Rükzan Sağır‘Yeni burnum için verdiğim partiye davetlisiniz’

HABERİ PAYLAŞ

‘Yeni burnum için verdiğim partiye davetlisiniz’

Yeni burnunu göstermek için pasta kesmek... Yeni germe estetiği sonrası verdiğin partiye arkadaşlarını davet etmek... Böyle bir yeni nesil eğlence anlayışı türedi. Ülkemizde pek rastlamadım, estetik konusunda sağlık turizminin merkezlerinden olmamıza rağmen. Ama dünyada yaygınlaşan bir eğlence şekli bu. ‘Goodbye Nose’ (Hoşça kal burnum), ‘New nose, who dis?’ (Yeni burun, bu da kim?) yazılı özel pastalar da bunun bir parçası... Bir yıl önce bile böyle kutlamalar görsek absürt bir sosyal medya şakası sanabilirdik. Ama zaytung değil, gerçek. Z kuşağı, yaptırdığı estetik ameliyatları gizlemek yerine bir kutlamaya dönüştürüyor. Bazıları partilerine cerrahlarını da davet ediyor. Çünkü kendilerini eser olarak konumlandırıp ‘bu eserin arkasındaki sanatçı’yı da göstermek istiyorlar. Bu akım, gösteriş çağının bir uzantısı gibi gelebilir. Sosyal medyada her anını paylaşan bir neslin, estetik ameliyatlarını, beden değişimini de içerik haline getirmesine artık şaşırmıyoruz.

Haberin Devamı

‘Yeni burnum için verdiğim partiye davetlisiniz’

BEBEK PASTASI YERİNE

Bu yeni gelişmede benim dikkatimi çekenlerden biri, estetik ameliyatlar üzerindeki utanç duygusunun ortadan kalkması oldu. Z kuşağı, kusursuz görüntü peşinde koşmaktan vazgeçti. Ama görüşününü değiştirdiğinde de bunu saklamayıp paylaşmayı tercih ediyor. Güzellik anlayışında yine bir tür kırılmaya şahit oluyoruz. Bir önceki nesil, ‘doğuştan güzel görünme’ fikrinin peşinde bir ömür harcadı. Bugünün gençleri de güzelliğin ‘inşa edilebilen bir şey olduğunu’ dürüstçe kabul edebiliyor... Bu güzel. Hayatın merkezine kişinin kendini koymasının, beden üzerindeki kontrol gücünün büyümesinin de bir sonucu bu partiler. Bir diğer konu da bu durumun kutlama nedeni olması. Yani bunun hayattaki bir ‘dönüm noktası’ olarak görülmesi. Önceden yetişkinliğin büyük dönüm noktaları arasında nişanlar, düğünler, ‘baby shower’lar, çocuk doğumları başı çekerdi. Bugün bu zincire estetik dönüşümler de eklendi

‘Yeni burnum için verdiğim partiye davetlisiniz’

KEDINOMI: PARA BASAN KEDILER

Japonya’da kediler evcil hayvan statüsünden çıkıp milyarlarca dolarlık bir ekonomi yarattı. Bu olgu için kedi ve ekonomi kelimeleri birleştirilerek özel bir kavram bile türetildi: Kedinomi. 2026’da kedilerin Japon ekonomisine katkısı yaklaşık 3 trilyon yen, yani 18.8 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Kedi kafeler, hediyelik eşyalar, yayınevleri, kedi maması üreticileri gibi geniş bir sektör, kedi sevgisinin etrafında şekillenmiş durumda. Ama bu bir tüketim hikayesi olmanın daha ötesinde. Japon toplumundaki değişimin de bir yansıması. Bugün ülkede 8.8 milyon kedi var. Evcil kedi ve köpek sayısı, ülkedeki 15 yaş altı çocukların sayısını geçiyor

Haberin Devamı

İSTANBUL’UN YILDIZLARI

Yaşlanan ve yalnızlaşan toplumlarda evcil hayvanlar giderek daha fazla bir aile üyesi ve duygusal bağ unsuru haline geliyor. Ama ilginç olan kedilerin evcilleşme hikayesinin Japonya’da başlamamış olması. Anadolu’nun da içinde olduğu ‘Bereketli Hilal’ coğrafyasına uzanıyor bu hikaye. Türkiye’de, özellikle de İstanbul’da kediler şehrin ayrılmaz bir parçası. Ama bizim kedilerle ilişkimiz kedinomi tarzında gelişmedi ve öyle ilerlemedi. Japonya kedileri bir kültürel marka ve ekonomik değer olarak konumlandırırken İstanbul’da biz onları kamusal hayatın doğal bir parçası olarak koruyoruz. Yani aslında farklı coğrafyalardaki kedilere baktığınızda kedileri değil de oranın insanlarını anlamak daha mümkün. Toplumların sevgi ve aidiyet ihtiyacını, demografik yapısını, şehir kültürünü kedilerinden anlamak mümkün..

Haberin Devamı

‘Yeni burnum için verdiğim partiye davetlisiniz’

ARKADAŞ BOMBARDIMANI

Love bombing, yani aşk bombardımanı kavramına Gibi dizisinden itibaren toplumca iyice aşinayız... Modern zamanların ilişki kurma yetersizliklerinden biri bu durum. İşte bunun benzeri arkadaşlıkta da karşımıza çıkıyor. Adı friend bombing, arkadaş bombardımanı. Anlatınca birçoğunuz ‘Aa, bu benim de başıma geldi, geliyor’ diyecektir. Şayet demiyorsanız, o bombardımancı siz olabilirsiniz. Haha. Bir kişinin daha yeni tanıştığı bir arkadaşa çok kısa sürede aşırı ilgi göstermesi, sürekli mesajlaşması, onu hayatının bir anda merkezine koyması, ‘en yakın arkadaşım’ diye tanıtması ve yoğun bir yakınlık kurması bu davranışın işaretleri. İlk başta samimi ve güzel görünen bu ilgi, bazen karşı tarafın sosyal çevresinden, bağlantılarından veya verdiği duygusal emekten faydalanıldıktan sonra aniden sona erebiliyor! Şimdi tanıdık geldi mi? Ama bence bu arkadaş bombardımanının etkisi, romantik bombardımandan daha yıkıcı.

Haberin Devamı

SOSYAL MEDYA ETKİSİ

Romantik ilişkide sonuçta manipüle edilen şey daha çok yakınlık ve mahremiyet hissi. Ve her romantik temasta bu risk göze alınabilir. Ama arkadaşlıkta güven, kimlik, ait olma hissi, bir topluluğun parçası olma ihtiyacı suistimal edilebiliyor. Bu nedenle arkadaş bombardımanı sosyal gerçekliği daha çok zedeleyebiliyor... Çağımızın şeytanı sosyal medya, arkadaşlıkları da hızlandırdığından insanlar travmalarını birkaç gündür tanıdıkları kişilerle paylaşabiliyor. Hatta farkındaysanız bazıları hiç tanımadığı takipçilerine travmalarını anlatarak ‘para kazanıyor’. Bu da paylaşım kalitesini ve sürecini bozan bir algı kayması yaratıyor. Gerçek yakınlık, her zaman zamanla, imtihanlarla, zor ve iyi günde orada kalabilmekle, tutarlılıkla, birbirinize dair küçük detayları fark edip onlara özenmekle ortaya çıkar...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder