin Devamı

Namusunla çalışmak ayıp oldu

HOBİNİ SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM

Dünyada yeni nesil bir zenginlik var artık, bunu hepimiz kabul ediyoruz. Hermes çanta almak, lüks otomobillere binmek ‘gerçek zenginliğin’ kriteri değil. Kaynağı belli olmayan gelir yollarıyla elde edilmiş olabiliyorlar. Elitler bu durumla baş etmek için önce ‘sessiz lüks’ akımını başlattı. Sadece kendilerinin bildiği, logosuz tasarımlar giyerek ayrışmaya çalıştılar. Bu yetmedi. Şimdilerde yeni bir para birimi çıktı; ‘elit hobiler’. Ünlü moda evleri; elit müşterilerini memnun etmek için golf, tenis, yelken, paddle kulüpleri açıyor. Bu kulüplerin amacı yarışmak değil, aidiyet yaratmak. Belli bir çevreye, zümreye ait hissetmek. Loro Piana’nın yelken kulübü var. Kith, New York’ta paddle ve wellness kulübü açıyor. YSL’in de Londra’da wellness merkezi açacağı konuşuluyor. Bu kulüplerin üyelik ücreti, bir Hermes çantadan çok daha pahalı. Ama önemli olan bu ücreti ödemek değil. Bu kulüplere erişmek. Çünkü referansla üye alıyorlar. Bu sayede artık çantalar değil, hobiler yeni bir kimlik haline geliyor.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder