Sadık Gültekin’le Doğru TercihArtin'in torunu Çankırılı Boris!

HABERİ PAYLAŞ

Artin'in torunu Çankırılı Boris!

Sorgudaki son sözleri, “Bu davanın muvaffak olacağını hiç tahmin etmiyordum. Muvaffakıyetsizlik halinde ise büyük devletleri daha ziyade şiddete sevk ederek vatanın tamamıyla harap olmasına sebep olunacaktı. Ben, Türk milletinde bu kadar büyük yaşama gayreti ve mücadele ruhu mevcut olduğunu bilmiyordum. Bu bilgisizliğimden dolayı mazur görülmeliyim. Çünkü hayatımın büyük kısmı Avrupa’da geçti. Türk Milleti’ni tanıyamamışım” oldu. Ona göre İtilaf Devletleri aslında Osmanlı’yı yok etmek istemiyordu. İtilaf Devletleri’nin amacı, I. Dünya Savaşı’na girip savaşı üç yıl uzattığımız için bizi cezalandırmaktı. Savaşı çıkaran İttihatçılar temizlendikten sonra işgalin biteceğine inanıyordu. Yazılarında Mustafa Kemal’i deli, Anadolu’da şuursuzca gezen bir serseri, Anadolu halkını aldatan bir sahtekar olarak nitelendiriyordu.

Haberin Devamı

Bir yazısında, “Cidden kafasız, daltaban bir halkız” diyerek, gelişmiş batı devletlerinin geri kalmış Osmanlı’yı işgal etmesini haklı buluyordu. “Hakkı İstiklal ve Türkler” başlıklı bir makalesinde, bu konudaki düşüncelerini şöyle dile getiriyor: “Kendini idareye iktisaden, ilmen, siyaseten ve medeniyetten muktedir olamayan bir kavmi, haydi git istediğini yap diye başıboş bırakmanın ne terakkiye ne insaniyete hizmet olmayacağını, bilakis cihanda kargaşa ve zararları artırmanın yanı sıra asrın icaplarını idrak edememektir.” Bir başka yazısında, “Kuva-yi Milliye, Anadolu halkına zulmeden, paralarını çalan, kızlarını kaçıran bir eşkıya çetesidir. Anadolu’da başlayan Milli Mücadele, vatanı kurtarmaya yönelik bağımsız bir hareket değil, İttihat ve Terakki’nin ‘kılık değiştirmiş’ halidir. Mustafa Kemal ve arkadaşları, İttihatçı artıklarıdır; devleti yeni bir maceraya sürükleyerek tamamen yok olmasına neden olacaklardır” diyor.

Muhalefeti, Türk ordusunun Yunan ordusunu denize döktüğü Büyük Taarruz’a kadar şiddetini korudu. O, son ana kadar Ankara’nın askeri bir zafer kazanmasının imkansız olduğunu, bunun bir hayalden ibaret olduğunu savundu. 9 Eylül 1922’de Türk ordusunun İzmir’e girmesi, bütün tezlerini çürüttü. 10 Eylül 1922’de Peyam-ı Sabah gazetesinde yayımlanan son yazısı, “Gayeler Bir İdi ve Birdir” başlıklı yazısı, tarihi bir “U” dönüşün belgesidir. Son yazısı ile affedileceğini düşündü, yurt dışına kaçmadı. Önce gazeteden kovuldu, sonra da tutuklandı. 6 Kasım 1922 günü, Beyoğlu’ndaki Tokatlıyan Oteli’nde berberde tıraş olurken gözaltına alındı ve İzmit’e götürüldü. Sorgudan sonra mahkemeye gönderilmek üzere dışarı çıkarken karargah önünde toplanan bir grup sivil tarafından linç edildi. Taşlar, sopalar ve çekiçlerle saldırıya uğradı, feci şekilde can verdi.

Haberin Devamı

Ali Kemal, İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin (İngiliz Dostları Derneği) en faal üyelerinden biriydi. Cemiyetin amacı, İngiltere’nin desteğini alarak imparatorluğun toprak bütünlüğünü korumaktı. Sait Molla ve Rahip Frew gibi isimlerle birlikte çalışan Ali Kemal, İngiliz mandasını savunuyordu. Milli direnişin İngilizleri kızdırarak ülkenin parçalanmasına yol açacağını iddia ediyordu. Bu tutumu, onun “İngiliz ajanı” olarak algılanmasına neden oldu. 1914’te İttihatçıların Ermeni reformlarını geciktirmesini eleştiren Ali Kemal, Batılıların müdahalesini önlemek için bu reformların yapılması gerektiğini savunuyordu. 1915 Tehciri ve sonrasında yaşanan olayları sert bir dille eleştirdi. Ermenileri savunduğu için, muhalifler tarafından Ermeni ismi olan “Artin” olarak anılmaya başlandı. Anadolu halkını “Etrak-ı bi idrak” (İdraksiz Türkler) olarak aşağılayan Ali Kemal, aslında kökleri itibarıyla Anadolu’nun göbeğinden, Çankırı’dan gelen bir ailenin çocuğudur. İlk evliliğini, İsviçre’de tanıştığı İngiliz Winifred Brun ile yaptı. Bu evlilikten Osman Kemal (Wilfred Johnson) doğdu. Annesinin ölümü üzerine İngiltere’de kalan Wilfred, “Johnson” soyadını aldı. Wilfred’in oğlu Stanley Johnson, onun oğlu ise eski Londra Belediye Başkanı ve Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’dır.

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder