
İngiltere'de yayınlanan iki rapordan bahsedeceğim. Orta yaşın ruh haline dair aydınlanmamızı sağlayan iki rapor. Biri, Cambridge Üniversitesi’nin araştırması. İnsanın en verimli döneminin 32-66 yaş arası olduğunu gösteriyor. Tam da bu yılların içinde, 55-64 yaş arası kadınlarda dikkat çekici bir tablo var. Bir diğer rapora göre bu yaş grubundaki kadınların beşte biri (yüzde 21’i) depresif... 2010’larda bu oran yüzde 15’miş. Erkeklerde son 10 yılda değişen bir şey olmamış ama kadınlarda depresyon patlamış görünüyor. Ama bu depresyon mu? Tıpta depresyon çok net tanımlanıyor. En az iki hafta süren çökkünlük, ilgi kaybı, uyku iştah bozukluğu, odaklanma güçlüğü, yoğun suçluluk ve işlev kaybı. Hayata devam etmeyi engelleyen bir hastalık. Kadınların yaşadığı tablo ise çoğu zaman hastalık değil; yük. Kariyer yükü, yaşlanan aileye bakım, yetişkin çocuğa destek, gündelik işler, yıllarca herkese koşup kendi hayatını daraltmanın yorgunluğu... Bu yüklerin altında bir kadının tükenmesi şaşırtıcı değil. Oysa bunlar hayatın doğal akışında var. Yani ailenin yaşlanması, çocuğun bitmeyen ihtiyaçları anormal değil. Ama kadınların bu konularda yalnız bırakılması anormal. Yoksa aile içindeki ve toplumsal destekle üstesinden gelinebilen şeyler...

HALK SAĞLIĞI İÇİN HORMON DESTEĞİ
Sorun, bu tükenişin çoğu zaman depresyon olarak tanımlanması. 10 dakikalık doktor ziyaretinde hemen antidepresana başlatılmaları. Oysa kadınlarda depresyon klasik belirti bile göstermeyebiliyor. Kadınlar işlevlerini sürdürüyor, günlük işleri yerine getiriyor, çoğu ağlamıyor. Çok uyuyor, sinirli, bitkin oluyorlar. Üstüne de bu yüzden ‘fazla hassas’ olmakla suçlanıyorlar. Bu tabloyu en çok karıştıran şey de menopoz. Çünkü depresyon belirtileriyle menopoz ve perimenopoz belirtileri benziyor. Pek çok kadın ruhsal dalgalanma üzerinden yanlış tedaviye yönlendiriliyor. Belki de hayatlarının en verimli dönemine denk gelen bu yaşlarda ihtiyaç duydukları hormon desteğiyle toparlanabilecekken antidepresanla baskılanıyorlar. ABD’nin ilaç otoritesi FDA, bu ay halk sağlığı adına çok önemli bir hamle yaptı. Menopozda hormon tedavilerini destekleyici bir adım attı. İlaçların üzerindeki korkutucu uyarılar kaldırıldı. Kadınların güvenli bir çerçevede hormon desteği alabilmesinin önü açıldı. Bence, kadınların genel sağlığı ve ruh halinin, toplumu ayakta tutan en büyük güç olduğuna dair uyanış başladı. Şimdi sırada toplumsal beklentilerle yüzleşmek var. Zira sorun, kadınların duygularında, ruh halinde değil; üzerlerine yığılan beklentilerin gerçek dışılığında.

GÜZELLİK YALANLARI
Güzellik endüstrisi son yıllarda kontrolden çıktı, farkındaysanız. Günlük ürün kullanımı konusunda kuşatılmış haldeyiz. Kadınlar resmen kimyacı gibi bilgi bombardımanına tutuluyor. Kanada merkezli cilt bakım şirketi Ordinary, müthiş bir kampanya yaptı. Güzellik endüstrisindeki ‘bilim badanacılığı’ ve ‘umut badanacılığı’nın foyasını ortaya çıkardı. Birçok markanın bilimselmiş gibi sunduğu pek çok güzellik vaadinin yalan olduğunu anlattı. Bilimsel olmayan bir periyodik güzellik tablosu yayınladı. Hangi vaatlerin hiçbir karşılığı olmadığını açıkladı bu tabloyla. İşte bir yerlerde karşınıza çıkarsa orada kozmetik dünyasının pazarlama tuzağına düştüğünüzü gösteren o terimlerden bazıları... Gözeneksiz, kırışıklığı yok eden, kusursuz, mucize, rüya serum, sonsuz gençlik, zulüm içermeyen, yağ dondurucu, organik yılan zehri, alüminyum içermeyen, sıfır atık, mükemmel, kimyasal içermeyen, parabensiz, yeşil içerik, koruyucu içermez, yoğun onarım, toksin içermeyen, medikal sınıf...

TOPUKLULARA DÖVME
Kadınlara adadığımı fark ettim bu pazar köşesini. Harika bir trendle bitireyim. Alman tasarımcı Samantha Nael, sıra dışı bir dövme hizmeti sunuyor. Kadınların deri topuklu ayakkabılarının üzerine dövme yapıyor. Hiç dövmesi olmayan ve bu konuya mesafeli duran biri olarak bir eşyanın dövmesi olması fikri beni cezbetti. Çünkü Samantha, her şeyin aynılaşmaya başladığı yerde farklılığı korumak adına bir hizmet amacıyla bunu yapıyor. Kendi yazılımını oluşturmuş. Çalışacağı ayakkabının üzerine çiziminin skecini çıkarıp sonra onu dövmeyle kalıcı hale getiriyor. Girişimcilere duyurmayı görevim bilirim.
