SMA hastası çocuklara desteğinize teşekkürler!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ülkemizde son dönemde adını sıkça duyduğumuz, sosyal medyada ailelerin evlatları için çırpınışına tanık olduğumuz ve herbirimizin eminim elinden geleni yapmaya çalıştığı, maalesef sınırlı zaman ve bahsedilen yüksek meblağlar yüzünden çaresiz hissettiğimizi bir hastalık türü, SMA..

Genetik geçişli bir kas hastalığı olan SMA’nın iki farklı tipi mevcut. Birincisi doğum itibariyle tanısı konulan birinci tip, diğeri ise ilerleyen yaşta fark edilen tip iki.

SGK’nın karşılamadığı ve ilacının yurtdışından temini edilebildiği bu hastalığın, sosyal medyada yasal bir derneği olduğu gibi, aileler bireysel olarak kitlelere ulaşmak ve bağışlarla evlatlarını yaşatabilmek için çırpınıyorlar.

Bir anne-baba için daha acı bir şey olabilir mi sizce? Bahsedilen rakamlar çok ciddi boyutta maalesef.

Yazın başlarında, SMA hastası çocuklar için bir televizyon kanalı ile bağış kampanyası düzenlemek için kolları sıvamıştım ki, bağışlanan para bir havuzda toplanamadığı ve hastalığın ilacı Türkiye’de olmadığı için devam edemedik.

Sosyal medyada bu duruma duyarsız kalamayan ünlüler, fenomenler ve birçok kişi bağış toplayabilmek için, bir nebze destek olabilmek için canlı yayınlar, kampanyalar yapıyor.

İşte burada da bizim insanımızın yüce gönüllüğü ortaya çıkıyor.

Geçen günlerde, SMA hastası dört çocuk için bir canlı yayın kermesi düzenlendi.

Şu anda benimde çok sevdiğim ve daha önce sizlere bahsettiğim ‘Sen Çal Kapımı’ dizisi oyuncuları olan tecrübeli tiyatro ve dizi/sinema oyuncuları Neslihan Yeldan, Alican Aytekin ve Evrim Doğan, set aralarında oynadıkları dizinin setinden, dizi için kullanılan eşyaları satarak SMA hastası dört çocuk için bağış topladılar.

Öncelikle, Neslihan Yeldan’ı, Alican Aytekin’i ve Evrim Doğan’ı iyi niyetleri ve bu şahane çabaları için kutluyorum, emeklerine sağlık.

Aldığım mesajlardan anladığım şu ki, aileler bu yardım kermesinden hem çok mutlu hem de önemsenmek ve en önemlisi görülmek onlara umut aşılamış.

Sevgili Neslihan Hanım, Evrim Hanım ve Alican Bey; farkında mısınız bilmiyorum ama motivasyonlarını güçlü tutmaları gereken bir dönemde, evlatlarının hastalığı ile çırpınana ailelere umut oldunuz, yüzlerinizi bir nebze de olsa güldürdünüz. Duyulduklarını, görüldüklerini hissettirdiniz.

Biliyorum ki, bu çaresiz dönemde insana en ağır gelen, görünmüyor, duyulmuyor olmaktır.

Bu güzel bağış kampanyalarının devamının gelmesini ve hiçbir anne-babanın evladıyla sınanmaması en büyük duam.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder