Rükzan SağırYemeğe çıkmanın sonu mu geldi?

HABERİ PAYLAŞ

Yemeğe çıkmanın sonu mu geldi?

Yemeğe çıkmanın sonu mu geldi

Dünyada dışarıda yemeğe çıkma alışkanlığı büyük bir dönüşüm geçiriyor. Her bütçeye göre dışarıda iyi zaman geçirme seçenekleri azalarak bitmek üzere çünkü. İngiltere’den birkaç veri paylaşayım. Aralık 2019’da Birleşik Krallık’taki (İngiltere, Kuzey İrlanda, Galler, İskoçya) toplam restoran sayısı 43 binken, bu sayı Aralık 2025’te 35 bin 500’e geriledi. Yaklaşık yüzde 20’lik bir düşüş. Pandemiden önce ve sonra diye de yorumlayabiliriz. Yine İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre insanların yüzde 38’i bir önceki yıla göre daha az dışarıda yemek yediğini söylüyor. Çoğu (yüzde 63), fiyat artışları yüzünden ve hayat pahalılığı nedeniyle yemeğe çıkmıyor. Yemeğe çıkanların da yüzde 50’ye yakını tatlı sipariş etmeyi bırakmış... Ülkedeki restoranlarda her 100 Sterlin’in 55’i vergiye gidiyor. “Kalanı da giderlere ancak yetiyor” diyor işletmeciler. Bu tabloya bakınca yemeğe çıkmanın aynı şekilde devam etmesi şaşırtıcı olurdu zaten.

Haberin Devamı

Yemeğe çıkmanın sonu mu geldi

KOLAY PARA GÖRGÜYÜ BOZDU

Müşteri tarafında başka gerekçeler de var. Örneğin hizmet kalitesinin düşmesi, porsiyonların küçülmesi ve müşteri kitlesinin değişmesi. 2019 öncesinde şık bir restoranda yemek yendiğinde belli bir özen hizmeti de alacağının ve ortamı dengin bir kitleyle paylaşacağının garantisi vardı. Sosyal medya illetiyle bu özen ve garanti hızlı bir şekilde terk edildi. İşletmeler müşterilere ‘beğeni garantili’ dekorlar sunarken lezzet kalitesini rafa kaldırdı. Gelir kaynağı denetimsiz ya da şüpheli olanlar ile şaklabanlık yaparak, teşhircilik yaparak vb. ‘kolay yoldan’ para kazananlar, bu parayı daha kolay harcayıp savurur oldu. Bu da işletmelerde “Parası olan nasılsa sorgulamıyor” algısına yol açtı. Helal para bu kadar kolay savrulmaz. Bunu atladılar. Ayrıca görgülü olmak, yüksek hizmet beklemeyi ve sorgulamayı gerektirir. Kendine saygı duyanların düşük hizmete ve ortama tahammül etmemesi anlaşılır bir durum. Dünyada büyük bir ivme kaybeden yemeğe çıkma kültürünün korunması için fiyat-emek-özen denkleminde herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.

Haberin Devamı

Yemeğe çıkmanın sonu mu geldi

BERLİN FİLM FESTİVALİ'NDE NE OLUYOR?

Berlinale, nam-ı değer Berlin Film Festivali’nde jüri başkanı Alman yönetmen Wim Wenders, “Almanya’nın İsrail’e desteği”ne dair soruyu yanıtlamayı reddetti. “Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız” dedi. “Gazze’de insanlık suçu işleniyor, soykırım işleniyor. Alman hükümetinin ABD’den sonra İsrail’in ikinci büyük silah tedarikçisi olması utanç sebebidir. Almanya geçmişindeki soykırım suçunu başka bir soykırıma destek çıkarak temizleyemez” diyemedi. Oysa bunu sayısız ünlü oyuncu ve yönetmen diyebildi şimdiye kadar. Bunun üzerine ödüllü Hint yazar Arundhati Roy da festivalden çekildi. “Zamanımızın en iyi yönetmenleri Gazze hakkında tek kelime bile edemiyorsa, tarihin onları yargılayacağını bilmeliler. Şok ve tiksinti içindeyim” dedi... Wenders’ın çıkışı kişisel ya da sanatsal bir tercih gibi geliyorsa, gelmesin.

YENİ TAKTİK: 3 MAYMUNU OYNAMAK

Birincisi tamamen maddi kaygılarla bu konuda ses çıkarmıyorlar. İkincisi de bu yeni bir strateji. Belli sanatçılar aynı ajandaya bağlı hareket ediyor. Sydney Sweeney diye bir kadın var. ABD’de yeni nesil bir Marilyn Monroe gibi öne çıkarılıyor. Ama Marilyn’in yan sanayi modeli bile değil. O ayrı. İşte bu zat geçen ay “Ben politik biri değilim. Ben sanat üretimi yapıyorum” dedi. Kendisi son derece politik biri oysa. Handmaid’s Tale’da tüm hakları elinden alınmış ve sadece çocuk doğurtulan kadınların yaşadığı bir toplumda çocuk gelini oynamıştı. Daha geçenlerde Hollywood’un yüksek profilli sionisti olan sevgilisi Scooter Braun’un aracılığıyla Hamas’ın serbest bıraktığı iki İsrailliyle buluştu. Trump’ın gözdesi. İç giyim markası, Jeff Bezos tarafından fonlanıyor. Bunların hepsi sanatsal kararlar mı acaba? Kariyerinin her adımı politik. Bu arada ben her sosyal konuyla ilgili sanatçıların taraf tutmaya zorlanmasını tartışmaya açık buluyorum. Fakat söz konusu Gazze veya sokakta kaçırılıp toplama kamplarında alıkonulan göçmenler olunca sadece insan olma tuşunu aktif hale getirmek yetiyor. İnsani ve vicdani duruştan apolitik olma iddiasıyla geri çekilmek, çoğu zaman mevcut güç ilişkileriyle uyumlu kalmanın pazarlanabilir bir yolu...

Haberin Devamı

Yemeğe çıkmanın sonu mu geldi

Haberin Devamı

SAUNADA PARTİLEMECE

Danimarka’da sauna kültürü, iyi yaşamın vazgeçilmez bir parçası. Artık eğlencenin de bir parçası. Bazı sauna merkezleri, parti vermeye başladı. Saunada partileri de turistik hale getirmeye çalışıyorlar. İyi yaşam alışkanlıkları nedeniyle gece hayatından ve coşkulu partilerden çekilen kişileri eğlence hayatına kazandırmayı amaçlıyorlar. Dışarıdan tuhaf görünüyor ama çok zekice. Zaten sauna onlar için bir tür sosyalleşme aracı. Arkadaşlarıyla gittikleri ya da yeni kişilerle tanıştıkları bir alan. Bazı saunalar zaten üyelikli çalışıyor. Üye listelerinde kuyruklar oluyor. Bu yüzden işin içine eğlencenin de dahil edilmesi çok mantıklı. Bizim hamamdaki geleneksel kurna başı eğlencelerimizin yerini tutmaz tabii ama.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder