Sadık Gültekin’le Doğru Tercih Yükseköğretimin yüksek sorunları (1)
HABERİ PAYLAŞ

Yükseköğretimin yüksek sorunları (1)

Türk yükseköğretiminde 2006 sonrası niceliksel anlamda önemli gelişmeler kaydedildi. Kurulan çok sayıda devlet ve vakıf üniversitesi sayesinde öğrenci sayısında ve okullaşma oranında artış kaydedildi. Cumhuriyet döneminde ilk üniversitenin kurulduğu 1933’ten 2006 yılına kadar, 73 yılda 77 üniversite kuruldu. 2006’dan günümüze kadar olan sürede ise 130 yeni üniversite açıldı.

***

1981 yılında Türkiye’de 19 üniversite, 237 bin öğrenci ve 21 bin öğretim elemanı vardı. Bugün Türkiye’de 207 üniversite, 8 milyon öğrenci ve 180 bin akademisyen var. 1981 yılında kurulan YÖK, artık bu yükü kaldıramıyor. Bu elbise YÖK’e dar geliyor. Milli Eğitim gibi yükseköğretimin de ayrı bir bakanlığının olmasında yarar var.

***

Mevcut kanunlara göre Türkiye’de devletin dışında sadece vakıflar üniversite açabiliyor. Yükseköğretimdeki sorunların en başında kapasite yetersizliği geliyor. Her yıl sınava katılan adayların ancak yüzde 20’si lisans bölümlerine yerleşebiliyor. Yükseköğretimde kapasite artışı sağlamak, arz-talep dengesini karşılayabilmek için özel ve tüzel kişilerin de üniversite açabilmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalı.

***

Üniversite sınavlarına başvuran adayların ancak beşte biri lisans programlarına yerleşiyor. Bu adayların sadece yüzde 10’u istediği bölüme ulaşmanın mutluluğunu yaşıyor, diğerleri ise küskün. Üniversiteyi kazananların büyük bir kısmı tercihleri ve istekleri doğrultusunda değil, sistemin öngördüğü dayatmalar sonucu ve çoğu zaman istemedikleri bölümlere savruluyor. Yorucu ve sıkıcı yılların sonunda mezun olan öğrenciler, bu kez diplomalı mezunlar olarak işsizler ordusuna katılıyor.

***

Mevcut yükseköğretim sisteminde üniversitelerin öğrenci alımında hiçbir söz hakkı yok. Üniversiteler öğrenci alırken kendi şartlarını belirleyemiyor. Oysa küreselleşen dünyada ayakta kalabilmenin yolu rekabetten geçiyor. Merkezi sistem, öğrenciler arasındaki rekabeti desteklerken, üniversiteler arasındaki rekabeti ortadan kaldırıyor. Bunun sonucunda birbirine benzer bir yapı ortaya çıkıyor.

***

Mevcut sistem, iyi bir bölüme girmek isteyen öğrenciden, neredeyse tüm derslerdeki soruları doğru yapmasını istiyor. Sistem, adayların fazla ilgilerinin olmadığı alanlardaki kitabi bilgileri ezberlemesini şart koşuyor. Matematik dersinde başarılı olan bir öğrenci, Türkçe ve biyoloji sorularını yapamıyorsa, mevcut koşullarda iyi bir bölüme asla giremiyor. Oysa öğrenci matematik dersinde iyi, fakat diğer alanlarda yeterli düzeyde olamayabilir ama sistem bunu asla kabul etmiyor. Mevcut yapı sınava katılan adaylar üzerinde büyük bir baskıya neden oluyor.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder