Sadık Gültekin’le Doğru TercihBu kadar tıp fakültesine ihtiyaç var mı?

HABERİ PAYLAŞ

Bu kadar tıp fakültesine ihtiyaç var mı?

Türkiye’de yükseköğretim sistemi stratejik bir dönüşüm sürecinden geçiyor. YÖK, akademik kalitenin artırılması ve mezun istihdam dengesinin sağlanması amacıyla toplam kontenjanlarda yüzde 23 oranında bir azaltmaya gitti. Ancak eğitimden hukuka, mimarlıktan mühendisliğe kadar pek çok alanda uygulanan bu daralma politikası, tıp fakülteleri söz konusu olduğunda yerini daha korumacı bir yaklaşıma bırakıyor. YÖK’ün 2024 ve 2025 akademik yılları için belirlediği yol haritası, “veriye dayalı planlama” prensibi üzerine inşa edildi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar tarafından açıklanan bu vizyon, iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğundan fazla mezun veren ve istihdamla alakası zayıflayan programlarda ısrar etmenin hem mali hem de insan kaynağı israfı olduğunu savunuyor. Bu kapsamda, 2023-2025 döneminde toplam üniversite kontenjanı 1 milyon 90 bin 14’ten 843 bin 547’ye düşürülerek, sistemden toplam 246 bin 467 kontenjan çıkarıldı. Bu genel daralma politikasının temel hedefleri arasında mezun fazlasının önüne geçilmesi, akademik kalitenin artırılması ve yükseköğretimin iş gücü piyasasıyla uyumunun güçlendirilmesi yer alıyor. Özellikle öğretmenlik programları, hukuk, mimarlık, eczacılık, diş hekimliği ve psikoloji gibi alanlarda kontenjanlar düşürüldü. Devlet üniversitelerindeki hukuk programlarında 2025 yılında yüzde 45 oranında bir azaltım uygulandı, benzer bir daralmanın 2026 itibarıyla vakıf üniversitelerinde de hayata geçirilmesi kararlaştırıldı.

Haberin Devamı

YÖK’ün bu tutumu, yükseköğretimi sadece bir diploma edinme süreci olarak değil, ülkenin orta ve uzun vadeli insan kaynağı planlamasının bir parçası olarak gördüğünü kanıtlıyor. Ancak bu genel tablonun aksine, tıp fakültelerindeki tutum, “erişimi sınırlamayan ancak niteliği artırmayı hedefleyen” bir denge arayışı olarak sunulsa da sayısal veriler tıp eğitiminin bu genel daralma dalgasından büyük ölçüde muaf tutulduğunu gösteriyor. YÖK’ün stratejik planlamasında tıp fakültesi kontenjanları büyük oranda korundu. Bu durum, diğer disiplinlerde uygulanan “mezun fazlasını engelleme” mantığının tıp alanında henüz geçerli görülmediğini ortaya koyuyor. Ancak bu koruma hali, devlet ve vakıf üniversiteleri arasında dengesiz bir dağılım sergiliyor. Devlet üniversitelerinde sembolik bir azalış yaşanırken, vakıf üniversitelerindeki tıp kontenjanlarında yüzde 34’ün üzerinde bir artış yaşanıyor.

Haberin Devamı

Bu durum, YÖK’ün genel kontenjan azaltma politikasıyla tıp fakültelerindeki tutumunun “toplam kapasite” bazında örtüşmediğini, aksine tıp alanında kapasite genişlemesinin devam ettiğini belgeliyor. Vakıf üniversitelerindeki bu artış, tıp eğitiminin bu kurumlar için yüksek prestijli ve finansal getirisi yüksek bir alan olmasından kaynaklanabileceği gibi, devletin hekim açığını kapatma yükünü özel sektöre de paylaştırma stratejisinin bir yansıması olarak okunabilir. Türkiye’deki tıp eğitimi altyapısını küresel standartlarla kıyaslamak, YÖK’ün izlediği yolun doğruluğunu veya risklerini anlamak adına kritiktir. Türkiye, son yirmi yılda tıp fakültesi sayısında devasa bir büyüme kaydederek Avrupa’da en çok tıp fakültesine sahip ülke konumuna geldi. Türkiye’de 91’i devlet, 37’si vakıf olmak üzere toplam 128 tıp fakültesi bulunuyor. Bu veri, benzer nüfusa sahip gelişmiş Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’nin çok daha yoğun bir fakülte sayısına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Almanya’nın, Türkiye ile hemen hemen aynı nüfusa sahip olmasına rağmen sadece 43 tıp fakültesi bulunuyor. Bu durum, Türkiye’nin nüfusa oranla Almanya’dan yaklaşık üç kat daha fazla tıp fakültesine sahip olduğu anlamına geliyor. Türkiye’nin 128 tıp fakültesine karşılık Fransa 37, İtalya ise 44 tıp fakültesi ile hekim ihtiyacını karşılıyor. Türkiye’nin yıllık 22 bine yaklaşan öğrenci kapasitesi, sözünü ettiğimiz Avrupa ülkelerinin toplam kapasitesinin oldukça üzerinde yer alıyor (Devam edecek).

Haberin Devamı
Sıradaki haber yükleniyor...
holder