Kırmızı Oda, tam da kitapta anlatıldığı gibi

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kitap okumayı çocukluğundan beri çok seven biri olarak, bundan 1 sene önce arkadaşımın tavsiyesi ile Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun 'Madalyonun İçi' kitabını okudum.

Ne olduysa o kitaptan sonra oldu. Bu kitabın arkasından yine aynı yazarın, 'Günahın Üç Rengi', 'Hayata Dön', 'Kral Kaybederse' ve 'Camdaki Kız' isimli kitaplarını bir nefeste okuyup bitirdim.

İşin gerçeği bu kitaplar; benim gibi dram okuyamayan, izleyemeyen birini bile naif anlatım dili, tasvirleri ve hikayelerin gelişime sürecini tadında bırakan anlatımıyla büyüledi.

O dönemlerde bir dizinin psikolojik sahnelerini yazdığını öğrendiğim Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun, her ne kadar o dizideki sahnelerini seyredememiş olsam da, açıkçası iyi bir okur olarak kitaplarının televizyonda yer alacağını tahmin edebiliyordum. Çünkü hikayeler çok can alıcı, inanılmaz ama gerçek ve mutlu sonla tedavi süreci tamamlanmış şekilde bitiyordu.

Beklediğim de oldu. Önce ‘Kırmızı Oda’ girdi hayatımıza, sonrasında ‘Masumlar Apartmanı’. 

'Kırmızı Oda'da, Gülseren Budayıcıoğlu’nun kliniği, asistanı, odası ve hatta yemek alanı bile tam da kitapta tasvir edildiği gibi kurgulanmış. 

Kitabı okuyan herkes benimle aynı şeyi hissetmiştir eminim. Çünkü müthiş bir tasvir yeteneğiyle anlatılan klinik bir anda gözünüzün önünde can buluyor. İnsanlar, danışanlar, psikologlar…

Yazarın, kitabında sık sık bahsettiği ‘kader motifi’, doğduğumuz evin kaderimizi nasıl yazdığı, şiddet veya ilgisizlikle büyüyen çocukların hayatlarına o şiddeti veya ilgisizliği, aldatılmayı yaşatacak insanları çekme gücünü anlatıyor ve diyor ki, "Kader motifini fark ettiğin an değişirsin. Artık o motifi ince ince ve yeniden örmek, yanlış gideni düzeltmek, o kırılmayı yaşayıp kemikleşmiş hataları bırakıp yeniden başlamak senin elinde…"

Bu belki başka ve çok daha detaylı bir yazının konusu ama ben asıl dizideki oyunculuktan bahsetmek istiyorum. 

Oyuncu seçimi nasıl ve kimlerle yapılmış bilemem ama ellerine sağlık! Binnur Kaya, Melisa Sözen, Evrim Alasya, Salih Bademci, Hande Doğandemir gibi karakterlere can veren ve izlerken ağlatan, düşündüren, en önemlisi hissettiren oyuncular, gerçekten işin hakkını vermiş.

Diziyi izlerken, oyuncular oynamamış da sanki sanki gerçekten yaşadıkları travmaları o kırmızı odada anlatmaya gelmişler, Binnur Kaya kitapta danışanlarını dinleyen Dr. Gülseren Budayıcıoğlu‘nun koltuğunda ‘o’ olmuş gibi hissediyorsunuz.

Bu hissi uyandıran tüm oyuncuları ve kitaplarıyla, senaryolarıyla farkındalık yaratan Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nu bir kez de buradan tebrik etmek istiyorum.

Bu sırada, bu ve diğer diziler için tepki veren meslektaşları olduğunu sosyal medyadan gören biri olarak sormak istediğim bir şey var: Takdir etmek bu kadar mı zor gerçekten?

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder