Rükzan SağırYunanistan'dan iyi yaşam sırrı: Siga siga

HABERİ PAYLAŞ

Yunanistan'dan iyi yaşam sırrı: Siga siga

‘Siga siga’ kelimesini ilk kez yaklaşık 15 yıl önce Alaçatı’da duymuştum. 2009’da adını bu Yunanca ifadeden alan çok güzel bir restoran açılmıştı. ‘Yavaş yavaş’ anlamına geldiğini öğrenmiştim. Yıllar sonra bu ifadeyle yeniden karşılaşıyorum. Bu kez bir restoran tabelasında değil. Dünyanın dört bir yanından yükselen wellness (iyi yaşam) trendlerinin gözdesi olarak.

Yunanistandan iyi yaşam sırrı: Siga siga

Yunanistan, bu yaşam felsefesini dünyaya ihraç ediyor. Yıllarca Avrupa’nın ‘hasta adamı’ olarak görülmüştü ülke bu hayat tarzı nedeniyle, hatırlar mısınız? 2008 ekonomik krizinden sonra Avrupa medyasında “Çok çalışmıyorlar. Çok tatil yapıyorlar. Her şeyi ağırdan alıyorlar. Öğleden sonra dükkan kapatıyorlar. Ekonomileri de bu yüzden bu halde” diye suçlandılar. Yunanistan o eleştirilerin bir kısmını alıp kültürel bir ürüne dönüştürdü. Dünya dört nala koşarken onların acelesizliği göze batıyordu. Sonra ne oldu? O koşturmanın sonunda tükenmişlik, yalnızlık, dikkat dağınıklığıyla mücadele eden milyonlarca insan ortaya çıktı.

Haberin Devamı

2027'ye kadar dünyada sağlık turizmi pazar değerinin 1.4 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Yunanistan, termal kaynaklardan antik felsefesine kadar doğal varlıklarından yararlanarak bütünsel bir iyileşme deneyimi sunarak bu yarışa dahil oluyor.

Yunanistandan iyi yaşam sırrı: Siga siga

SERVET DEĞERİNDE

O insanlar bu girdaptan Yunanların yüzyıllardır sürdürdüğü yaşam modelini keşfederek çıkmaya çalışıyor şimdilerde. Çünkü insanlara hız iyi gelmedi, gelmiyor. Siga siga, zamanla kurulan bir ilişki biçimini anlatıyor. Dur, acele etme, yavaşla. Bunlar bizde mevcut olan özelliklerdi zaten. Modern dünya yok etti, unutturdu. Teknoloji hayatı kolaylaştırırken biz zaman kazandık sanırken, zamanın farklı ve alışık olmadığımız bir boşluğunda sallantıda kaldık. Yavaşlamamız gereken zamanı doldurulması gereken boşluk sanıp kendimizi verimliliğe adadık. Bu da bizi tükenmişlik sınırına taşıdı. Yunanistan’ın siga siga kültürünün en iyi örneği İkarya Adası’nda. Mavi Bölge olarak adlandırılan adada 100 yaşını geçmek çok mümkün. Longevity’nin (uzun yaşam) ana vatanı adeta. Ama sırları ne sadece yediklerinde içtiklerinde ne de sadece havasında toprağında. Sırları, bir zamanlar tembellik diye küçümsenen hayat tarzları. Yürümek, komşuluk ilişkileri, öğle uykusu, yetişme endişesi taşımamak. Yani modern dünyanın ‘boş zaman’ olarak gördüğü şeyleri hayatın merkezine koymaları. Çünkü 2026’da en büyük servetimiz para değil, acele etmek zorunda olmadan hayatta olduğumuzu hissetmek.

Haberin Devamı

Yunanistandan iyi yaşam sırrı: Siga siga

MUTFAKTA HİPER YERELLEŞME DÖNEMİ

Uzun yıllar yeme içmede en havalı tatlar, en uzaktan gelen malzemelerden oluşuyordu. Bir restoranın ne kadar iyi olduğu, menüsündeki ürünlerin ne kadar egzotik, karmaşık olduğuyla ölçülüyordu. Son dönemde ülkemizde de dünyada da bu ibre tersine dönüyor. 2026’nın yükselen gastronomi trendi, ‘hyperlocal food’ oldu. Yani hiper yerel mutfak. Şefler artık dünyanın öbür ucundan malzeme getirme derdine düşmek yerine kendi coğrafyalarının ürünleriyle hikaye çıkarıyor. Yerel üreticilerle çalışıyor, unutulmuş tarifleri güncelliyorlar. Tanıdık malzemeleri yeniden yorumluyorlar. Ülkemizdeki restoranlarda menüler bu eksende yenileniyor, yeni işletmeler de hiper yerel iddiasıyla açılıyor. En son Blend İstanbul’da karşılaştığım lezzetler, bunun yeni bir dönem olduğunu fark etmemi sağladı. Menüde ülkemizin imzası sayılan malzemelerle şaşırtıcı tariflerde karşılaştım. İçeceklerde de Mersin tahini, Isparta gül suyu, Alaçatı damla sakızı, Aydın inciri içeren yorumlarla. Ayrıca bu yaza yeme içmede damga vuran lezzetin Bursa şeftalisi, Bodrum mandalinası ve Çanakkale domatesi içeren tarifler olduğunu öğrendim. Bu dönüşüm bence yemekle sınırlı değil. Artık her yerde aynı deneyimi yaşamak istemiyoruz. Sadece orada bulunabilen bir şeyi deneyimlemek istiyoruz. Gerçek lüks de bu değil mi zaten?

Haberin Devamı

Yunanistandan iyi yaşam sırrı: Siga sigaCansu Ceren İlkan, akrilik, pastel ve oil stick'le üretim yapıyor.

ARADA KALAN ANLARA ÖZEL SERGİ

Hayatın büyük kısmı aslında sonuçlardan değil, arada kalan anlardan oluşuyor. Bir karar verilmeden hemen önceki tereddüt, bir ilişkinin gidişatının henüz belli olmadığı günler, eski benliğimizden çıkıp yenisine dönüşürken yaşadığımız o tanımsız boşluk. Berlin doğumlu, İstanbul merkezli sanatçı Cansu Ceren İlkan’ın ilk kişisel sergisi ‘In Between’ tam da bu duygunun peşine düşüyor. Haziran sonuna kadar İstanbul BECA’da görülebilecek sergi, iki duygu, iki an ve iki kimlik arasında sıkışıp kalan o sessiz alanı görünür kılıyor. Bu arada en sevdiğim sanatsal gelişmelerden biri de son dönemde birçok popüler mekanın genç sanatçıların eserleri için sergi alanı olarak da kullanılması. Çünkü sanatla, sadece sergilerde, galerilerde, müzelerde karşılaşmaktansa hayatın akışı içinde karşılaşmayı daha değerli buluyorum. O zaman eserler, duvarda asılı dekorlar olmaktan çıkıp hafızamıza ortak oluyor.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder