'Bildiğimiz başka hakikat başka!'

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhuriyet'in kuruluş dönemine kadar Darülfünun için çeşitli yenileme, çağa uydurma çalışmaları yapılır. Ancak bu girişimlerin hiçbiri uzun soluklu ve programlı olmaz. 1930 yılına gelindiğinde Darülfünun’a yönelik eleştirilerin şiddeti iyice artmaya başlar. Eğitimden sağlığa kadar her alanda hamleler başlatılan bir dönemde, Atatürk, Darülfünun’daki yetersizliğe daha fazla kayıtsız kalamaz.

***

İstanbul Darülfünunu'nu bir emirle kaldırmak felaketle sonuçlanabilirdi. Tüm eski ve köhneleşmiş yapısına rağmen, yine de o kurum ülkenin en önemli eğitim merkezlerinden biriydi. Reformun yapılabilmesi için çok iyi yetişmiş öğretim üyelerine ve zamana ihtiyaç vardı.

***

Öncelikle, gerçekçi bir durum analizi yapılmalı ve üniversitenin tüm sorunları madde madde masaya yatırılmalıydı. Bu amaçla, yine aynı yıllar içinde, İsviçre’den Prof. Dr. Albert Malche, Türkiye’ye davet edilerek bir inceleme yapması istenir. Prof. Malche, İsviçre Cenevre Üniversitesi pedagoji profesörü olmasının yanı sıra rektörlük yapmış, bu alanda dünya çapında tanınan bir otoritedir.

***

Malche, Türkiye’de bütün kurum ve yetkililer ile uzun görüşmeler, incelemeler sonunda birçok öneri içeren 95 sayfalık bir rapor hazırlar. Prof. Malche, 95 sayfalık geniş ayrıntılı değerlendirme raporunu 29 Mayıs 1932’de takdim eder. Malche’nin raporu gizli tutulur. Sadece üst düzey bazı kişiler ve Atatürk tarafından okunur. Raporu okuyan Atatürk’ün yorumu kısadır: “Bildiğimiz başka, hakikat başka!” 31 Temmuz 1933 tarihinden itibaren lağvedilen Darülfünun'da görevli 157 öğretim üyesinden sadece 83’ü çalışmalarına devam eder, diğerlerinin yeni kurumla ilişikleri kesilir.

***

İşte, Malche’nin hazırladığı o rapordan bazı önemli tavsiyeler:

- İmtihanlar çok sıkı olmalı ve hafızadan ziyade talebenin malumatını tatbik sahası bulabileceği amelî meselelere ait olmalıdır.

- Türkçe dersler, ufuk açıcı değil, sadece bir ansiklopedinin özeti şeklinde ele alınmaktadır.

- Türkçe yayın yeteri kadar yoktur. Yabancı yayınları okuyup anlayacak talebe sayısı çok azdır.

- Memur sayısı çok fazladır, bunları azaltmak ve muhtaç talebeleri görevlendirmek uygundur.

- Profesör atamaları ve azledilmeleri keyfidir. Hiçbir mesele Darülfünun’un istikbali için bu kadar mühim değildir.

- Derslere ait kitaplar bulunmadığı gibi, profesörler de kitap yazmaları için telif ve neşre davet olunmalıdır.

- Pratik dersler toplam eğitim süresinin en az üçte birini kapsamalıdır.

- İstanbul Darülfünunu'nun onu şuurlu bir şekilde belli bir noktaya yönlendiren ilmî ve fikrî bir hızdan nasibdar bulunduğunu görmedim.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder