Rükzan SağırZ kuşağı AVM’leri yeniden ayağa kaldırıyor

HABERİ PAYLAŞ

Z kuşağı AVM’leri yeniden ayağa kaldırıyor

Alışveriş merkezlerinin sonunun geldiğini düşünüyorduk. Çevrimiçi ticaret büyüdükçe mağazalar kapandı, perakende zincirleri iflas etti. Hatta pandemiden sonra alışveriş merkezlerine (AVM) uğramaz olmuştuk. Ama şimdi ibre tersine dönmeye başladı. ABD’de geçen yıl Z kuşağı genel harcamalarının yüzde 62’sini mağazalardan yapmış. * 18-29 yaş grubu, AVM’ye iki haftada en az bir kez gidiyor. Son 10 yılda durağanlaşan AVM pazarında yeniden bir büyüme potansiyeli gözleniyor. Öyle olunca Amazon gibi e-ticaret şirketleri bile fiziksel mağazalar açmaya başladı. Oysa her şeyi internetten alabileceğimiz bir çağdayız. Bırakın kendinizi, kullandığınız yapay zeka ajanları da talimat vermemiz halinde artık sizin yerinize alışveriş yapabilecek durumda. Hatta isterseniz onların kullanımına özel kredi kartı bile çıkarabiliyorsunuz. O zaman gençler neden mağazalara gitmeye başladı? Son 15 yıla bir bakalım. Sosyal medya yüzünden günlük hayatımızın büyük bölümünü bize benzeyen insanlara maruz kalarak geçirmeye başladık. İlgi alanlarımız, zevklerimiz, hayat tarzımızı paylaşan insanlar düştü akışlarımıza hep. “Kendi topluluğunu bul” mottosu empoze edildi. Aslında bunun avantajı da vardı. Bu sayede gerçekten dünyanın diğer ucunda ortaklıklar taşıdığımız kişilerden haberdar olduk. Ama her teknolojik inovasyonun beklenmedik sonuçları var. Bir yandan da bize benzemeyenlerle karşılaşma hakkımız gasp edildi. Yankı odalarımıza hapsolduk.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Z kuşağı AVM’leri yeniden ayağa kaldırıyor

TAK SEPETİ KOLUNA , KISMETİNİ BULMAYA 

Algoritma hazretleri kimi uygun bulursa onunla karşılaştırmaya başladı bizi. Bu, günlük hayata da böyle sirayet etti. Herkes kendi topluluğuyla ayrışmış bir hayat sürer oldu. Oysa gerçek hayat böyle işlemez. Normalde bir kafeye gittiğinizde, bir markete girdiğinizde kimle karşılaşacağınızı seçemezsiniz veya bunu sizin yerinize seçecek bir algoritma sistemi (çok şükür ki henüz) yok. Yani sonsuz ihtimaller denizidir çevrimdışı hayat. O nedenle gençlerin fiziksel deneyimlere, mağazalara, AVM’lere yönelmesi çok anlaşılır ve haklı bir ihtiyaç. Finlandiya’daki Sinkkukori, yani ‘bekar sepeti’ uygulamasını duydunuz mu? Bu dönemde çıkması tesadüf değil. Süpermarketlerde pembe alışveriş sepetleri var. Kolunuza onları takarsanız, bekar olduğunuzu belli ediyorsunuz. Böylece sizi görüp konuşmak isteyen olursa yaklaşabiliyor. Karşınıza çıkacak kişiyle birbirinize dair hiçbir şey bilmemenin ve keşfetmenin keyfini yaşıyorsunuz. Bu hafta Gucci’nin son defilesinde de podyum bir mağazaya çevrilmişti. Apayrı giyim tarzlarına sahip modeller de farklı hayat hikayeleri olan müşterileri temsil ediyordu. İşte tam olarak gerçek hayat da böyle çalışıyor. Hiçbir ortak noktası olmayan insanların her an karşılaşabileceği bir kesişim alanıdır gerçek hayat. * Pazar araştırma ve tüketici verileri şirketi Circana’nın araştırma sonucu

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Z kuşağı AVM’leri yeniden ayağa kaldırıyor

 

DÜNYADA ARKADAŞLIK KITLIĞI YAŞANIYOR

Başlık, benim argümanım değil. İstatistikler böyle söylüyor. CNN’de gördüm. Google arama eğilimlerinde geçen ilkbaharda “Nasıl arkadaş edinilir?” araması tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış. ‘Nasıl sevgili bulunur’ ya da ‘nasıl aşık olunur’ sorularından bile daha fazla aranmış. Yalnızlık hissinin panzehiri, sanıldığı gibi romantik ilişki değil çünkü; arkadaşlık. Arkadaş bulmanın ve onu korumanın zorlaşması, dünyada her geçen yıl daha ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmeye başladı. Üniversitelerde uzmanlar oturup yetişkin insanlara nasıl arkadaş edinecekleri konusunda bilimsel reçete çıkarmaya başladı. Vardıkları sonuç da şöyle... Arkadaşlığın şartı, sık etkileşime geçmek ve birbirinden hoşlanmak. Devam ettirmek ve derinleştirmek için de güvenmek, kırılgan yanlarınızı göstermek, yardım isteyebilmek ve yardım etmek, uzun görüşmeler yerine kısa buluşmalara zaman ayırabilmek, kusursuz anı beklemeden temas edebilmek gerekiyor. Nevrotik şair Sylvia Plath, “İnsanlara hiçbir zaman en zayıf yanlarımı göstermedim, beni yok etme gücünü onlara bahşetmekten korktum” diyordu. Kendisi güven sorunlarını aşamadığından yaşamına acı bir şekilde son vermişti... Dostoyevski de tam tersini savunur. “Birinden zayıf yanlarınızı sakladığınızda, sizi olduğunuz gibi sevmesi şansını da kaybedersiniz” der. Montaigne, dostundan “Çünkü o, oydu. Ben de bendim” diye bahseder. Bana kalırsa da arkadaşlığın temel kriteri budur, yumruk yeme kuşkusu duymadan yumuşak karnını açabilmektir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Z kuşağı AVM’leri yeniden ayağa kaldırıyor

Haberin Devamı
Haberin Devamı

SUÇ ORTAKLIĞIN DA DAYANIŞMA KAPASİTESİ 

Cornell Üniversitesi’nin erkek kardeşliği grubunun Snapchat’te ortak paylaşım hesabı var. Bir üniversiteli genç, okul arkadaşı bir kıza şuuru yerinde değilken cinsel saldırıda bulunuyor ve kızın mahrem görüntüsünü bu gruba atıyor. Grupta tam 57 erkek var. 6’sı daha sonra cinsel saldırıya ortak olmaya gidiyor! Cornell Üniversitesi’ndeki toplu tecavüz skandalının yansıması iki gün önce POSTA arka kapaktaydı. Ayrıntıları çıktıkça olay daha korkunç bir yere gidiyor. 7 saldırgan öğrenci yargılanacak. Peki kalan 50 öğrenci? Bu mesajlaşmaları gören ve susan, hiçbir şey yapmayan, adeta dayanışma örneği sergileyen 50 öğrenci?.. Söz konusu ‘kendilerinin de işleyebileceği bir suç’ olduğunda bazı topluluklar dünyanın en sıkı dayanışan örgütüne dönüşüveriyor.

Z kuşağı AVM’leri yeniden ayağa kaldırıyor

Sıradaki haber yükleniyor...
holder