Son yıllarda ‘love’* alemi en büyük sınavlarından birini veriyor. İnternet çıktı, delikanlılık bozuldu adeta. Erkekler kızlara ‘DM’den yürüyor.’ Gerçek hayatta karşılaşınca pek adım atmıyorlar.

İnternet çağında büyümüş hanımlar da kendilerine tanışmak için yaklaşan erkekleri ‘tacizci’ sanabiliyor. İşte bunlar hep ‘çıkma teklifi’ sisteminin kaybolmasından. Çıkma teklifi sisteminde aşk dediğin, ilişki dediğin bir bakışla alevlenir. O anın (tesadüf olmayan ama öyleymiş gibi gelen) rastlantısı kalp çarpıntısı yapar. Erkek bir yolunu bulur ve ilgilendiği kıza ‘çıkma teklif’ eder. Dijital çöpçatanlık uygulamaları bu sistemin köküne kibrit suyu döktü. Ama neyse ki son yıllarda malumunuz bu uygulamalar çaptan düşmeye başladı. İnsanlar gerçek hayatta temasla başlayan heyecanlar istiyor çünkü. New York’ta ‘çıkma teklifi’ ihtiyacı başka bir formla ‘geri dönmüş.’ Closer, Parlor Social Club, The Dinner Table Club gibi yeni nesil ‘dijital kulüpler’ kurulmuş. Dijital dediğime bakmayın. Bunlar gerçek karşılaşmalar yaratmayı amaçlıyor. Bu kulüplere üyelik 40-70 dolar arasında. Kulüplerin yapay zekalı algoritmaları, ilgi alanları benzer kişilerin aynı masaya oturmasını sağlıyor. * Aşk

Sex and The City, yolda çarpışarak tanışan Carrie Bradshaw ve Mr. Big karakterlerinin aşkını konu alıyordu.
GÜNCEL FLÖRT KÜLTÜRÜ
Yani gerçek zamanlı bir çöpçatanlık hizmeti. Yapay zeka destekli ‘görücü usulü’ hizmeti de denebilir. Bu sistemde tanışıp evlenmeye hazırlanan çiftler de varmış. Ne güzel. Yani kurgulanmış bir karşılaşma yaratılıyor. Çünkü şehirler çok büyüdü. Çevre edinme, insana yatırım yapma kültürü iş hayatı dışında neredeyse azalarak bitti. Modern insan kariyer ve özel hayat dengesini ayarlayamadan bir de baktı zaman akıp gidiyor. Haliyle yeni nesil bir buluşma kültürü doğmaya başladı. Bu buluşmalar, kırılganlığı sterilize ediyor. Güvenli, garantili, iade edilebilir bir deneyimmişçesine ‘aşkı bulma ihtimali’ satışa çıkmış durumda. Aylık üyelikle aşkı bulana kadar buluşma masalarına iştirak edebiliyorsunuz. Bu durum en çok restoranlara yarıyormuş. Hafta içi bu tür masalar sayesinde yarı dolu geçen günleri telafi ediyorlarmış. Ben ‘old school’ (eski kafa) biriyim. Aşkın algoritmaya sığmadığına inananlardanım. Karşılaşmalar, aşkın en değerli mücevheridir çünkü. Bu haliyle bana ‘Temu’dan bulunan aşk’** gibi geldi. Bu sistem sonrası yeni nesil için yeni bir fobi yüklenmiş olabilir. “Ya hoşlandığın çocuk 40 dolarlık üyelikle masa masa dolaşıp aşkı aramaya çalışmışsa” fobisi.
** Ucuzcu Çin alışveriş platformunda her şeyin sahtesinin bulunması nedeniyle mizah amaçlı kullanılan deyim.

YENİ STATÜ SEMBOLÜ: TARİHİ YARIŞLARI İZLEMEK
Madonna, 67’nci yaşını Toskana’daki Palio di Siena’yı çocuklarıyla izleyerek geçirdi. Jokeylerin eyersiz olduğu bu at yarışı, Ortaçağ’dan bu yana süren bir eğlence. Yılda iki kez Piazza del Campo’da gerçekleştirilen etkinliği balkondan VIP izlemenin bedeli 5 bin 400 Euro. Türkiye’de de geçen aylarda Gazi Koşusu heyecanı son yılların en ses getireni olmuştu. Ünlüler akın etmişti, hatırlarsanız. İngilizlerin Royal Ascot’u, İtalyanlardan sonra başlamıştır ama bu yarışların ‘Vakko’sudur’. Orada boy göstermek de bir tür statü sembolüdür. İşte bu tür yarışlara ilginin her geçen yıl daha da artması tesadüf değil. Kültürel, duygusal ve görsel olarak zengin bir deneyim sunmalarından. Ayrıca stil gösterişi yapmak, sosyal medya sayfasının kalitesini artırmak için de büyük ilgi görüyorlar. Çünkü artık sosyal medya sayfaları bir bakıma kişilerin CV’leri gibi. Bu kış kovboy modasının öne çıkması da bu rüzgarla paralel. Bu tür tarihi yarışlara katılımın daha da artacağını göreceğiz.

BU NEYİN YÜZÜĞÜ?
Biz kadınların dünyanın en güzel mücevherlerine layık olmasına itirazım hiç yok. Bir erkeğin hanımı için girdiği zahmetler de sevgisi için sınırlarını ne kadar zorladığının göstergesidir. Hepsi kabul. Ama Cristiano Ronaldo’nun 9 yıl sonra Georgina Rodriguez’e yaptığı evlenme teklifinde taktığı 30 karatlık, yaklaşık 5 milyon dolar değerindeki yüzük... Görünce istemsizce içimden “Bu kadar büyük ve pahalı bir yüzükle acaba hangi kompleksini gizliyor?” diye sormadan edemedim. Kendi imajına bir yatırım gibi geldi.
