Hollanda’da nadir bir kitap koleksiyonu olan Pieter de Vries, normal bir günde en fazla bir kitap satan bir sahaf. E-posta kutusuna bir sabah 3 bin kitaplık sipariş düşüyor. İşletmeden mühendisliğe, tıptan kamu yönetimine uzanan binlerce akademik kitap isteniyor. Hepsi de Çin’e gönderilecek. Sahaf, “Herhalde dolandırıcılık bu” diye ciddiye almıyor. E-postayı siliyor. Gerçeği, haftalar sonra bir gazeteciden duyuyor. Siparişin gerçek olduğunu, yapay zeka modellerini eğitmek için dünyadan kitap toplayan şirketlerle bağlantılı olduğunu anlıyor.

ABD, İspanya, Almanya, Fransa ve Yeni Zelanda’da benzer siparişler alan sahaflar bir bir ortaya çıkmaya başladı. Futurism, 404 Media ve Fortune gibi dijital yayın kuruluşları skandal mahkeme kayıtlarına ulaştı. Yapay zeka şirketi Anthropic, şirket içinde ‘Panama Project’ kod adını verdiği gizli bir program başlatmıştı. Belgelerde geçen ifadeye göre amaç, “dünyadaki tüm kitapları yıkıcı yöntemle taramak”tı. Şirket içi notlarda “İnsanların bunun üzerinde çalıştığımızı bilmesini istemiyoruz” yazıyordu. ‘Panama’ adının neden seçildiği bilinmiyor. Herhalde tıpkı Panama Kanalı’nın okyanusları birbirine bağlaması gibi dünyanın tüm kitaplarını tek bir dijital havuzda toplama fikrinden yola çıktılar.

3 KAHRAMAN YAZAR SAYESİNDE ÖĞRENDİK
Projenin ölçeği devasa. Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Kitapların ciltleri hidrolik makinelerle kesildi, sayfaları da endüstriyel tarayıcılardan geçirildi. Dijitale kopyalandıktan sonra fiziksel kitapların hepsi doğranarak imha edildi. ABD’de üç aslan gibi yazar bunu mahkemeye taşıdı. Tarihe adları altın harflerle geçmeli: Andrea Bartz, Charles Graeber ve Kirk Wallace Johnson. Anthropic’in kitaplarını izinsiz kullanarak yapay zekalı sohbet aracı Claude’u eğittiğini ve özellikle korsan kitap arşivlerinden milyonlarca eser indirdiğini ihbar ettiler. Panama Projesi de bu dava sayesinde ortaya çıktı. Anthropic’i masaya oturttular ve 1.5 milyar dolarlık uzlaşmaya mecbut ettiler. Etkilenen yazarlara eser başına 3 bin dolar ödenecek. Ama doğranan kitaplar konusu çözülemedi. Mahkeme bunun ‘ilk satış doktrini’ kapsamında yasal olduğuna karar verdi. Yani ABD hukukuna göre bir kitabı satın alınca o fiziksel nüshası sizin mülkünüz oluyor. İstediğinizi yapabilirsiniz. Kitabın içeriği telif hukukuyla korunuyor, satın aldığınız fiziksel nüshayla değil. Şirket kitabı çoğaltmadığı sürece sorun yok yani.

TAŞERON PİYASASI BİLE VAR...
Buraya kadar tamam, diyelim. Ama Anthropic’in çok nadir bulunan, az sayıda kalmış ve pahalı kitapları da yok ettiği iddia ediliyor. Tam da burada hukuk ile kültürel miras çatışıyor. Çünkü kitapların telif hakkı sonsuza kadar sürmüyor, kitaplar bir süre sonra kamu malı oluyor. Telif süresinin dolması, bir kitabın kültürel değerini ortadan kaldırmamalı... Geçmişte eserler telif hakkı sahipleri tarafından çok sıkı korunduğundan Anthropic gibi şirketler, bu eserleri başları ağrımadan kullanabilmek için ‘çareyi’ fiziksel nüshaları tamamen yok etmekte buluyor anlaşılan. Daha fenası bugün herhangi bir kitabın kalan son nüsha olup olmadığını kontrol eden bir sistem de yok. Hukuk buna dair bir sorumluluk da yüklemiyor. Panama Projesi gibi projeler, özellikle 2022 öncesinde yani yapay zekayla yazılmış metinler ortaya çıkmadan önceki kitapları kullanıyor. Çünkü insanlar tarafından yazılmış her şey, ‘temiz veri’ olarak görülüyor. Yapay zekaya, yapay zeka tarafından yazılan içerikler yüklendiğinde ‘kalite kaybı’ oluyor. Bu ihtiyaç, yeni bir sektör bile doğurdu! Bir dönem kütüphaneler ve kitapçılar için kitap veri tabanı hizmeti sunan ISBNdb, yapay zeka şirketlerine bin ila 1 milyon arasında kitabın toplu olarak temin edilebildiğini, alımların gizli tutulacağını vaat etti! Bu mesleğin adı ne? Kitap doğratma taşeronu mu?

2022 ÖNCESİ KİTAPLARA ÖZEL KORUMA
Kitaplar, yapay zeka yarışının en değerli hammaddesi. Özellikle bugünün en değerli para birimi kitaplar. Yapay zeka çağında, bilhassa 2022 öncesi yazılmış kitaplar, doğal kaynaklar ya da tarihi eserler gibi ‘korunması gereken kültürel miras’ statüsüne alınsa yeridir. Yakın zamanda ülkelerin kültür bakanlıkları bu konuda yazarlara ve kitaplara özel yeni mevzuat hazırlayacaktır. İnsanlık tarihinin en büyük bilgi felaketlerinden biri İskenderiye Kütüphanesi’nin yok oluşuydu. Antik dünyanın binlerce el yazması, savaşlar ve yangınlarla kayboldu. Kitapların halen bu kadar savunmasız olması çok üzücü. Görüldüğü üzere bu açgözlü şirketler her zaman insanların ürettiği içeriklere ve haberlere muhtaç. İnsanlığın yazılı hafızası birkaç özel şirketin sunucularında toplanırken, fiziksel kitaplar birer birer ortadan kalkarsa, gelecekte bilginin koruyucusu kim olacak?
