2013'te kadın olmak zordu, çok zor!

02 Ocak 2014, Perşembe 08:52
AA

2013, Türkiye’deki kadınlar için efsane bir yıl oldu. Birileri geldi ve onlara ne içeceğinden ne zaman içeceğine, ne giyeceğinden nasıl giyeceğine, rujunun renginden yaşayacağı eve, izleyeceği diziden kaç çocuk yapacağına kadar emirler verdi. Kürtajı, ertesi gün hapı, hamileyken sokağa çıkması, gebelik testi yaptırdığı için kocasının aranması derken doğurganlığı da devlet meselesi oldu.

Kızlı erkekli diye bir kavram trend oldu. Ülkenin, “Kızlarla erkekler okulda aynı merdivenleri kullanıyor. Hiç içime sinmiyor” diyen bir il emniyet müdür oldu. “Boğaziçi Üniversitesi’ne kaydolacaktım ama gittim baktım. Kızlı-erkekli banklarda oturuyorlar. Ben buraya kaydolursam, yoldan çıkarım dedim. Başka üniversiteye başvurumu yaptım” diyen bir ulaştırma bakanı oldu. “Kim kızının birilerinin kucağına oturmasını ister ki!” diyen oldu, “Kızınız buraya aşk yaşamaya mı okumaya mı geliyor” diyen okul müdürü oldu. “Maalesef şimdiye kadar kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim yaptırılmasını büyük bir yanlışlık olarak değerlendiriyorum. İnşallah bu yanlışlık önümüzdeki dönem içinde düzeltilecek” diyen meclis başkan vekili oldu...

Tesettüre uygun hostes kıyafetleri bir süre gündemi salladı. Yetmedi. Hosteslerin kırmızı ruju platin sarısı saçı yasak konusu oldu...

Türban da pantolon da meclise girdi.  İç tüzüğün 56. maddesinin 2. fırkasının son cümlesi "Kadınlar tayyör ya da ceket ve pantolon giyerler" şeklinde düzenlendi. Daha önceki maddede "Bayanlar" yazıyordu. Türk bayanı, Türk kadınına terfi etti. Etti etmesine ama burası ülkenin başındakilerin “Kız mıdır, kadın mıdır” gibi bir soru sorduğu bir ülkeydi...



Bir kadın ahlaksızlık suçuyla ordudan atıldı ve intihar etti. Diğeri dokuz senesini orduya vermiş bir yüzbaşıydı, iffetsizlik suçuyla ordudan atıldı. Başka biri hakim adayıydı; muhafazakar olmamakla, tayt giymekle, bira içmekle suçlandı, canına kıydı…

Vücudunda bir erkek yaşadığını söyleyerek cinsiyet değiştiren bir diğeri haftalarca gündem de kaldı. Kah tebrik edildi, kah tehdit edildi...

Türkiye’de kadın cinayetleri son 10 yılda yüzde bin 400 arttı. 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken, 2013’ün sadece ilk dokuz ayında bu rakam 842’ye ulaştı. Öldürülen, tecavüze, tacize uğrayan kadınlar unutuldu. Onlara bu zulümleri çektirenler ya serbest kaldı ya da kadının canının da haklarının da ne kadar ucuz olduğunu gösterecek şekilde cezalandırıldı...

2013’te tartıştığı erkek arkadaşından sokak ortasında dayak yiyen bir kadının haberini 'Nakavt' başlığıyla veren bir gazetesi vardı Türkiye’nin. Kadınların sevgilileri ve kocaları tarafından dövülüp öldürülmeleri o kadar doğaldı ki haberin başlığına sövüp saydık, kadının ve kadınlarımızın durumunu ikinci plana attık!

İki aylık bebeğini evde tek başına bırakıp dokuz günlük bayram tatiline giden kadını bir hafta konuştuk. 18 yaşının altında evlendirilen çocuk gelinlere de birkaç saniyelik üzüntü duyduk...

İki çocuk annesi ve evli Sarai Sierra Türkiye’de vahşice öldürüldü. “Evli ve çocuklu kadının tek başına tatilde ne işi varmış” dendi...

Kadınların kıyafeti nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini savunan partinin genel başkan yardımcısı yüzünden Gözde Kansu dekolte bahanesiyle işinden oldu...

TRT ekrana çıkan kadınların kıyafetleri konusunda bazı uygulamalar getirdi. Sıfır kol ve köprücük kemiğe kadar olan yakalar uygun değildi artık. Mini etek zaten tedavülden kalkmıştı...

Sadece TRT’de değil her kanalda bir RTÜK korkusu vardı. Yeşilçam klasiklerinden Turist Ömer filmindeki göğüs dekoltesine bile buzlama geldi. Efsanevi romantik komedi When Harry Met Sally’deki yine efsanevi orgazm taklidi sahnesi de sansürlendi. Anlayacağınız orgazmın taklidi bile kadına helal edilmedi!

Gezi Parkı direnişinde de kadın eli vardı. Türkiye’nin “baba” gazetecileri ezilip büzülürken Başbakan’a dobra dobra Gezi’yi soran da bir kadındı... Direnişin sembolü olan “kırmızı elbiseli” de, tazyikli suya göğsünü siper eden “siyah elbiseli” de... Tencere tava çalanların çoğu da... Gazdan kaçanlara evlerini açanlar da...
Çocuklarını ve eylem haklarını destekleyenler de... Yaralanan ve ölen çocuklarının ardından yürekleri yanan da...

Gözaltına alınıp çıplak arama yapılan kadınlar da oldu bu dönemde, gözaltında taciz edilen, psikolojik şiddete maruz kalan da!

Kabataş’ta 70-100 kişilik grup tarafından dövüldüğü, tartaklandığı ve üzerine çiş yapıldığı iddia edilen başörtülü Z.D. de bir kadındı...

Dünya Ekonomik Forumu'nun (DEF) yayımladığı 2013 cinsiyet ayrımcılığı raporuna göre, 2006'da 115 ülke arasında 105. Sırada yer alan Türkiye 2013’te 135 ülke arasında 120. sırada görüldü. Anlayacağınız 2013’te de Türkiye siyasal katılım, ekonomik eşitlik, eğitim ve sağlık hakkı gibi farklı alanlarda kadınına pek eşit davranmamıştı...

Futbol kulüplerinin 'seyircisiz maç' cezalarında, stada sadece kadınların ve çocukların alınması uygulaması 2013’te oldukça yürürlükteydi. Kadınları “ceza” olarak mı yolladılar maçlara yoksa onlara çekilmiş bir kıyak mıydı kimse emin olamadı!

Yılın sonunda 2013’ü sokakta geçiren kadınlar yine tacizden kurtulamadı. Polis ne kadar uğraşsa da kadınlar yine savunmasız kaldı. Derken havai fişekler patladı ve yıl bitti. 2014 nelere gebe geldi? 2014’te Türkiye’deki kadın manzaraları değişecek miydi? Daha az kadın ölüp, dövülüp, taciz edilip hor görülecek miydi? Giydiğine, gittiğine daha az karışılacak mıydı? Sevdiğine, sevgilisine sarılması, yanına oturması, öpmesi sıkıntı olmaya devam edecek miydi? Yoksa 2014’te kadın, sadece kadın olduğu için konu edilmekten kurtulabilecek miydi? 2014 hoş gelmiş miydi? Yoksa gelen gideni aratacak mıydı? Hep birlikte yaşayıp görebilecek miydik yoksa kızlı erkekli görmek de yasaklanacak mıydı?!

2013’te ne olduysa oldu, 2014 her şeye rağmen ümit dolu! Rızkı, bereketi, şansı, sağlığı, özgürlükleri ve eşitliği bol bir yıl olsun! Amin!


 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.